Bir milletin vicdanı, unutmakla değil hatırlamakla ayakta kalır.
Ben 61 yaşındayım…
Bu ülkenin son yarım asrına tanıklık etmiş biriyim. Sokaklarında yürüdüm, acılarını yaşadım, umutlarını büyüttüm. Ve şimdi bana dönüp diyorlar ki: “Affet.”
Soruyorum…
45 yıldır benim geleceğimi, evlatlarımın ve torunlarımın yarınlarını çalanları affedecek miyim?
Her şehit haberinde lokmanın boğazıma düğümlendiği, gözyaşımın içime aktığı günleri yok sayacak mıyım?
Anaların, babaların bin bir emekle büyüttüğü; doktoru, öğretmeni, askeri, hâkimi, kaymakamı acımadan katledenleri unutacak mıyım?
Tarihi biraz bilen herkes bilir…
Bu millet, Çanakkale’de toprağa düşerken bile “vatan sağ olsun” dedi. Kurtuluş Savaşı’nda yokluk içinde yeniden ayağa kalktı. Cumhuriyet, küllerden doğmuş bir iradenin adıdır. Bedeli kanla ödenmiş bir bağımsızlıktır.
Yedi düvele kapitalizme karşı savaşan Türkü kürdü Laz’ı Çerkez’i mücadeleyi yok sayıp ülkemi ele geçirmeye çalışanlarla aynı saftamı durayım?!?
Şimdi bana diyorlar ki:“Geçmişi unut, affet.”
Peki soruyorum…
33 askerin üzerine 1570 kurşun yağdıran zihniyeti, bunu sıradan bir olay gibi görmem mi bekleniyor?
Bu meselenin bir etnik kimlik meselesi olmadığını, doğrudan bu devletin varlığına yönelmiş bir tehdit olduğunu görmezden mi geleyim?
Daha düne kadar idam sloganları atanların, bugün siyasi ikbal peşinde koşmasını normal mi karşılayayım?
45 yılda bu ülkenin yaklaşık 100 milyar dolarlık kaynağının heba edilmesini sineye mi çekeyim?
Adalet duygusunun zedelendiği, hukukun tartışıldığı, seçilmiş insanların tartışmalı süreçlerle görevden alındığı bir ortamda “her şey yolunda” mı diyeyim?
Cumhuriyetin temel değerlerinin tartışmaya açıldığı, kurucu irade ulu Önder Mustafa Kemal Atatürkü görmezden gelindiği bir atmosferde sessiz mi kalayım?
Ve en önemlisi…
Milleti doğrudan ilgilendiren böylesine hayati meselelerde, halkın söz hakkı yok sayılırken buna rıza mı göstereyim?
Affetmek…
Büyük bir erdemdir, evet.
Ama hafızasızlık değildir.
Affetmek, yaşananları inkâr etmek değildir.Affetmek, adalet yerini bulmadan susmak değildir.
Bu milletin hafızası vardır.Bu milletin vicdanı vardır.Bu milletin birikmiş acıları vardır.
Hakkâri’den İstanbul’a uzanan bu hikâyeyi yazmaya kalksak, ne kalem yeter ne kâğıt…
Ama şunu herkes bilsin:
Biz unutanlardan değiliz.Biz görmezden gelenlerden değiliz.Biz hafızasını kaybedenlerden hiç değiliz.
Çünkü bazı şeyler affedilmez…
Affedilirse, bir daha yaşanır.
Son nefesime kadar !!
Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti
Ne mutlu Türküm diyene.
Abdurrahman EMRE