USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Çocukluğumuzdaki Ses, Yetişkinliğimizde Hâlâ Bizimle Konuşuyor

Çocukluğumuzdaki Ses, Yetişkinliğimizde Hâlâ Bizimle Konuşuyor
05-07-2026

Bir düşünün…

İş yerinde küçük bir hata yaptınız. Eve dönerken bütün gününüzü o hata kaplıyor. Defalarca aynı anı zihninizde canlandırıyor, kendinize kızıyor, Nasıl bunu fark etmedim?” diyorsunuz.

Ya da bir arkadaşınız mesajınıza birkaç saat cevap vermedi. Bir anda aklınızdan onlarca ihtimal geçiyor. Kesin bir şeye kırıldı.” “Galiba beni artık sevmiyor.” “Ben yine yanlış bir şey yaptım.”

Oysa ortada yalnızca bir hata ya da geciken bir mesaj var.

Peki neden bazılarımız bu kadar sert tepki veriyor?

Çünkü bazen yaşadığımız olaya bugünkü yaşımızla değil, yıllar önce incinmiş çocuk yanımızla tepki veriyoruz.

Çocukluk sandığımız kadar geride kalmıyor. Büyüyor, okul bitiriyor, işe giriyor, evleniyoruz. Adımızın önüne unvanlar ekleniyor. Ama içimizdeki çocuk, öğrendiği dili konuşmaya devam ediyor.

Eğer çocukken sık sık eleştirildiyseniz, bugün en küçük hatanızda kendinizi acımasızca yargılıyor olabilirsiniz.

Eğer sevginin başarıyla geldiğini öğrendiyseniz, dinlenirken bile suçluluk hissedebilirsiniz.

Eğer duygularınızı dile getirdiğinizde Abartıyorsun.” ya da Ağlama.” sözlerini duyduysanız, bugün hislerinizi anlatmakta zorlanmanız şaşırtıcı değildir.

Çünkü çocuklar yalnızca yürümeyi, konuşmayı ya da okumayı öğrenmez. Kendilerine nasıl davranacaklarını da öğrenirler.

Yıllar sonra o ses artık annenizin, babanızın ya da öğretmeninizin sesi olmaktan çıkar. Kendi sesinizmiş gibi gelir.

Belki de en üzücü tarafı budur.

Çünkü insan, kendisini en çok kendi iç sesiyle yaralar.

Oysa düşünün… Çok sevdiğiniz bir arkadaşınız size gelip, Bugün hata yaptım.” dese ona Sen zaten yetersizsin.” der miydiniz?

Muhtemelen hayır.

Ona, Olur böyle şeyler.” derdiniz. Bir hata seni değersiz yapmaz.” derdiniz.

Başkalarına gösterdiğimiz anlayışı neden kendimizden esirgiyoruz?

Belki de yıllardır içimizde konuşan o sesin bize ait olduğunu sandığımız için…

Psikoterapi odasında en sık tanık olduğum şeylerden biri, insanların yaşadıkları bugünkü olaylardan çok, o olayların içlerinde uyandırdığı eski duygularla mücadele etmeleridir. Bir eleştiri, çocukken hiç yeterli hissedemediği günleri hatırlatır. Bir ayrılık, yıllar önce yaşadığı terk edilme korkusunu yeniden canlandırır. Bugün yaşanan olay, geçmişin kapısını aralar.

İşte bu yüzden geçmişi konuşuruz.

Suçlu aramak için değil.

Kendimizi daha iyi anlayabilmek için.

Çünkü kendimizi anladığımız yerde, kendimize daha şefkatli davranmaya başlarız.

Belki de artık ihtiyacımız olan şey, içimizdeki o eski sesi susturmaya çalışmak değildir. Onun yanına yeni bir ses ekleyebilmektir.

Hata yaptığında seni aşağılamayan…

Üzüldüğünde duygularını küçümsemeyen…

Yorulduğunda dinlenmene izin veren…

Ve sana her koşulda şunu hatırlatan bir ses:

Değerli olmak için kusursuz olmak zorunda değilsin.”

Belki çocukluğumuzu değiştiremeyiz.

Ama bugün, içimizde konuşacak sesi seçme şansımız var.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
Özhanlar Mobilya