Tarihe baktığımızda;İsrapzade Mehmet Hamdi Efendi’den,Lütfi Güceylioğlu,Şefik Barlas’tan,Hamdi Kutlar’a,Mehmet Nail Bilenden,Kamil Ocak’a,Abdülkadir Batur’dan,Esat Kaya Turgay’a,Ömer Arpacıoğlu’na ve sayamadığım daha birçok merhum şehr eminine selam, saygı, minnet ve rahmetler diliyorum.
Yıl 1989’a geldiğimizde, kabuğuna sığmayan bir şehir; büyükşehir olacağım diye çırpınır durur Gazişehir.Şehrin siyasileri ve bürokrasisi bu talebe kayıtsız kalmayıp büyükşehir yapılır.
İlk yerel seçimlerde Büyükşehir’e Celal Doğan,Şehitkamil ilçesine merhum Ahmet Yılmaz,Şahinbey ilçesine ise Yaşar Ağyüz seçilirler.
89-94 yılları arasında şehrin nüfusu 650000 ile 750000 arasında değişmiştir.
Nereye gelmek istediğimi sabırsızlıkla beklediğinizin farkındayım.
27 Mart 1994 yılında yapılan seçimlerde tekraren Celal Doğan Büyükşehir’e,Yaşar Ağyüz Şahinbey’e devam ederken,Şehitkamil Belediyesi seçiminde Sosyal Demokrat Halkçı Parti adayı Ahmet Yılmaz’ın karşısında Refah Partisi’nin adayı Mehmet Bozgeyik, 117.085 seçmenin 26,488 oyu %30 oy oranı ile ipi göğüslemiştir.
89 yılında merkez ilçe olan Şehitkamil Belediyesi Başkanı merhum Ahmet Yılmaz; kurucu başkanlık, birim müdürlükleri, yeni imar bölgeleri, yol, su, temizlik gibi altyapının yanı sıra sosyal alanda ise Şekabel AŞ adı altında kurduğu şirket üzerinden radyo, TV ve Gaziantep’in o dönemde en büyük hipermarketini 1993 yılı sonunda faaliyete geçirmiştir.
Şahinbey Belediyesi ise Katılım AŞ adı altında benzeri işlere imza atmışlardır.
Dönemin şartlarına göre liyakatlı ve güzel işler yapmaya çalışılmış, kısmen de başarılı olmuşlardır.
“Devlette devamlılık esastır”dan yola çıkarak belediyeyi devralan Mehmet Bozgeyik ile benim de yolum 15 Temmuz 1994 tarihinde kesişmiş; Şekabel AŞ hipermarketin ticaret ve satınalma müdürlüğüne atanmıştım.
Temelde benim mantığım belediyelerin ticaretle uğraşmasına karşı olsa da, konjonktür gereği ben de sisteme adapte oldum maalesef.
Fakir fukara, garip gureba için;Gıda bankası, sosyal yardım evleri ve marketleri olmalı ama kafe, market, çay bahçesi, baklavacı, lokanta tarzı yerler açmamalı; bilakis sektörü ve paydaşlarını desteklemelidir.
Konuya dönecek olursak; marketi çalıştırıyoruz ama siyaset bu ya, ben dahil herkes “bu davaya hizmet ettim” diyen iş için sardı etrafımızı. Hal böyle olunca personel, mal alımı yönünden şiştik adeta. Üstüne üstelik hırsızlığın önüne de geçemeyince sürekli zarar ve sübvanse edilmeye başlandı. Birkaç nahoş olay da yaşayınca bardak taştı. Başkan Mehmet Bey’e bu durumun böyle devam etmemesi gerektiğini sunduğumda, encümenden karar çıkartarak özelleştirme yapılıp marketçiliğe, işimden olma pahasına son vermiş olduk.
Ben çocukken bana soranlara “vali olacağım, nohut satacağım” dermişim.
Ne alakaysa?
Ne vali oldum ne de nohut sattım ama layıkı veçhile 21 yıl devlet memurluğu, 24 yılda özel sektörde şerefimle geçirdim; hâlen de beni iş ve danışmanlık açısından rahat bırakmıyor Gazişehir’in iş dünyası, çok şükür.
Umut Yılmaz o yıllarda 14 yaşında bir gençken, sanırım o da “ben büyüyünce avukat olacağım, şansım yaver giderse babamın başkan olduğu ilçede başkan olacağım; ticaret yapmak gözümde kaldı, yapamadım; o makamın yanı sıra kafe açarım, tur operatörlüğü yaparım, baklavacı olurum, bilimum meslek dallarını deneyeceğim” tahayyülü ile hayallerini gerçekleştirme noktasında sınır tanımayıp bütün tuşlara basıyor, maşallah.
45 yaşına gelmiş,22 yıllık avukat, siyasetçi; şehir insanının ve partisinin teveccühü ile şehr emini seçilmiş birine akıl verecek hâlimiz yok.Ancak sorumlu olduğu şehrin sınırları kapsamında temizlik, altyapı, yol, asfalt, park bahçeler, imar konuları ve daha birçok yapılması gereken işler yapılıp tekamül edilmişse; sosyal belediyecilik adına şehrin dinamiklerine zarar vermeden, fakir ve muhtaç nüfusa yönelik etkinlikler kanunlar çerçevesinde yapılması her Gazişehirlinin arzuladığı gerçeklerdir.
Aksi takdirde birisi çıkıp “Küsket’in cadde sokaklarının hâli nedir?” diye sorabilir.
Bir diğeri “Pancarlı Mahallesi ara arterlerin hâli nedir, köstebek yuvasına dönmüş” diyebilir.
Güvenevler’deki vatandaş çöp kovalarının eksikliğini ve kapaklarının olmadığını sorabilir.
Bir diğer vatandaş “Zülfikar Köyü’nün taziye evinin damı akıyor ve bütün bunlar Şehitkamil Belediyesi yetki sorumluluğunda değil mi?” diye sorabilir.
Şehirdeki ekmek fabrikası, fırınlar, kasaplar, manavlar, marketler, imalatçılar; hülasa sorumlusu olduğunuz insan endeksli her yer dört dörtlük mamur hâlde olur, memnuniyet tavan yapar; kalan enerjiniz ve ekonominizle de sosyal etkinlikler yapılır.
Keyfe keder birilerine kin edip, atfen baklavacı açmak, kafe açmak, tur operatörlüğü yapmaya kalkmak; tüzel kişiliklerle rekabet anlamına gelebilir.
Siz kanun adamısınız, şehr eminisiniz. Bu şehrin dinamiklerine göre hareket edilirse kabul görür, takdir edilir.
Aksi takdirde toplum ve çalışma barışı zarar görebilir.
“Başaracağım” diye çıkılan yol, istenmeyen sonuçlara evrilebilir.
Telafisi mümkün olmayan zararlar oluşabilir, maazallah.
Toplum, acıyarak ve acıtarak sevilemez.
Sizi tanıyan ve dostane tavsiyelerde bulunanlara ve hatırlatmalarda bulunanlara hürmet edilmelidir.
Aksi takdirde hem şahsın hem de merhum babanın siyasi ve insani mirası zedelenebilir.
Size umut bağlayanlarınumudu olmak yerine umutsuzluk oluşmamalıdır.
Umut Bey.