USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000
Gündem

468 OYLA GEÇEN YASA, 88 OYLA BÜYÜYEN SORU!...

Evet, toplumdaki adı TERÖRSÜZ TÜRKİYE olan süreçle ilgili yasa değişikliklerini içeren çerçeve yasa dün Meclis'ten 468 oyla geçti.

468 OYLA GEÇEN YASA, 88 OYLA BÜYÜYEN SORU!...
13-08-2026 11:18

Evet, toplumdaki adı TERÖRSÜZ TÜRKİYE olan süreçle ilgili yasa değişikliklerini içeren çerçeve yasa dün Meclis'ten 468 oyla geçti.

İlk bakışta parlamento desteği  büyük gibi algılanıyor.

Siyasi açıdan güçlü.

Ama siyasette bazı rakamlar, göründüğünden daha çok şey anlatır.

Çünkü; bazı durumlarda, bir yasanın kaç oyla geçtiğinden daha çok, toplumun o yasaya nasıl baktığı önemlidir.

Hatta bazen çok daha önemlidir.

Çerçeve Yasa'nın oylamasında ortaya çıkan tablo bunun en açık göstergelerinden biri. YENİ Parti içerisinden 54 milletvekili, CHP'den iki milletvekili ve İYİ Parti grubunun tamamı “hayır” dedi.

Bu tabloyu yalnızca siyasi hesaplarla açıklamak kolaycılık olur.

Çünkü ortada siyasetin günlük polemiklerinden daha büyük bir mesele var:

ADALET DUYGUSU

Türkiye'nin son kırk yılına damgasını vuran terör, bu ülkeye yalnızca ekonomik ve siyasi maliyetler yüklemedi. Binlerce aileye geri dönüşü olmayan acılar bıraktı.

Bir annenin evladını bayrağa sarılı bir tabutla uğurlaması...

Bir çocuğun babasının sesini hatırlamadan büyümesi...

Bir gazinin hayatının geri kalanını taşıdığı yarayla sürdürmesi...

Bunlar bir ülkenin siyasi ve toplumsal hafızasından kolay silinebilecek olaylar değildir.

Bu nedenle şehit ailelerinin ve gazilerin bu süreçte ortaya koyduğu itirazı anlamadan bu tartışmayı anlamak mümkün değildir.

Onlar barış istemedikleri için değil, adaletin eksik kalmasından korktukları için itiraz ediyorlar.

Ve bu fark çok önemlidir.

Çünkü Türkiye'de herkes terörün bitmesini istiyor.

Herkes çocuklarımızın dağlarda ölmemesini istiyor.

Herkes annelerin artık ağlamamasını istiyor.

Yaşanan süreci sadece “Terör bitsin” üzerinden okumak ve değerlendirmeyi doğru bulmuyorum.

Elbette bitsin.

Asıl tartışma şudur:

TERÖR BİTERKEN TOPLUM VİCDANINDAKİ ADALET NASIL KORUNACAK?

 

Mesele kanundaki kelimeler değil, toplumun vicdanıdır.

Düzenlemenin teknik anlamda “genel af” olmadığı konusu topluma izah edilmek zorundadır.

Kolay bir mücadele ile kazanılmamış olan güzelim ülkemizin sınır ve toplum bütünlüğüne hiçbir halel getirilmeyeceği, ulus devlet kimliğimizin ilelebet korunması ile ilgili her türlü mücadelenin, siyasetten ari bir biçimde yapılacağı, bu konuların anayasal zeminde güvence altında tutulacağı konusunda toplum ikna edilmelidir.

Çünkü siyasetin bazen hukuktan daha zor bir sınavı vardır: toplumun vicdanı.

Bir şehit ailesi, yıllarca mücadele ettiği terör örgütü mensuplarının herhangi bir biçimde yeniden toplum hayatına dönebilmesinden endişe ediyorsa, devletin görevi bu endişeyi küçümsemek değildir.

“Bu af değil” demek de tek başına yeterli değildir.

Devletin yapması gereken, “Senin adalet duygunu koruyacak güvenceleri oluşturacağım” diyebilmektir.

Çünkü hukuk devleti yalnızca kanunların varlığıyla değil, insanların o kanunlara güvenmesiyle yaşar.

Bugün Türkiye'nin en ciddi problemlerinden biri de zaten budur:

İnsanların adalet terazisinin herkese aynı ağırlıkla çalıştığına dair inancının zayıflaması.

Adalet duygusu zayıfladığında, en doğru karar bile toplumun bir bölümünde kuşkuyla karşılanır.

 

 

Türkiye “Terörsüz Türkiye” hedefini tartışıyor.

Bu hedef önemlidir.

Fakat terörün sona ermesi tek başına toplumsal barış anlamına gelmez.

Barış, sadece silahların susması değildir.

Barış aynı zamanda hukukun tarafsızlaşmasıdır.

Seçmenin sandıkta verdiği oyun korunmasıdır.

Devletin yurttaşları arasında farklı hukuk uyguladığı algısının ortadan kalkmasıdır.

Hangi kimlik ya da inanca sahip olursa olsun, bir vatandaşın kendisini TÜRK MİLLETİ tanımı altında eşit yurttaş hissetmesidir.

Şehit ailesinin ise “Benim evladımın fedakârlığı unutuldu” duygusuna kapılmamasıdır.

Bugün tam da burada ciddi bir çelişki ortaya çıkıyor.

Bir yandan demokratikleşmeden, yeni bir Türkiye sayfasından ve toplumsal barıştan söz ediyoruz.

Diğer yandan seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınması, belediyelere kayyum atanması ve siyasi operasyonlar üzerinden yürüyen tartışmalar devam ediyor.

İnsanların kafasındaki soru da tam olarak burada ortaya çıkıyor:

Siyaset bir yandan barışı büyütürken, diğer yandan neden güvensizliği büyütüyor?

Bu soruya makul bir cevap verilmeden toplumsal güveni tesis etmek kolay değil.

 

 

DEVLETİN GERÇEK GÜCÜ

Devlet elbette her anlamda güçlü olmalıdır.

Terörle mücadele etmelidir.

Ama devletin gerçek gücü yalnızca güvenlik kapasitesiyle ölçülmez.

Devletin gerçek gücü, adaletine duyulan güvenle ölçülür.

Hangi kimlikten ya da inançtan olursa olsun bir vatandaş gönül rahatlığıyla “Bu devlet benim devletim” diyebiliyorsa...

Bir şehit annesi “Devlet benim acımı unutmadı” diyebiliyorsa...

Bir gazi “Ben bu ülke için mücadele ettim ve ülkem benim yanımda” diyebiliyorsa...

Bir seçmen “Sandıkta verdiğim oyun güvende olduğuna inanıyorum” diyebiliyorsa...

İşte o zaman güçlü bir devletten söz edebiliriz.

Çünkü toplumsal barışın en sağlam harcı korku değil, güvendir.

 

 

Bu nedenle Meclis'teki 468 oy önemli ama yeterli değildir.

Çünkü Meclis bir yasa çıkarabilir.

Fakat toplumsal barışı tek başına yasalar kuramaz.

Barışı devlet kurar.

Hukuk güçlendirir.

Siyaset olgunlaştırır.

Toplum ise benimser.

Şimdi önümüzde tarihi bir fırsat var.

Türkiye gerçekten terörün sona erdiği, silahın siyasetin yerine geçmediği, hangi inançtan ya da kimlikten olursa olsun, vatandaşların eşit yurttaşlık duygusunun güçlendiği, şehit ailelerinin adalet beklentisinin karşılandığı ve sandık iradesinin korunduğu yeni bir dönem yaratabilir.

Ama bunun için bir tarafın kazanması, diğer tarafın kaybetmesi gerekmiyor.

Tam tersine herkesin kazanacağı bir hukuk düzeni gerekiyor.

Çünkü Türkiye'nin ihtiyacı yalnızca hem terörsüz, hem de adil bir Türkiye’dir.

Biri olmadan diğeri eksik kalır.

Ve bugün asıl mesele, 468 milletvekilinin ne dediği değil.

Bu ülkenin vicdanının ne diyeceğidir.

Meclis kararını verdi.

Şimdi sıra siyasette.

Ve en önemlisi, adalet terazisinde.

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
ANKET TÜMÜ
ARŞİV ARAMA
E-GAZETE TÜMÜ
VEFAT VE TEŞEKKÜR
PUAN DURUMU TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ TÜMÜ
Karikatürler
Özhanlar Mobilya