Ateşten, yılandan ve sudan çok korkarım… Her insan gibi.
10 Temmuz 2026 günü, Gaziantep Şehitkamil ilçesi Değirmiçem Mahallesi’nde bulunan Halıcılar Sarayı’nda bir yangın çıktı. Neden ve nasıl çıktığına dair henüz resmi rapor açıklanmadı.Ama o haberi duyduğum an, yıllar önce yaşadığım bir günü yeniden hatırladım…
Sevgili dostlar, bu konu hafife alınacak bir konu değil. Müsaadenizle, yaşadığım bir tecrübeyi paylaşmak ve buradan sizlere bir uyarıda bulunmak istiyorum.
1993 yılından bu yana Gaziantep’te yaşıyorum. Farklı semtlerde, farklı binalarda oturdum. Zaman zaman gönüllü, zaman zaman mecburiyetten bina yöneticiliği yaptım.6 Ağustos 2006’dan bu yana ise Şehitkamil ilçesi pancarlı Mahallesi Cemil alevli caddesinde bir binada ikamet ediyorum. Binamız sağlamlığıyla, özellikle 6 Şubat depreminde verdiği sınavla güvenimizi boşa çıkarmadı.
Evi teslim aldığımızda yönetici seçildim. Dört yıl boyunca binanın eksiklerini tamamlayarak yaşanabilir hale getirdik. Sonraki yıllarda yöneticilik değişti ama ihtiyaç olduğunda yine kapımı çaldılar; ben de elimden geldiğince destek oldum.
2025 yılı Haziran ayında görev yeniden bana verildi. Toplantı yaptık.Deprem sonrası boya, yıllardır ertelenen çatı tadilatı, merkezi sistemden kombiye geçiş… Üst üste koyduğumuzda ciddi maliyetler çıkıyordu. Hatta bir komşumuz dış cepheyi de boyatalım deyince, “Gömü mü buldunuz?” diye espri yaptığımı dün gibi hatırlıyorum.
Her işte olduğu gibi burada da prensibim netti: En az üç firmadan teklif.Boya işinde beş, çatı işinde dokuz firmaya çıktık. Kısa sürede adeta çatı işinin içinde yoğruldum.
Teklifler alındı, en uygun ve en sağlıklı görülen firmalar seçildi. İşler başladı.Bizim çatı sistemi; ahşap iskelet, üzerine OSB ve onun üstüne membran kaplama şeklindeydi. Yılların kuruttuğu bu yapı, adeta çıra gibi yanmaya hazırdı.
Ama ne yazık ki, görüştüğümüz hiçbir firma şu uyarıyı yapmadı:“Bu sıcak havada, bu kadar kuru bir çatıda pürmüzle çalışmak risklidir.”
Biz de iş bir an önce bitsin diye süreci başlattık. Tek derdim, herhangi bir iş kazası yaşanmamasıydı.
13 Temmuz’da şehir dışına çıkmam gerekti. Ödemeler yapılmış, işin bitmek üzere olduğu söylenmişti.14 Temmuz saat 12.00’de boyacı aradı: “Abi iş bitti.”Saat 16.00’da çatı ustası işi tamamladığını görüntülerle gönderdi.Saat 17.30’da ise telefonlar susmadı…
“Çatı yanıyor!”
O anki ruh halimi tarif etmek zor.Oğlum, damadım, komşularım, tanıyan tanımayan herkes arıyordu. Sağ olsunlar, herkes ihbarda bulunmuş. İtfaiye, ambulans, polis olay yerine ulaşmış ve yangın güçlükle söndürülmüştü.
Sabaha karşı Gaziantep’e ulaştığımda gerçeği gördüm:Büyük bir faciadan dönmüştük.Bu acı dönemde Büyükşehir Belediyesi itfaiye daire Başkanlığına emniyet müdürlüğü çalışanlarına il sağlık müdürlüğü çalışanları ambulans görevlerine Gazdaş Gaziantep bölge müdürlüğü çalışanlarına afad il müdürlüğü çalışanlarına elektrik mühendisleri odası başkanlığına ve daha ismini unuttum bir çok kamu kurum kuruluşları dostlara arkadaşlarıma bana yardımcı olan insanlara çok çok teşekkür ediyorum.
Çatı gitmiş, iç ve dış cephe zarar görmüş, asansör dairesi kullanılamaz hale gelmişti.Sonrasında yeniden yapım süreci başladı: çelik konstrüksiyon çatı, sandviç panel, asansör, boya…Daire başı yaklaşık 120.000 TL maliyetle bu işin altından kalkabildik.
2025 yazında Gaziantep’in birçok yerinde benzer çatı yangınları yaşandı.Ve 10 Temmuz 2026’da Halıcılar Sarayı…
Henüz rapor yok ama tecrübeyle söylüyorum:Büyük ihtimalle ihmal ya da uygulama hatası.
Şükür ki can kaybı yok.Ama ya gece olsaydı?
Sevgili dostlar, bu şehirde çatı ve izolasyon işi yapan gerçekten işinin ehli firma sayısı çok az. Profesyoneller büyük işlere yetişmeye çalışıyor. Geriye kalanların önemli bir kısmı ise yeterli teknik bilgiye sahip değil.
Açık söylüyorum:Evinizi, binanızı yaptırırken işinizi ehline verin. Kurumsal firmayla çalışamıyorsanız bile sorumluluk sahibi ustalarla çalışın. Ve mutlaka sigorta yaptırın.
Çünkü her tecrübe bir derstir.
Temmuz–Ağustos sıcağında bu tür işleri yaptırmayın.Ekmeği ekmekçiye verin, bir ekmek de üste verin.
Unutmayın…Bazen bir kıvılcım sadece bir çatıyı değil, yılların emeğini yakar.
Yangından, selden, depremden;yılandan, çiyandan ve her türlü afetten uzak günler diliyorum.
Kendinize iyi bakın.