?>

Tebeşir Kokulu İtibardan WhatsApp Gruplarına

Fatih Gözüaçık

2 ay önce

        40’lı yaşların üzerinde olanlar bilirler. Bir zamanlar öğretmen mahallenin en saygın insanı, bir köyün en güvenilir bilgesiydi. Herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşüldüğü zaman öğretmenden fikir alınırdı sözü kuraldı, altın değerindeydi. Kapısı çalınırken çekinilirdi, sınıfa girdiği zaman ayağa kalkılırdı, sokakta görünce ön iliklenirdi. Bu öğretmen figürü yerini, bugün ne yazık ki sistemin dişlileri arasında sıkışmış, ekonomik ve sosyal prestij savaşı veren, itibarı yerle bir olmuş bir meslek grubu aldı. Eski ile yeniyi kıyasladığımızda, değişimin sadece tahtanın renginde değil, toplumun öğretmene bakış açısında yaşandığını acı bir şekilde görüyoruz.

      Eski dönemlerde öğretmenlik, sadece bir geçim kapısı değil, bir yaşam biçimiydi. Öğretmenin maaşı belki hiçbir zaman bir servet değildi ancak satın alma gücü bugünkünden yüksekti. Bir öğretmen, maaşıyla ailesini geçindirir, evini alır, çocuklarını okuturdu. Ama daha önemlisi manevi otoritesiydi. Veli çocuğunu eti senin, kemiği benim diyerek teslim ederdi öğretmene. Bu anlayış, velinin öğretmene duyduğu mutlak güvenin bir sembolüydü. Veli, öğretmeni kendi ortağı olarak görür, eğitime müdahale etmek yerine destek olurdu. Sınıfta öğretmenin sözü kesilmez, koridorda karşılaşıldığında ceket iliklenirdi. Bu, korkudan ziyade, bilgiye ve o bilgiyi taşıyan kişiye duyulan bir hürmetti. Öğretmen, toplumun aydınlanma meşalesiydi. Köyde veya mahallede bir sorun yaşandığında hakemliğine başvurulan ilk kişiydi.

     Günümüzde durum ne peki? Eğitim sistemimiz, teknolojiyi sınıflara soktu ancak öğretmenin ruhunu sanki dışarıda bıraktı. Bugün kamu ve özel sektördeki öğretmenler, geçmişin o dokunulmaz ağırlığından çok uzaktalar. Eğitim artık bir kamu hizmetinden ziyade, özellikle özel sektörde bir hizmet ürününe dönüştü. Veli ise artık bir müşteri. Müşteri her zaman haklı olduğu için, öğretmenin pedagojik kararları veli tarafından sorgulanır, hatta şikâyet hattı (CİMER vb.) tehditleriyle baskı altına alınır hale geldi. Eskinin orta sınıfının sembolü olan öğretmen, bugün yoksulluk sınırının altında veya kıyısında bir yaşam mücadelesi veriyor. Özel okullarda asgari ücretin altına düşen maaş teklifleri, kamuda ise enflasyon karşısında eriyen alım gücü, öğretmenin odağını öğrenciye ne verebilirim bu ayı nasıl çıkarırım kaydırdı. Eskiden tek bilgi kaynağı öğretmen iken, bugün bilgi her yerde. Bu durum öğretmenin rolünü kolaylaştıracağına zorlaştırdı. Öğretmen artık sadece ders anlatan değil dijital evrak işlerini (e-okul, analizler, raporlar) takip eden, veli WhatsApp gruplarında 7/24 mesai yapan bir operatöre dönüştü. Eskiden zorluklar imkansızlıklar, yolsuz köyler, sobalı sınıflar vardı ancak o zamanın öğretmeni yalnız değildi. Şimdi ise köy okulları kapandı kapanmayanlara ise öğretmen gitmek istemiyor; ücretli öğretmenlerle boşluk kapatılmaya çalışıyor. Eski ile yeniyi kıyasladığımızda eskiden imkanlar kısıtlı, itibar yüksekti; bugün imkanlar geniş, itibar yerlerde. Bir ülkenin kalkınması, son model laboratuvarlardan ziyade, o laboratuvarın içinde başı dik, geçim kaygısı olmayan ve toplumdan saygı gören bir öğretmenin varlığına bağlıdır.

        Öğretmeni geçici personel veya hizmetli gibi gören zihniyet değişmedikçe, eğitimde yapılan hiçbir reform, hiçbir teknolojik yatırım bizi o özlediğimiz aydınlık yarınlara taşımayacaktır. Öğretmenin eski saygınlığını, bugünün şartlarına entegre ederek geri vermek bir tercih değil, bir beka meselesidir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI