?>

Hiç kusura bakmayın bunun sorumlusu sizlersiniz!!! 

Abdurrahman EMRE

5 saat önce

1980 ve 1990 yıllarından sonraki mülki amirler, şehreminiler, stk lar.Şehri bir kaç unsurla ön planda çıkarmayı yeğlediler,

Sanayileşme

Sınır ticareti pasaj ürünleri

Ticaret (sahte İstanbul yaratmak çabası)

küsgetteki müteşebbislerin çevre illerden ilçelerden teveccüh görmesidir.

turizm ve kültür adına hiç bir çaba sarfedilmemesi, sadece müze ile sınırlanmış olması

özel açılan turizm ve seyehat acentalarının şehri tanıtmak, yerli yabancı turist çekmek yerine fabrikatörlerin uçuş sekreteryası ve yabancı ülke turları ve otel rezervasyonları ile tamamen kapital yaklaşmaları.

Bu maddeler çoğalabilir.Fakat kısır döngü içerisinde değişmeden 1990 yıllar Celal Doğan lı döneme gelindiğinde bir suni kıpırdanma, spor adına ciddi bir canlanma, diğer illerdeki insanların oradan baktıklarında Antebin önüne geçen bir Celal doğan var, Gaziantepspor vardı!!

Akp rüzgarı 2004 yılında, ilk bakışta ortopedi doktoru ne anlar diye kerc bir camiaya rağmen Asım güzelbey dönemi başladı.

İyi bir yönetici işi bilen kişileri göreve getirir ve onları yönetir mantığı ile 10 yıl şehreminilik yaptı. Bazı muhalifler şimdi çıkıp ya ne yaptı Asım Güzelbey diyeceklere bildiğim kadarıyla yaptıklarını izah etmeye çalışayım isterseniz.

Celal doğan beyden kalan mirası 5 yıl boyunca kullandı.Yüzüncü yüzyıl parkı harikalar parkı projeleri ivedi hayata geçirildi.Celal bey tarafından 2001 yılında açılan Hayvanat bahçesini her konuda zenginleştirdi.

kısıtlı alanlarda battı çıktılar yapılması

kültür bakanı Dostum ağabeyim Ertuğrul Günay ın çabası ile zeuğma müzesinin ve daha bir çok müze benzeri alanlar yapılması

eski Antep tabir edilen düğmeci eblehan uzunçarşı bakırcılar Çarşısı beleşten elmacı pazarı şehitler caddesi ve daha bir çok yerde Tarihi bütün alanları konakları turizm kültür adına kazandırdı.

ben 32 maddelik bir mektup yazmıştım Asım bey e, mektubun bir maddesi şuydu;Bu şehri kebap lahmacun baklava kisvesinden çıkartmamız lazım dır.

Ve bunu Asım bey çok güzel kullandı.

kimine göre gitti alamanların eskilerini topladı getirdi dediler, hangi müteahhidi zengin edecek dediler,Şehrin ortasında tramvaymı olur dediler,Kim binici ki buna dediler.Dediler de dediler.

Ama bakın bu gün çok ciddi işe yaradığını, toplu taşımada tekelleşmenin önünü kestiğini gördük, keşke daha çok lokasyonlara açılsaydı.

Celal doğan zamanından halen devam eden toplumsal ve afadlar kapsamında Gaziantep her zaman göç almaya kozmopolitleşmeye ciddi anlamda müsait ve bu konuda çok obezdir. Bu süreç Asım bey döneminde de handikaplar la dolu şekilde yaşandı, yaşanmaya devam ediyor, devam edecektir.

Günahıyla sevabıyla 10 yıl Gaziantebe kurumsal bir kimlik kazandırma mücadelesi verdiğine ben şahidim.

2014 den günümüze yani 11 yılda neler değişti???

Acı ama gerçek;

Bekir Sıtkı Severoğlu bey demecinde veya yazısında ifade etmiş “Gaziantepliler bile Gaziantep i yeterince tanımıyorlar”.

Çok doğru bir hanek……!!!

Ama neden bunu söyledi,Ney söyletti??

İnanın bu konu sosyal bilimler alanında ciddi bir tez konusudur.

Bunu buradan değil, arzu ederseniz birebirde en ince detayına kadar aktarabilirim.

2014 de geri dönelim isterseniz!!!

Suriye’den gelen kayıtlı kayıtsız popülasyon şehrin şaftını kaydırdı, kimse farkında değil.

2014 den beriGaştronomi de gaştronomi altı boş söylemleri bu günlere getirdi ne yazıkki!!!

Bu konuda çok derin ve tezlik bir meseledir.

Benim hatırladığım Gaziantep de yani 50 60 yıl öncesi Antepte dışarda yemek yemek misafir ağırlamak abesle iştigal bir davranıştı.

Bir elin iki parmağını geçmeyecek ahilik düsturuyla çalışan lokantacısı ayrı kebapçısı ayrı baklavacısı ayrıDatlıcısı ayrı beyrancısı ayrı ağır abiler den oluşan işletmeler vardı, onlar çarşı esnafına ve dışardan alışverişe gelenlerin gittiği kebapçılar vardı.

Kimsenin dirseği birbirine inişmeyen, dedim ya ahi evran düsturu ile nesilden nesile devirle hizmet eden işletmeler vardı.

Bu şehrin evindeki her erkek iyi bir kebapçıdır, gurmedir.

Bu şehrin evindeki her kadın iyi bir ahçıdır tatlıcıdır gurmedir.

Bu şehrin çevre illerde de üretilerek Gaziantep de pazarlanması hesabıyla fıstığımızın tüm ülkeye ve dünya ülkelerine ihracatı çok önemlidir.

Yine aynı şekilde peyniri, zeytini, baharatı, kuruluğu vb ürünler ciddi bir pazar payına sahip olduğu yadsınamaz bir gerçektir.

Nesillerin yetişmesi,

Küsgetteki pompacı Mesut ustanın iki oğlunu illa doktor olacaklar ısrarı,Kasacı Ahmet amcanın oğluna aman oğlum sen sen ol bu işi yapma ha telkini,Tuz hanındaki kasnakçı elekçi Arif abinin çoçuklarının mesleği seçmemeleri,

Aman kızım oğlum okusun çabası içinde nesilleri yarış atı formatıyla bu coğrafyanın gerçeklerinden uzaklaştırdık, yetmedi o nesil okumaya gidiyorum dediği şehirlerden ülkelerden dönmedi, gerek kalifiye gerek kuşaklara aktarılacak bir çok sektör yok oldu tükendi bitti.

6 gün çalışırız bir gün yeriz felsefesi ayrı bir tez konusu oldu.

Arsuzdan Mersin’den deniz evi almayı, tatil.

Şehrin uzak yerlerinde bağ evi alıp hafta sonu toprak ve mangal özlemi eğitim kurumlarında tedrisata girecek düzeye ulaştı, imkanları olmayanların ise iyelik hırsı arzusu tahayyülü bu şehirde farklı sorunlar doğurdu, kimse farkında bile olmadı.

İşte o farkında olmayan bizler bu şehri yeterince tanıyamadık, tanımaya zaman ayırmadık, çocuklarımıza bu imkanı vermedik, yalansa yalan deyin??

Hangi bir Antepli aile eşiyle elele sabah çıkıp sıtkı beyin dediği Fatma şahinin her platformda ballandıra ballandıra anlattığı müzeleri ziyaret ettiniz, gaştronomi gaştronomi diye kendini heder eden Fatma bacınızın imkan sağladığı mekanlarda yemekler yediniz alışveriş yaptınız, vallahi de billahide yapmadınız yapamazsınız!!!!

Gençler çocuklar mı dediniz!!

Onlar bile yapamıyorlar çünkü fırsatları zamanları yok yarış atı gibi yetişiyorlar.

Tahmazoğlu sanırım 3 yılda 50.000 üzerinde öğrenci ve ailelerini Çanakkale’ye götürdü getirdi.

Peki bu şehrin stk ları Gaziantep çocukları ve gençleri için ne yaptılar acaba??

Hiç bir şey!!

Siyasiler ve belediye başkanları oy kaygısı ile il ilçe kadın kolları üzerinden zaman zaman kısıtlı turlar yaptıklarını duyuyor görüyoruz, yetermi??

Tabiiki yetmez!!

Geçen hafta ticaret odası başkanı sevgili Tuncay Yıldırım kardeşimiz twetır üzerinden bir serzenişte bulundu.

Hangi birimiz sahiplendik, ses yükselttik, destek attık, tabiiki hiç birimiz, eeeee niye canım biz meşgulüz da ondan.

O zaman da adamın biri çıkar,

Noliyi la burda diye.

Abesle iştigal Antep’le alakası olmayan bir davranışla sosyal medyada hatırı sayılır bir takipçiyle sözüm ona bu şehri tanıtır.

Bir diğeri çıkar yörü baba sloganı ile takipçi kasar.

Bunları yazarken kimsenin aşında ekmeğinde olmadığımızın altını çizelim.

Vurgulamak istediğim şey 5000 yıllık tarihe sahip, serhat şehri, sanayi ticaret ve bir çok alanda rol model olmuş bir şehrin lansman pazarlama stratejisi argümanları enstrümanları bunlar olmamalı!

Analitik zekaya sahip kişilerden oluşan üst Akılla bilimle çağdaşlıkla kültürle, evet olsun ya gastronomisiyle de.

Bu şehri yaşamalı yaşatmalıyız, yaşanılır kılmalıyız.

Hepiniz tanırsınız bir Ökkeş Özeşki isminde gazetecimiz var değilmi?

1994 yılında spor gazetesi ile çıktığı yoldan beri tanırım, teşriki mesaim olmuştur, hukukumuz yarım asıra doğru gider.

Bu adam son 20 yıldır gazetesinde haftaya bakış köşesinde bu şehri işler.

Bu şehrin sahipsizliğinden,Kralın çıplak olduğundan bahseder, yazar çizer, 5 yıl 10 yıl önceki yazılarını nakarat haline getirir, demiştim bakın ben yazmışım der.

Kim dinler???

Twetırında paylaşımları 5 beğeni, Facebook da taş patlasa 20 beğeni.

Birazcık yorum.

Haklısın abi omuzları!!

Bizim Ökkeş dünde yazdı, bu günde yazıyor, yarında yazacak.

Tıpkı benim 2 saattir kafa patlatıp durduğum gibi.

Evet arkadaşlar kimse kusura bakmasın zülfiyare dokundum belki ama acı gerçek bu!!!

Kral çıplak şehir sahipsiz!!!

Söylemlerim siyasi argüman değildir, tamamıyla reel bir analizdir.

Bu vesile ile sevgili Tarık Aytekin kardeşime ve sevgili Bekir sıtkı Severoğlu bey eVe onların nezdinde asil şehir Şehri ayıntabı cihana selam ve sevgilerimi sunuyorum.

YAZARIN DİĞER YAZILARI