?>

HAYATI ERTELEME, ÖNCE KENDİNE İYİ GEL

Serhan AKINAL

2 saat önce

Mutlu olmanın ilk şartı, insanın kendisine saygı duymasıdır. Çünkü insan, önce kendi gözündeki değer kadar mutlu olabilir. Kendine değer vermek; kibirli olmak değil, yaşamına, zamanına, bedenine ve ruhuna özen göstermelisidir. Kendi varlığını önemseyen insan, başkalarına da aynı özeni gösterir. Çünkü huzur, insanın önce kendi içinde başlar; kendisiyle barışık olmayanın, çevresine huzur vermesi de kolay değildir. Ne var ki modern insanın en büyük yanılgılarından biri, yaşamı sürekli ertelemesidir. Hep ‘’bir sonra" vardır. "Emekli olunca gezerim...", "Çocuklar büyüyünce kendime vakit ayırırım...", "İşler düzelince dinlenirim...", "Biraz daha para kazanayım, sonra yaşarım..." derken yıllar sessizce akıp gider. Farkına varmadan ömrümüzü geleceğe hazırlık yaparak geçirir, bugünü yaşamayı unuturuz. Hiç bir zaman unutmayınız, kabirlerde yatan insanların her zaman yarınlara ertelediği işleri vardı. Bu erteleme alışkanlığı yalnızca hayallerimizde değil, günlük yaşamımızın en küçük ayrıntılarında bile kendini gösterir. En güzel fincanlarımız misafir için saklanır. En sevdiğimiz kıyafetler "özel günlere" ayrılır. Kıyılamayan eşyalar kullanılmadan eskir, modası geçer. Ertelenen yolculuklar, söylenmeyen güzel sözler, yapılamayan ziyaretler... Sanki hayatın bir provası varmış gibi yaşarız. Oysa bu hayatın ne provası vardır ne de ikinci perdesi. Üstelik hayat, bizim planlarımıza göre akmaz. Beklenmedik bir telefon, ani bir hastalık ya da hiç hesapta olmayan bir ayrılık, yıllarca ertelediğimiz hayalleri bir anda anlamsız hâle getirebilir. Bu yüzden mutluluğu sürekli geleceğe havale etmek, elimizdeki en değerli zamanı fark etmeden tüketmektir. Elimizde olan tek zaman, içinde bulunduğumuz andır. Bu yüzden Can Yücel'in şu dizeleri, hayatın özünü birkaç kelimeyle anlatır: "Hayatı ertelemeyin, Çünkü yarının garantisi yoktur. Bugün elimizde olan tek zamandır. Dolu dolu yaşayın ki, Hayatınızın sonunda dilinizi ‘’keşkeler’’ değil, Güzel hatıralar sarsın.’’ Gerçek mutluluk; bir gün mutlu olmayı beklemekte değil, bugünün kıymetini bilmekte saklıdır. Kendine saygı duyan insan, hayatı ertelemez; sevdiklerine zaman ayırır, güzellikleri fark eder ve yaşadığı her anın değerini bilir. Üstelik hayat, bizim planlarımıza göre akmaz. Dün geride kaldı; yarın ise kimseye verilmiş bir söz değildir. Sahip olduğumuz tek gerçek, içinde bulunduğumuz andır. Buna rağmen mutluluğu sürekli geleceğe havale eder, bugünü fark etmeden tüketiriz. Oysa kaçırdığımız her gün, geri gelmeyecek bir değer olarak kalır. İnsanın yapabileceği en değerli yatırım, kendisine yaptığı yatırımdır. Ruhunu ihmal eden, bedenini yoran, sevdiklerini sürekli erteleyen biri; ne kadar başarılı görünürse görünsün, hayatın özünü kaçırmış demektir. Çünkü ömrün gerçek zenginliği, sahip olduklarımızda değil; hissedebildiklerimizde ve paylaşabildiklerimizdedir. Bazen sıcak bir çayın yanında edilen samimi bir sohbet, bazen içten bir kahkaha, bazen de sevdiğimiz bir insana sımsıkı sarılmak, yıllarca peşinden koştuğumuz birçok başarıdan daha kıymetlidir. Hayatı güzelleştiren büyük mucizeler değil, zamanında yaşanmış küçük mutluluklardır. Bugün giydiğiniz en sevdiğiniz kıyafet, bugün kullandığınız en güzel fincan, bugün ettiğiniz içten bir teşekkür ya da dostunuzla paylaştığınız birkaç saat... İşte bunlar, yıllar sonra dönüp baktığınızda yüzünüzde tebessüm oluşturacak gerçek hazinelerdir. Ertelemeyin. İlk fırsatta, kuş sesleriyle dolu güzel bir yaz sabahında, kendiniz gibi olabildiğiniz bir dostunuzu davet edin. Size kendinizi iyi hissettiren, rahat ve renkli bir kıyafet giyin. En kıymetli fincanlarınızı çıkarın, Tam da bu noktada Charles Aznavour'un Hier Encore adlı unutulmaz şarkısını çalın. Bu şarkıyı dinlerken konutunuzun en huzur bulduğunuz yerinde, hayatınıza birkaç saatliğine ara verin. Burada Şarkıdan da bahsetmeden geçemeyeceğim. Şarkı genel anlamda ‘’Zaman sandığımızdan çok daha hızlı geçer. Hayatı sürekli yarına erteleyen insan, bir gün dönüp baktığında aslında yaşamayı ertelediğini fark eder. Gençlik, dostluklar, sevgiler ve güzel anlar geri gelmez; bu yüzden hayat, tam da bugün yaşanmalıdır.’’ der Çünkü mutluluk, çoğu zaman büyük olaylarda değil; sade, samimi ve paylaşılmış anların içinde saklıdır. Anonim bir söz bunu çok güzel anlatır: "Dün yaşandı bitti; yarın ne olacağımızı bilmiyoruz. Gün bugündür, saat bu saattir." Belki de bütün hayat felsefemizi değiştirecek kadar güçlü olan bu cümle, bize tek bir gerçeği hatırlatır: Yaşanacak hayat, yarında değil; bugündedir. Hayatı ertelemeyin. Kendinizi de ertelemeyin. Çünkü ömür, takvim yapraklarından değil, yaşayabildiğimiz anlardan oluşur. Belki de mutlu bir hayatın sırrı, daha fazlasına sahip olmakta değil; sahip olduklarımızın kıymetini zamanında bilmektir. En güzel fincanınızı bugün çıkarın. En sevdiğiniz kıyafeti bugün giyin. Sevdiklerinize bugün sarılın. Söylemeniz gereken güzel sözleri bugün söyleyin. Çünkü hayat, bekleyenleri değil; yaşamasını bilenleri ödüllendirir. Gün bugündür, saat bu saattir. Ve bir daha asla geri gelmeyecektir. Serhan Akınal
YAZARIN DİĞER YAZILARI