?>

Fatih Sultan Mehmet Han’ın Eşiğinde Yer Almak

Abdurrahman EMRE

3 saat önce

Kırım Tatarı bir ailede, Avusturya’nın Bregenz şehrinde; mühendis bir baba ve öğretmen bir anneden dünyaya gelen üstad İlber Ortaylı, çocuk yaşta Ankara’ya göç etmiş ve hayatı Ankara’da şekillenmiştir.

Ankara Atatürk Lisesi’nden mezun olduktan sonra Ankara Üniversitesi’nde; Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ndeki eğitiminin ardından genç yaşta akademik kariyer basamaklarını tırmanmaya başladı.

Osmanlı’da idare tarihi üzerine yaptığı çalışmalarla Viyana, Chicago ve Berlin’in saygın üniversitelerinde araştırmalar yaptı. İmparatorluğun idari yapısına dair A’dan Z’ye kapsamlı çalışmalarını tamamladı.

Kendine has üslubuyla sadece akademik camiaya değil, toplumun geniş kesimlerinin de anlayabileceği bir anlatım tarzı geliştirdi. Böylece hem ilmiyle hem şahsiyetiyle, başarının ötesinde bir kabul gördü.

2005–2012 yılları arasında Topkapı Sarayı müdürlüğü görevini yürüttü ve bu görevden emekli oldu.

1981 yılında Ayşe Özdolay ile evlenen üstadın bu evlilikten Tuna isminde bir kızı oldu. 1999 yılında ise Ayşe Hanım’dan sessiz sedasız ayrıldılar.

İlber Hoca’yı eleştirenler bana göre birçok imtihan eşiğinden geçmelidir.

Dokuz dil bilmek, konuşmak ve terminolojisine hâkim olmak başlı başına üstün bir vasıftır.Yerli ve yabancı arşivlerde derinlemesine çalışmış olması,Belge ile yorumu ayırt edecek ilmî disipline sahip olması,Tarih metodolojisini bilmesi,Mukayeseli tarih ufkuna sahip olması,Uzun yıllar akademik çalışma sürecinde ilim karşısında tevazu içinde bulunması…

Bütün bunlar, onun ilmî şahsiyetinin temel taşlarıdır.

İlber Hoca’yı eleştiren cahiller, eğer kendi cahilliklerinin farkında değillerse; neyi, kimi eleştirdiklerinin de farkında değildir.

Rahmetli İlber Ortaylı’nın alanındaki yetkinliği vefatı sonrası çokça dile getiriliyor. Elbette ki bu yorumlar eksik bile kalır. Lakin “Türk milletine tarihi sevdirdiği” tespiti, hocanın ilminin kudretini anlatmak için dahi belki ziyadesiyle iyimser bir yorum olur.

Bense rahmetlinin toplumdaki asıl karşılığını; Türk Milletiyle, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu iradesiyle ve Mustafa Kemal Atatürk ile kurduğu derin anlam bağını Osmanlı ile inanç ve medeniyetimizle kurmasında, birini diğerinin muadili saymamasında görüyorum.

Yine zor zamanlarda gizli bir ajandaya bağlı kalmadan gösterdiği gerçek entelektüel tavır çok kıymetliydi.

Türk’ün cendereye sıkıştırılmaya çalışıldığı her konuda fikri sorulduğunda bir Türk aydını olarak konuştu.

Ermeni iddiaları, zoraki “Türkiyelilik” dayatması, modernitenin dünya vatandaşlığı yutturmacası, Türkiye’nin bölge ve dünyadaki yeri, stratejik meseleler… Bunlar ilk akla gelenler.

Bütün bu konularda hamasetten uzak; referanslarını tarih ve medeniyetten alan, geleceğe de bir o kadar özgüvenli bakan bir ufukla yol gösteren bir yol başçıydı. Gerçek bir aksakallıydı.

Türk milleti, bu büyük Türk’ün yalnız Türkiye’de ve Türklük için yaşamak ülküsüne bağlılığını biliyor.

Kendisinden olduğunu görüyor ve biliyor.Onun için seviyor.

Bu millet kendisi için yaşayanı unutmaz.

Hoca, Türk tarihinin en büyük şahsiyetlerinden Fatih Sultan Mehmed’in ayak ucunda sırlanacak.

Töreli bir Türk gibi; tarihin derinlerini duyarak ve binlerce yılı boynuna dolayarak davranacak…Ve Ulu Hünkâr’ın eteğinden öpecek.

İstanbul ve Fatih bugün müstesna günlerinden birini yaşayacak.Türkiye göz ve gönül coşkunluğuyla katılacak.

Ülkenin ve dünyanın dört bir yanından seven gönüller İstanbul’a akacak. İstanbul dışında olanlar da dualarla uğurlayacak.

Büyük Türk’ün aziz, latif, kutlu tini şad; mekânı uçmağ olsun.Hak rahmet eylesin.

Ve şimdi, ilmin vakarını omuzlarında taşıyan bir Türk âlimi,beş asırlık bir cihan hükümdarının huzuruna varacak.

Tarih bazen bir milleti kitaplarda anlatır;bazen de iki mezar taşının arasında.

#ilberortaylı

YAZARIN DİĞER YAZILARI