USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000
Gündem

CESARET DE BİR KAMU HİZMETİDİR: TUNCAY YILDIRIM ÖRNEĞİ

Türkiye'de toplantı çok. Konuşma da çok.

CESARET DE BİR KAMU HİZMETİDİR: TUNCAY YILDIRIM ÖRNEĞİ
07-08-2026 11:01

Türkiye'de toplantı çok.

Konuşma da çok.

Ama ne hikmetse, herkes konuşuyor; söylenmesi gerekeni söyleyenlerin sayısı giderek azalıyor.

Dün Gaziantep'te yapılan toplantı bu yüzden dikkat çekiciydi. Konuk olarak  kamu bankalarının genel müdürleri ve Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Alpaslan Çakar vardı. Böyle toplantılar çoğu zaman karşılıklı nezaket cümleleriyle geçer. Kimse kimseyi rahatsız etmek istemez.

Bu kez öyle olmadı.

Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Tuncay Yıldırım, banka genel müdürlerine dönerek, "Kötü günde firmaların yanında olmayacaksanız, iyi günde yanlarında olmanızın ne anlamı var?" diye sordu.

Bu cümleyi sadece bankalara yöneltilmiş bir eleştiri olarak okumak eksik olur.

Aslında bu soru, son yıllarda üretim ekonomisinin yaşadığı en temel sıkışmayı anlatıyor. Gaziantep gibi üreten şehirlerde mesele artık yalnızca sipariş almak değil; o siparişi finanse edebilmek. Sermayeye erişimin zorlaştığı dönemlerde, üretim kapasitesini korumak yalnızca sanayicinin değil, finans sisteminin de ortak sorumluluğudur.

Benim dikkatimi çeken ise sözün kendisinden çok, söylendiği yer oldu.

Çünkü bizim gibi ülkelerde, eleştiriyi genelde muhatabı yokken yapma kolaycılığına kaçıldığına çokça şahit oluruz.

Ama esas olan, doğru bildiğinizi, onu duyması gereken insanların yüzüne söyleyebilmektir.

Aslında ülkemizde eksik olan şey tam da bu değil mi?

Makam sahibi çok; temsil sorumluluğunu aynı ağırlıkla taşıyan insan sayısı ise daha az.

Oysa temsil, herkesin hoşuna gidecek cümleler kurmak değildir. Gerektiğinde rahatsızlık oluşturmayı da göze almaktır. Çünkü bazı gerçekler, söylendiği anda alkış toplamaz; ama söylenmediğinde toplumun tamamı bunun bedelini öder.

İşte Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Sayın Tuncay Yıldırım’ın dünkü çıkışı tam da bu duruşu temsil ediyor.

Bu noktada aklıma iki bin beş yüz yıl öncesinden bir hikâye geliyor.

Sophokles'in Antigone tragedyasında genç bir kadın, kral Kreon'un buyruğuna rağmen vicdanının doğru bildiğini yapmayı seçer. Antigone'nin mücadelesi iktidarı ele geçirmek için değildir; hakikatin, makamdan daha üstün olduğunu savunmaktır. Bu yüzden yüzyıllardır siyaset felsefesinde ve hukuk düşüncesinde, otorite karşısında vicdanın simgesi olarak anılır.

Elbette bugün kimseyi Antigone olmaya çağırmıyoruz.

Ama onun bıraktığı soru hâlâ güncelliğini koruyor: İnsan, doğru bildiğini söylemekten vazgeçtiğinde geriye makam kalır; temsil kalır mı?

Gaziantep'in bugün daha fazla teşvike, daha fazla yatırıma ve daha fazla finansmana ihtiyacı olduğu doğru.

Fakat bunların hepsinden önce ihtiyaç duyduğu başka bir şey var.

Şehrin sorunlarını, kim konuşursa konuşsun aynı açıklıkla dile getirebilen yöneticiler.

Çünkü şehirleri sadece sermaye büyütmez.

Onları, gerektiğinde gerçeği söyleme cesaretini gösterebilen insanlar da büyütür.

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
ANKET TÜMÜ
ARŞİV ARAMA
E-GAZETE TÜMÜ
VEFAT VE TEŞEKKÜR
PUAN DURUMU TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ TÜMÜ
Karikatürler
Özhanlar Mobilya