CHP açısından son dönemde yaşanan tabloyu tek bir kelimeyle tanımlamak gerekirse; korkunç.
Cumhuriyet Halk Partisi seçmeni, örgütleri, yöneticileri ve Türkiye'de demokrasi mücadelesine gönül veren milyonlar büyük bir hayal kırıklığı içerisinde.
Ancak içinde bulunulan tablo ne kadar ağır olursa olsun, bu krizden çıkışın yolu umutsuzluk değil, akılcı ve cesur bir yeniden yapılanmadır.
Öncelikle şu gerçeği doğru tespit edelim:
Bugün CHP’de yalnızca kişilerle açıklanabilecek bir sorun yoktur. Yargı müdahalesi ile göreve gelen anlayışın, şekil değiştirmiş bir siyasi anlayış olduğunu, bu anlayışın, siyasallaşmış yargının gücünü de arkasına alarak Cumhuriyet Halk Partisi'ni etkisizleştirmeyi, muhalefeti parçalamayı ve demokratik siyaseti dizayn etmeyi hedeflediğini net bir biçimde görüyoruz.
Şahsi fikrim, bu noktadan sonra geçmişte denenmiş yöntemleri tekrar ederek zaman kaybetmenin kimseye faydası olmayacaktır. Cumhuriyet Halk Partisi'ni korumak ve yaşatmak adına bütün yollar denenmelidir, ancak sadece içe dönük bir mücadele ile de zaman kaybedilmemelidir. Bir yandan baba ocağına sahip çıkarken, bir yandan da yeni bir strateji ve yeni bir yol haritası oluşturulması zorunlu hale gelmiştir.
Fakat burada çok önemli bir hususun altını çizmek gerekir:
Cumhuriyet Halk Partisi seçmeninin ve örgütlerinin, kurulacak yeni bir siyasi yapıya sorgusuz sualsiz yöneleceğini varsaymak büyük bir hata olur. İnsanlar yalnızca isimlere değil, umut veren projelere, güven veren kadrolara ve inandırıcı bir gelecek vizyonuna destek verirler.
Bu nedenle yeni döneme ilişkin yol haritası kamuoyuna açık, net ve şeffaf biçimde anlatılmalıdır.
Özellikle örgütlerin ve parti emekçilerinin süreç hakkında doğru bilgilendirilmesi hayati önem taşımaktadır. Bu amaçla mevcut il başkanları ve yerel yöneticiler aracılığıyla kapsamlı istişare toplantıları düzenlenmeli, örgütün kafasındaki soru işaretleri giderilmelidir.
Yeni bir siyasi yapılanmaya gidilecekse, bunun yalnızca mevcut örgüt yapılarının olduğu gibi taşınması şeklinde gerçekleşmesi doğru olmayacaktır.
Son kurultay ve kongre süreçleri göstermiştir ki toplumun önüne yeni iddialar koyabilecek, heyecan yaratabilecek insan kaynağını ortaya çıkarmakta yeterince başarılı olunamamıştır. Aynı yöntemleri tekrar ederek farklı sonuçlar beklemek gerçekçi değildir.
Bu nedenle her ilde, her ilçede toplumsal karşılığı olan, liyakat sahibi, üretken ve mücadele kapasitesi yüksek yeni kadrolar belirlenmelidir.
Aynı zamanda siyasi finansman konusu daha ilk günden itibaren tam şeffaflık ilkesiyle kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu şey kapalı kapılar ardında yürütülen siyaset değil; hesap verebilir, açık ve güven veren bir siyaset anlayışıdır.
Yeni siyasi hareketin programı güçlü, politikaları somut ve geleceğe dair iddiası yüksek olmalıdır. Modası geçmiş siyasi reflekslerden medet ummak yerine; ekonomiden dış politikaya, eğitimden adalete kadar her alanda yeni ve inandırıcı çözümler ortaya koyulmalıdır.
Toplum artık yalnızca muhalefet eden değil, iktidar olmaya hazırlanan bir siyasi akıl görmek istemektedir.
Bu nedenle yeni dönemin kadroları da, programı da, dili de planlı, disiplinli ve geleceğe dönük olmalıdır.
Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda ise zaman kaybetmenin Türkiye'ye de muhalefete de faydası yoktur.
Muhalefetin geniş kesimlerinde karşılık bulan, toplumun farklı kesimleriyle temas kurabilen ve kazanma potansiyeli yüksek bir aday etrafında vakit kaybetmeden siyasi hazırlıklar başlatılmalıdır.
Türkiye'nin önünde tarihi bir eşik bulunmaktadır. Bu eşik ancak kişisel hesapların değil ortak aklın, hiziplerin değil toplumsal beklentilerin, geçmiş tartışmaların değil gelecek vizyonunun öne çıkarılmasıyla aşılabilir.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; kırgınlıkları büyütmek değil, yeni bir umut inşa etmektir.












