USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

MEDENİYETLERİN BEŞİĞİ ANADOLU

19-09-2021

Jeopolitik, ülkelerin sahip olduğu fiziki ve beşerî unsurlar ile dünya üzerindeki konumunun dış siyasetine etkisidir. Türkiye’26-45 doğu meridyenleri ile 36-42 kuzey paralelleri arasında orta kuşakta yer alır, dört mevsimin de yaşanmasını sağlarken yeryüzü şekillerinin kısa mesafelerde değişmesi iklim çeşitliliğini oluşturmuştur. Bu durum verimli ovalarda birbirinden farklı özellikte ürünler yetiştirilebilmesine olanak sağlamaktadır. Ayrıca Türkiye, Asya, Afrika ve Avrupa kıtalarının birbirine en çok yaklaştığı yerde yer alır. Bu elverişli konumu Anadolu yarımadasında tarih öncesi çağlardan günümüze kadar birçok medeniyetin kurulmasına neden olmuştur. Bunun yanında üç tarafının denizlerle çevrili olması Türkiye’yi önemli bir ulaşım merkezi hâline getirmektedir. Hazar bölgesi ve Orta Doğu’da çıkarılan petrolün dünya pazarına taşınmasında en kısa ve kârlı yol ülkemiz topraklarından geçmektedir Ülkemizin genç ve dinamik nüfusu, askerî alandaki gücü ve gelişen ekonomisi jeopolitik konum öneminin her geçen gün artmasına neden olmuştur.

Anadolu toprakları Doğu ile Batı arasındaki ticaretin en önemli güzergâhlarından biriydi. Osmanlı Devleti’nin yeni çağlara kadar en büyük ekonomik kaynağı olan bu ticaret yolları, aynı zamanda Anadolu’nun jeopolitik açıdan öneminin daha da artmasını sağlamıştır. Osmanlı Devleti, ticaret yollarını hakimiyeti altına alarak üç kıtada toprağı bulunan bir süper güç hâline gelmiştir. Anadolu ayrıca halifeliğin Osmanlı’ya geçmesiyle İslam dünyası açısından önemli bir merkez olmuştur. Coğrafi Keşiflerle Batılı devletlerin Doğu’daki ticaret merkezlerine deniz yoluyla ulaşabilecekleri yeni bir güzergâh bulmaları Osmanlı’nın elinde tuttuğu transit ticareti olumsuz yönde etkilemiş ve bu yollar zaman içerisinde jeopolitik önemini yitirmeye başlamıştır. Dönemin küresel güçlerinden olan Rusya’nın sıcak denizlere inme politikası ve İngiltere’nin sömürgelerine giden yollara hakim olma isteği bu iki güç arasında çıkar çatışmasına neden olmuştur. Bu durum bu döneme kadar ticari önemi ağır basan İstanbul ve Çanakkale boğazlarının jeopolitik açıdan da önem kazanmasını sağlamıştır. Türkiye’nin jeopolitik öneminin farkında olan Batılı devletler, I. Dünya Savaşı’nda Anadolu’yu ele geçirmek istemiş, fakat vatansever Türk halkının verdiği mücadele ile Çanakkale’de bozguna uğratılmıştır. Coğrafi Keşiflerle başlayan ekonomik ve siyasi çöküşle 20. yüzyılın başlarında yıkılan Osmanlı Devleti’nin yerine büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. II. Dünya Savaşı’yla beraber dünyada ekonomik, sosyal ve politik dengeleri değiştiren pek çok olay meydana gelmiştir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından soğuk savaşın sona ermesi, küreselleşmenin artması ve yeni politik oluşumlar özellikle Balkanlar, Orta Doğu ve Kafkasların arasında bir köprü görevi gören Türkiye’nin jeopolitik öneminin artmasını sağlamıştır. Enerji üretiminde önemli yere sahip olan petrol ve doğal gazın büyük bir kısmı, Türkiye’nin komşusu olan Hazar Bölgesi’nde ve Orta Doğu ülkelerinde üretilmektedir. Bu enerji kaynaklarını yoğun bir şekilde tüketen Avrupa ülkeleri de Türkiye’nin diğer komşularını oluşturur. Türkiye’nin konumu enerji kaynaklarının nakledilmesinde Türkiye’yi önemli bir ulaşım kavşağı hâline getirmektedir. Türkiye, sahip olduğu boğazlar vasıtasıyla Karadeniz’den Akdeniz’e doğru yapılan ticarette kilit bir noktada bulunmaktadır. Önemli doğal gaz üreticilerinden olan Rusya da bu kaynakların büyük bir bölümünü Türkiye üzerinden dış pazara göndermektedir. Askerî açıdan güçlü olan Türkiye bölgesel barışı ve güvenliği sağlamak amacıyla BM ve NATO Karadeniz Ekonomik İş birliği Teşkilatı, İslam İş birliği Teşkilatı gibi birçok bölgesel ve küresel örgüte üyedir. Ülkemizin genç ve dinamik nüfusu, gelişen ekonomisi ile sahip olduğu doğal ve beşerî özellikleri jeopolitik konumunda belirleyici rol oynar.

İbn Haldun ne demişti Coğrafya kaderdir. Gerçekten de tüm bunlara baktığımızda Türkiye’nin doğusu batısı, kuzeyi güneyi dört tarafında sorunlar yumağı var. Bir ada ülkesi olan İzlanda’nın sularında balinalar gezerken bizim sınırlarımızda terör örgütleri cirit atmakta. Bu durum askeri, ekonomik siyasi alanda her zaman güçlü bir ülke olmamızı zorunlu kılmaktadır. Son zamanlarda askeri alanlarda yapılan büyük atılım silahlı insansız hava araçlarının, orta menzilli füzelerin, Altay tanklarının, Atak helikopterlerinin yerli imkanlarla yapılması göğsümüzü kabartmakta dosta güven düşmana korku salmaktadır. Bu alanda yakalanan başarının ekonomik alanda da yaşanması en büyük arzumuz. Unutmayalım ki sahada güçlü olduğumuz kadar masada güçlü oluruz.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?