USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

EKRANLAR ARASINDA KAYBOLAN SOHBEETLER!

EKRANLAR ARASINDA KAYBOLAN SOHBEETLER!
14-02-2026

     45 yaş üzerinde olanlar bilirler. Eskiden sosyalleşmek, kapı önünde başlayan bir “merhabayla, mahalle bakkalında ayaküstü edilen sohbetle ya da akşamları sobanın etrafında ailecek kurulan sofralarla mümkün olurdu. Televizyon vardı ama tek kanallıydı; televizyon herkesi susturan değil, üzerine konuşulan bir araçtı. Bir programın gelmesi saatlerce beklenirdi heyecanla. Şimdiki gibi toplumsal ahlâkımızı erozyona uğratan diziler, gündüz kuşağı programlar yoktu. TRT’deki akşam haberlerini dinlemek için akşam iple çekilirdi, çünkü yurt ve dünyadaki gelişmelerden haberdar olacağımız bir internet alt yapısı yoktu ama sanki insanlar daha mutluydu. Cep telefonu zaten yoktu, başka şehirden sevdiklerimizi arayacağımız zaman ya ev telefonunu ya da ankesörlü telefonları kullanırdık. Telefon kulübelerinin önünde kuyruklar oluşurdu. 1990’lı yılların ortalarında cep telefonları da hayatımıza girdi. O zamanlar acil durumlarda kullanılan, insanların hayatına mesafeli bir teknolojik yenilikti cep telefonu. İnsanlar buluşmak, dertleşmek ve paylaşmak için mutlaka aynı ortamda bulunmak zorundaydı. Bu zorunluluk, ilişkileri daha sıcak, samimi ve daha kalıcı kılıyordu.

      1990’lı yıllarda özel televizyon kanallarının ve cep telefonlarının haytamıza girmesiyle toplumsal yapıda büyük bir değişim yaşandı. Günümüzde cep telefonu, televizyon ve dijital araçlar hayatın merkezine yerleşmiş durumda. Eskiden mum ışığında saatlerce yapılan sohbetler artık yapılmıyor. Evli çiftler adeta aynı evin içinde bir yabancı gibiler. Çocukların elinden tablet telefon düşmüyor. Eski samimi sohbetlerin yerini günümüzde soğuk ilişkiler aldı. Düşünün aynı evin içinde bile insanlar farklı odalarda, farklı ekranlara bakarak zaman geçiriyor artık. Arkadaş toplantılarında sessizlik anları, yerini telefon ekranlarının ışığına bıraktı. Televizyon, aile bireylerini bir araya getirmekten çok, aynı odada ama birbirinden kopuk bir hâle sürüklüyor insanları. Sosyal medya ise gerçek hayattaki ilişkilerin yerine geçen, hızlı ama yüzeysel bir iletişim biçimi sunuyor. Bu durum, empatiyi zayıflatıyor, sabrı azaltıyor ve yalnızlık hissini artırabiliyor. Bu araçlar, doğru kullanıldığında sosyalleşmenin sınırlarını da genişletiyor bunu da göz ardı etmemek lâzım. Kitle iletişim araçları sayesinde eskiden yalnızca yakın çevremizle iletişim kurabilirken, bugün kilometrelerce uzaktaki insanlarla anında bağlantı kurabiliyoruz. Cep telefonları sayesinde aile bireyleri ve dostlar her an ulaşılabilir hâle geliyor; özellikle uzak mesafeler artık ilişkiler için büyük bir engel olmaktan çıkıyor. Televizyon ve internet, ortak ilgi alanları yaratarak insanların sohbet edebileceği yeni konular da sunuyor. Geçmişte bilgiye ulaşmak sınırlıydı, bugün ise birkaç dokunuşla dünyanın her yerinden haberdar olabiliyoruz. Bu durum, farklı kültürleri tanımayı ve toplumsal farkındalığı artırıyor. Sosyal medya, doğru kullanıldığında insanların düşüncelerini ifade edebildiği, sesini duyurabildiği bir platforma dönüşebiliyor. Yalnız hisseden bireyler için benzer ilgi alanlarına sahip insanlarla tanışmak da bu sayede mümkün olabiliyor. Bunlar tatbiki teknolojinin bize sunduğu olumlu yönler.  Ama bazen eskilerin o samimi ortamlarını özlüyoruz, eskiye dönmek istiyoruz imkânsız olduğunu bile bile. 

       Bence sorun, teknolojinin hayatımıza girmesi değil teknoloji iyi bir şey; asıl sorun onun hayatımızın tamamını ele geçirmesi. Geçmişin yüz yüze iletişiminden kopmadan, günümüzün sunduğu imkânları dengeli kullanmak gerekiyor. Ekranlar bizi birbirimize bağlayabilir ama gerçek bağlar hâlâ göz temasıyla, dinlemekle ve paylaşmakla, sıcak ilişkilerle kuruluyor. Belki de yapılması gereken, teknolojiyi amaç değil araç hâline getirmek ve sosyalleşmenin özünü unutmadan ilerlemek.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
Özhanlar Mobilya