?>

BİR TOPLUMU AYAKTA TUTAN ASIL GÜÇ: İYİLİK VE GÜVEN

Serhan AKINAL

4 saat önce

İnsanlık tarihin hiçbir döneminde bugünkü kadar bilgiye, teknolojiye ve maddi imkânlara sahip olmadı. Buna rağmen güven, vicdan ve samimiyet her geçen gün biraz daha aşınıyor. Şehirler büyüyor, hayat hızlanıyor; fakat insanın insana duyduğu güven aynı ölçüde küçülüyor. Güven, görünmeyen ama hayatın her alanını ayakta tutan en sağlam temeldir. Ticareti büyüten sermaye değil güvendir. Aileyi koruyan disiplin değil sadakattir. Adaleti yaşatan yalnızca kanunlar değil, vicdandır.Güvenin kaybolduğu yerde dostluk zayıflar, yardımlaşma azalır, huzur yerini kuşkuya bırakır. İyi insan; doğruluktan ayrılmayan, emanete sahip çıkan, sözüne sadık kalan ve menfaati uğruna karakterini değiştirmeyen insandır. Asıl zenginlik de budur. Çünkü karakterini koruyabilen insan, bulunduğu her yere güven taşır. Asıl İyi olan; karşılık beklemeden gerek maddi gerek manevi olarak yapılan yardımlardır. İyilik bir yetimin başını okşamak, yaşlı bir insanın elinden tutmak, bir komşusunun derdiyle dertlenmek, bir ihtiyaç sahibine sessizce destek olmaktır. Gerçek iyilik, alkış beklemez; kameraya ihtiyaç duymaz. O, yalnızca Allah'ın rızasını gözeterek uzatılan samimi bir eldir. Bazen ihlasla yapılan küçük bir hayır, gösterişle yapılan büyük yardımlardan çok daha değerlidir. Yaptığımız yardımları kimselerin duyması veya görmesi gerekmez. Güzel olan sağ elin verdiğini sol elin bilmemesidir. Nitekim milletimizin güzel bir sözüyle; ‘’Sen iyiliği yap, denize at, balık bilmezse halik ( yaradan) bilir’’ Ne yazık ki günümüzde yardımsever insanların temiz duyguları zaman zaman istismar edilmekte, emanet edilen yardımlar amacına ulaşmadan suistimal edilmektedir. Bu durum yalnızca hukuka değil, vicdana da ihanettir. Çünkü emanet, sadece maddi bir sorumluluk değil, aynı zamanda ahlaki bir yükümlülüktür. Bu nedenle hayır yapmak isteyen kişilerin, önce yakın çevresindeki ihtiyaç sahibi olan bireylere, çevresinde bu gibi insanlara ulaşamayan kişilerinde, güvenilir ve devlet denetimindeki yardım kuruluşlarına ulaşmaları gerekmektedir. Kur'an-ı Kerim'de Yüce Allah, "Şüphesiz Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder." buyurmaktadır. Bu ilahi emir, güçlü toplumların temelinde adalet, emanet ve güven bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Peygamber Efendimiz (sav) ise, "Müslüman; insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir." buyurarak gerçek imanın en önemli göstergelerinden birinin güvenilir ahlak olduğunu ifade etmiştir. İbadet, güzel ahlakla tamamlandığında anlam kazanır; ahlak ise güvenle hayat bulur. Yunus Emre'nin, "Yaratılanı severiz Yaradan'dan ötürü." sözü insan sevgisinin özünü anlatırken, Mevlânâ'nın hayatı da iyiliğin gösterişle değil, fedakârlık ve samimiyetle değer kazandığını öğretir. Bugün dünyada en büyük ihtiyaç, daha güçlü ekonomiler ya da daha yüksek binalar değildir. Asıl ihtiyaç; dürüst insanların çoğaldığı, adaletin hâkim olduğu, vicdanın canlı kaldığı bir toplum düzenidir. Çünkü fabrikalar üretim yapabilir, teknoloji hayatı kolaylaştırabilir, sermaye ekonomiyi büyütebilir; fakat güven olmadan ne ticaret gelişir ne aile ayakta kalır ne de toplum huzur bulur. Çocuklara bırakılacak en büyük miras servet değil, karakterdir. Toplumlara kazandırılacak en büyük güç ise silah değil, ahlaktır. Mahkeme kadıya mülk değildir, geçicidir; karakter sahibi olmak ise ömür boyu süren bir itibardır. Belki tek başımıza Dünya’yı değiştiremeyiz. Fakat bir çocuğun umudu, bir yaşlının duası, bir ihtiyaç sahibinin sevinci olabiliriz. Samimiyetle uzatılan bir el, bazen yıllarca unutulmayacak bir iz bırakır. Çünkü iyilik büyüklüğüyle değil, ihlasıyla değer kazanır. Bugün insanlığın ihtiyacı yeni bir teknoloji devrimi değil; yeni bir ahlak dirilişidir. Güvenin yeniden inşa edildiği, vicdanın susturulmadığı, dürüstlüğün kazançtan daha değerli görüldüğü bir dünya... Çünkü iyi insanın olduğu yerde güven vardır. Güvenin olduğu yerde huzur vardır. Huzurun olduğu yerde ise güçlü aileler, sağlam kurumlar ve geleceğe umutla bakan bir millet vardır. İnsanlığı geleceğe taşıyacak en büyük güç; yarınlarımızı emanet edeceğimiz çocukları yanlızca bilgiyle değil, sağlam bir karaktere, sarsılmaz bir omurgaya, güvenilir bir ahlaka ve iyiliği hayatının pusulası yapacak bir vicdana sahip bireyler olarak yetiştirebilmektir. Çünkü güçlü medeniyetler önce iyi insan yetiştirir; adalet, huzur ve kalkınma ise onun ardından gelir" Serhan Akınal
YAZARIN DİĞER YAZILARI