Sağlıklı beslenmek için onlarca şey deniyoruz ama çoğu zaman sürekli yaptığımız beslenme hatalarını gözden kaçırıyoruz. Fazla tuz tüketimi de bu hatalardan biri...
Aslında vücudumuzun tuza, daha doğrusu sodyuma ihtiyacı var; sinir iletiminden sıvı dengesine kadar pek çok mekanizmada sodyum görev alıyor. Ancak sorun şu ki, biz bu "tadı" biraz fazla kaçırıyoruz. Dünya Sağlık Örgütü, günlük tuz tüketiminin 5 gramı (yaklaşık 1 çay kaşığı) geçmemesini öneriyor. Türkiye’de ise bu miktar yaklaşık 10 gram!
Geçmişin lezzet sırrı: tuz mu, baharat mı?
Şöyle bir geriye dönüp eski beslenme alışkanlıklarımıza baktığımızda görüyoruz ki Osmanlı mutfağında ya da Cumhuriyetin ilk yıllarında yemeklerin lezzeti bugünkü gibi sadece tuza emanet edilmiyordu. O dönemlerde tuz, stratejik ve kıymetli bir maddeydi; bu yüzden aşçılar yemeğin karakterini oluşturmak için baharatların gücüne inanırdı. Tarçından karanfile, kişnişten sumağa kadar geniş bir yelpaze yemeğe derinlik katardı. Yani damaklarımız sadece "tuzlu" olana değil, aromatik ve zengin bir çeşitliliğe alışıktı.
"Ben hiç tuz atmam ki!" mi diyorsunuz?
Yemeğin tadına bakmadan tuz eklemiyorsanız, tebrikler! 1-0 önde başladınız. Ama maalesef bununla bitmiyor. Tükettiğimiz tuzun büyük bir kısmı sofradaki tuzluktan değil; sıkça tükettiğimiz fast-foodlardan, ultra işlenmiş paketli gıdalardan geliyor. Hepsi adeta birer tuz deposu.
Peki bu fazlalık ne yapıyor?
- Yüksek tansiyon ve kalp-damar hastalıkları: Fazla tuz, damarlardaki basıncı artırarak kalbimizi yoruyor.
- Ödem ve şişkinlik: Vücudun su tutmasına neden olarak tartıda "yalancı" artışlara ve fiziksel bir ağırlığa sebep oluyor.
- Böbrek sağlığı: Toksinlerden arınmamızı sağlayan en önemli filtrelerimizden biri olan böbreklerimiz, fazla tuzu süzmek için yoğun bir mesai harcıyor.
Tadını kaçırmadan değişmek mümkün!
Zorunlu değilseniz sıfır tuzlu beslenmek elbette şart değil ama azaltmak şart!
- Paketli gıdalardan uzaklaşın: İşlenmiş ürünler yerine Akdeniz tipi beslenmeye; taze sebze, meyve ve tam tahıllara yönelin.
- Baharatlara şans verin: Yemeğin tadını tuzla değil; tıpkı eski dönemlerdeki gibi sumak, kekik ve diğer doğal aromalarla zenginleştirin.
- Besin çeşitliliğine özen gösterin: İhtiyacımız olan enerjiyi dengeli bir şekilde alıp gerisini muazzam sistemimize bırakın.
Ne yersek oyuz; öyleyse soframızda tuzu değil, dengeyi başköşeye koyalım!
Uzm. Dyt. Çiğdem İLÇİ AKKOR