USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Diyarbakırspor’dan Amedspor’a: Bir Şehir, İki Takım, Tek Futbol Hafızası

Diyarbakırspor’dan Amedspor’a: Bir Şehir, İki Takım, Tek Futbol Hafızası
27-09-2026

Bir zamanlar Diyarbakırspor’un açtığı Süper Lig kapısından bugün Amedspor geçiyor. 
Peki bu şehir geçmişini unutmadan geleceğini kurabilecek mi?

Diyarbakır…
Surlarıyla, tarihiyle, kültürüyle, insanıyla ve kendine özgü şehir ruhuyla Türkiye’nin en özel şehirlerinden biri.
Ama Diyarbakır’ın bir başka hafızası daha var:

Futbol.
Ve bu hafızanın bugün iki güçlü adı var:
Diyarbakırspor ve Amedspor.
Biri geçmişin büyük hikâyesini taşıyor.
Diğeri bugünün ve geleceğin hikâyesini yazıyor.
İşte tam burada insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Bir şehir, yeni başarılarını alkışlarken eski başarılarını unutabilir mi?

BİR ZAMANLAR DİYARBAKIRSPOR VARDI…

24 Haziran 1968…
Diclespor ile Yıldızspor’un birleşmesiyle Diyarbakırspor kuruldu.
Kurucu başkanlığını dönemin Diyarbakır Belediye Başkanı Nejat Cemiloğlu yaptı.
Kırmızı-yeşil forma kısa zamanda yalnızca bir futbol formasına değil, Diyarbakır’ın ortak heyecanına dönüştü.
Ve sonra 1976-1977 sezonu geldi.
Diyarbakırspor, Türkiye 2. Ligi’nde şampiyon olarak o günkü adıyla Türkiye 1. Ligi’ne, bugünkü adıyla Süper Lig’e yükseldi.
Bu, yalnızca bir kulübün başarısı değildi.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu futbolu açısından tarihi bir dönüm noktasıydı.
Diyarbakırspor, Anadolu futbolunun yükseliş döneminde Trabzonspor ve Eskişehirspor gibi kulüplerle birlikte adından söz ettiren önemli ekiplerden biri hâline geldi.
Tam 11 sezon Süper Lig’de mücadele etti.
Bir dönem Galatasaray’ı, Fenerbahçe’yi, Beşiktaş’ı ve Trabzonspor’u aynı sezonda mağlup eden ilk Anadolu takımı olarak tarihe geçti.
Yani Diyarbakırspor bir zamanlar yalnızca Süper Lig’de bulunan bir takım değildi.
Süper Lig’in hikâyesine Anadolu’dan kendi rengini yazan takımlardan biriydi.

Ama hayatın ve futbolun acı tarafı da burada başladı.

DÜŞMEK…
2009-2010 sezonunda Süper Lig’den düşüşün ardından ekonomik ve idari sorunlarla boğuşan Diyarbakırspor, yıllar içerisinde profesyonel liglerden de koptu.
2012-2013 sezonunda profesyonel liglere veda etti.
Bir zamanlar Süper Lig’de Anadolu futbolunun sembollerinden biri olan kulüp, amatör liglere kadar geriledi.
Ve bugün hâlâ yeniden ayağa kalkma mücadelesi veriyor.
İşte insanın burada durup düşünmesi gerekiyor.
Bir kulüp kötü yönetilebilir.
Ekonomik kriz yaşayabilir.
Yanlış kararlar alabilir.
Küme düşebilir.
Ama bütün bunlar onun geçmişte yaptıklarını siler mi?

Silmemeli.
Çünkü futbol kulüpleri sadece puan cetvelinden ibaret değildir.
Bir kulüp bazen bir şehrin çocukluğudur.
Bazen babadan oğula geçen bir tutkudur.
Bazen yıllar önce tribünde yaşanan bir sevinçtir.
Bazen de artık hayatta olmayan insanların hatırasıdır.
İşte Diyarbakırspor tam olarak budur:
Bir şehir hafızası.

VE O HAFIZANIN İÇİNDE BİR İSİM:
ALİ GAFFAR OKKAN

Diyarbakırspor hikâyesini anlatıp Ali Gaffar Okkan’ı anlatmamak mümkün mü?
Bence mümkün değil.
1997 yılında Diyarbakır Emniyet Müdürü olarak göreve başlayan Ali Gaffar Okkan, görev süresi boyunca yalnızca güvenlik alanında değil, toplumla kurduğu doğrudan ilişkiyle de şehirde derin iz bıraktı.
Kadın polisleri trafik uygulamalarında görevlendirdi.
Kayıp çocukların ailelerine ulaştırılması için çalışmalar yaptı.
Yürümekte zorlanan yaşlıların araçlarla evlerine götürülmesini sağladı.
İhtiyaç sahibi ailelere ve öğrencilere destek verdi.
Esnafın, vatandaşın, gencin, yaşlının arasına girdi.
Gençleri uyuşturucu ve terör örgütlerinin etkisinden uzaklaştırmak için spora yönlendirdi.
Amatör spor kulüplerine destek oldu.
Ve…
Diyarbakırspor’a gönül verdi.
Yeşil-kırmızılı takımın maçlarını sahaya çıkış tünelinin kapısından izledi.
Futbolcuların gol sevincine ortak oldu.
Takımın üst lige yükselmesi için adeta bir kulüp yöneticisi gibi mücadele etti.
Diyarbakırspor yönetimi tarafından da kulübün onursal başkanı ilan edildi. 

24 Ocak 2001…
Ali Gaffar Okkan ve beraberindeki beş polis memuru Diyarbakır’da uğradıkları saldırıda şehit oldu.
Diyarbakırspor’un şampiyonluk hayalini göremedi.
Ama şehrin gönlündeki yerini kaybetmedi.
Belki de bazı insanların hikâyesi tam burada başlıyor:
Görev yaptıkları yerde değil, insanların hafızasında yaşamaya devam ederler.
Gaffar Okkan da Diyarbakır’ın hafızasında böyle bir isimdir.

BİR ŞEHİR DÜŞTÜ…

Ama futbol bitmedi.
Çünkü şehirlerin futbol tutkusu, tek bir kulübün kaderine bağlı değildir.
Diyarbakır’da başka bir hikâye de yıllar içinde büyüyordu.
1972 yılında Melikahmet Turanspor adıyla başlayan kulüp yolculuğu;
Melikahmetspor,

Diyarbakır Belediyespor,

Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor,

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi DİSKİspor

ve yeniden Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor adlarının ardından,

2014 yılında alınan genel kurul kararıyla Amed Sportif Faaliyetler adına ulaştı.
Bu kulübün tarihçesinde futbolun yanı sıra boks, voleybol, basketbol, masa tenisi, briç ve tekerlekli sandalye basketbolu gibi farklı branşların da önemli yeri bulunuyor.
Yani Amedspor’un hikâyesi yalnızca futboldan ibaret değil.
Ama futbol…
İşte futbol başka.
Çünkü Diyarbakır’da futbol, insanların duygularına doğrudan dokunuyor.

AMEDSPOR’UN YÜKSELİŞİ
Amedspor yıllarca alt liglerde mücadele etti.
2012-2013 sezonunda TFF 2. Lig’e yükseldi.
Sonra yıllar süren mücadele…
Ve 2024-2025 sezonunda 1. Lig…

Artık hedef belliydi:

Süper Lig.

Fakat Süper Lig’e çıkmak öyle sadece iyi bir takım kurmakla olmuyordu.
Uzun bir sezon…
Baskı…
Deplasmanlar…
Son haftalar…
Rakiplerin maçları…
Kendi maçın…
Tribünün beklentisi…
Şehrin beklentisi…
Ve her hafta biraz daha büyüyen “Acaba?” duygusu…
2025-2026 sezonunda Amedspor bu maratonun sonuna kadar geldi.

Ligin son haftasına gelindiğinde hesaplar hâlâ devam ediyordu.
Ve sonra…
Iğdır.
Alagöz Holding Iğdır FK karşısında 3-3 biten maç…

Ve düdük.

Amedspor ligi ikinci sırada tamamladı.

Ve tarihinde ilk kez:

SÜPER LİG’DE!
2 Mayıs 2026’da alınan bu sonuçla Amedspor, doğrudan Süper Lig’e yükseldi. 

Bir şehrin yıllarca kurduğu hayal gerçekleşti.
Kutlamalar başladı.
Diyarbakır sokakları yeşil-kırmızıya büründü.
Ve Amedspor artık Türkiye’nin en üst futbol ligindeydi.

BU BAŞARININ SAHADAKİ KAHRAMANLARI KİM?
Bir şampiyonluk sadece futbolcuların hikâyesi değildir.

Başkan vardır.
Yönetim vardır.
Teknik ekip vardır.
Kulüp çalışanları vardır.
Ve tabii ki…
Taraftar vardır.
Amedspor’un 2026-2027 yapılanmasının başında Başkan Nahit Eren bulunuyor.
Kulübün yeni yönetim kurulunda 
Şengül Saruhanoğlu, 
Talip Sümbül, 
Mithat Çiftçi, 
Bengî Berfin Odabaşı Tunca, Nedim Şimşek, 
Özlem Külahçı Tanaman, Melih Nazlıcan, 
Narin Narinova, 
Taha Ülgen, 
Songül Bayram Alak, 
Nimet Taş, 
Mülkiye Yekza İnanır, 
Önder Çiçek, 
Emel İzgi Demir, 
Ahmet Ülmez, 
Mehmet Reşit Akıl, 
Ömer Faruk Yıldırım, 
Kamuran Azizoğlu, 
Serhat Demir, 
Mahmut Arslan, 
Eser Sönmez, 
Nevzat Günay, 
Hadi Yakışan, 
Mustafa Altın, 
Bişar Duran, 
Nurettin Yıldız, 
Ender Vural ve 
Amed Uluğ gibi isimler yer alıyor. 
Yönetim yapısında ayrıca denetim ve disiplin kurulları ile yedek üyeler de bulunuyor. 

Yani bugün karşımızda sadece bir futbol takımı değil;
yönetimi, idari yapısı, teknik kadrosu, akademisi, kadın futbolu ve farklı spor branşlarıyla büyümeye çalışan bir kulüp organizasyonu var.

KULÜBENİN BAŞINDA BESNİK HASİ

Amedspor’un 2026-2027 ve 2027-2028 sezonlarını kapsayan iki yıllık sözleşmeyle teknik direktörlüğünü Besnik Hasi yürütüyor.
A takım teknik kadrosunda Hasi’nin yardımcısı olarak Erhan Ölker görev yapıyor.
Kulübün akademi ve altyapı yapılanması da ayrıca teknik kadrolarla destekleniyor. 
Bu da bize başka bir şeyi söylüyor:
Süper Lig’e çıkmak başka, Süper Lig kulübü olmak başka.
Artık Amedspor’un önündeki mesele yalnızca maç kazanmak değil.
Kurumsallaşmak…
Kadroyu derinleştirmek…
Altyapıyı güçlendirmek…
Mali yapıyı sürdürülebilir hâle getirmek…
Ve Süper Lig’in ağırlığını taşımak.
Kulübün 2026 yazında yaptığı yeni transferler arasında Samuel Ballet, Yira Sor, Mohamed Khalil, Gökhan Gül ve Rayan Lutin gibi isimler de bulunuyor. 

SAHADA KİMLER VAR?

Bugünkü Amedspor A takım kadrosu 25 futbolcudan oluşuyor.

Kalede Alban Lafont, Mustafa Burak Bozan ve Yakup Girişen;
savunmada Mehmet Yeşil, Kahraman Demirtaş, David Bates, Lumbardh Dellova, Amadou Cissé, Miraç Acer, Umut Meraş ve Ali Turap Bülbül;
orta sahada Rayan Raveloson, Cem Üstündağ, Furkan Soyalp, Rayan Lutin, Diaa Saba, Yira Sor, Ermal Krasniqi, Mohamed Khalil, Muhammed Hasan Yıldırım, Samuel Ballet, Berk Kızıldemir ve Dilhan Demir;
forvette ise Mbaye Diagne ve Gift Emanuel Orban bulunuyor. 

Dikkat çekici olan yalnızca isimler değil.

Kadronun yaş ve deneyim dağılımı da Amedspor’un Süper Lig’de kalıcı olma hedefi doğrultusunda yeniden yapılandığını gösteriyor.

Çünkü artık rakipler değişti.

Statü değişti.
Beklenti değişti.
Ve en önemlisi:
Amedspor’un Türkiye futbolundaki yeri değişti.

AMA BİR TAKIMI SADECE FUTBOLCULAR TAŞIMAZ
Amedspor’un hikâyesinde belki de en önemli aktörlerden biri:
Taraftar.
Başkan Nahit Eren de Süper Lig’e yükselişin ardından başarıyı futbolcuların, teknik heyetin ve taraftarların ortak emeği olarak değerlendirdi.

Üstelik destek yalnızca Diyarbakır’dan gelmedi.
Kulüp yönetiminin açıklamalarına göre farklı şehirlerden ve yurt dışından da ciddi taraftar desteği oluştu. 
İşte Diyarbakır’ın futbol hikâyesini farklılaştıran noktalardan biri de burada.
Stadyum bazen sadece maç izlenen yer değildir.
Bazen bir şehrin kendisini ifade ettiği yerdir.
Bazen umutların yükseldiği…
Bazen öfkenin…
Bazen sevincin…
Bazen aidiyetin…
Bazen de “Biz buradayız” duygusunun.
Bu nedenle Amedspor’un taraftarını yalnızca tribündeki insan sayısıyla ölçmek, bu hikâyenin tamamını anlatmaya yetmez.

PEKİ DİYARBAKIRSPOR?
İşte yazının en zor sorusu burası.
Amedspor bugün Süper Lig’de.
Peki Diyarbakırspor?
Bir zamanlar bu şehri Süper Lig’e taşıyan…
Anadolu futbolunun öncü kulüplerinden biri olan…
Gaffar Okkan’ın tribünden gol sevincine ortak olduğu…
Binlerce insanın formasını giydiği…
Çocukların babalarıyla birlikte tribünde bağırdığı…
O Diyarbakırspor bugün nerede?

Amatör liglerde…

Yeniden ayağa kalkmaya çalışıyor.

İşte burada “ya o ya bu” demek bana göre Diyarbakır’ın hikâyesini küçültür.

Çünkü mesele Diyarbakırspor mu Amedspor mu meselesi değildir.

Asıl mesele:

Diyarbakır’ın kendi futbol tarihine nasıl baktığıdır.

İKİ TAKIM, TEK ŞEHİR
Bir şehir aynı anda iki takımına sahip çıkamaz mı?
Neden çıkamasın?
Amedspor’un başarısını kutlamak için Diyarbakırspor’u unutmak gerekmiyor.
Diyarbakırspor’un tarihini yaşatmak için Amedspor’un başarısını küçümsemek gerekmiyor.
Tam tersine…
Bir şehrin büyüklüğü biraz da budur.
Eski değerini kaybetmeden yeni değerini büyütebilmek.
Diyarbakırspor bu şehrin geçmişidir.
Amedspor bu şehrin bugünüdür.
Yarın ise ikisinin hikâyesini birlikte hatırlayacak olan çocuklarındır.

BİR ŞEHRİN HAFIZASI KUPALARLA ÖLÇÜLMEZ

Bugün Amedspor’un Süper Lig’de olması Diyarbakır için önemli bir sportif gelişmedir.
Bunun heyecanını yaşamak gerekir.
Fakat aynı zamanda Diyarbakırspor’un tarihini de hatırlamak gerekir.
1977’de Süper Lig’e yükselen takımı…
11 sezon boyunca en üst ligde mücadele eden takımı…
Anadolu futbolunun o eski heyecanını…
Gaffar Okkan’ın yeşil-kırmızı formaya duyduğu sevgiyi…
Ve bugün hâlâ yaşamaya çalışan Diyarbakırspor’u…
Çünkü vefa, sadece güçlü olanın yanında durmak değildir.

Vefa, geçmişte emek verenleri zor günlerinde de hatırlayabilmektir.

VE ŞİMDİ SIRA AMEDSPOR’DA…
Amedspor için artık başka bir dönem başladı.
Süper Lig’e çıkmak büyük bir başarıdır.
Ama Süper Lig’de kalıcı bir yapı kurmak yeni bir sınavdır.
Kulüp de bunun farkında.
Yeni sezon için sportif ve kurumsal yapılanmasını güçlendirmeye yönelik çalışmalar yürütüyor.
Yeni transferler yapılıyor.
Teknik kadro oluşturuldu.
Akademi yeniden yapılandırılıyor.
Kulüp, Süper Lig seviyesinde sürdürülebilir bir yapı kurmayı hedefliyor. 
Yani Iğdır’da kazanılan sadece bir maç değildi.
Bir kapı açıldı.
O kapının arkasında ise çok daha uzun bir yol var.

Hülasa;
Diyarbakırspor’dan Amedspor’a uzanan bu hikâyeyi sadece futbol üzerinden okumak eksik olur.
Çünkü burada bir şehrin geçmişi var.
Bugünü var.
Ve geleceği var.
Bir zamanlar Diyarbakırspor bu şehri Süper Lig’le tanıştırdı.
Bugün Amedspor aynı şehri yeniden Süper Lig sahnesine taşıdı.
Biri unutulmamalı.
Diğeri küçümsenmemeli.
Çünkü bir şehrin yeni başarıları, eski başarılarını yok etmez.
Tam tersine…
Eski başarılar yeni başarıların hafızasını oluşturur.
Belki de Diyarbakır’ın yapması gereken tam olarak budur:
Diyarbakırspor’un tarihine sahip çıkmak…
Amedspor’un başarısını alkışlamak…
Futbolu kavganın değil, şehrin ortak değerlerinin dili hâline getirmek…
Çünkü sonunda ikisinin de formasında aynı şehrin adı var:
DİYARBAKIR.
Ve belki de yıllar sonra bir çocuk babasına şöyle soracak:
“Baba, Diyarbakırspor neydi?”
Babası anlatacak.
Sonra çocuk başka bir soru soracak:
“Peki Amedspor?”
Babası yine anlatacak.

Ve belki o çocuk büyüdüğünde şunu anlayacak:

Şehirler sadece kazandıkları kupalarla değil, geçmişlerine gösterdikleri vefayla da büyürler.
İşte bu yüzden…
DİYARBAKIR’IN FUTBOLLA İMTİHANI
Kim ne derse desin…

Diyarbakır büyük bir şehir.

Sadece nüfusuyla değil; tarihiyle, kültürüyle, içinde barındırdığı farklı etnik kökenlerden insanların oluşturduğu toplumsal yapısıyla, çalışma azmiyle ve kendine özgü şehir karakteriyle büyük bir şehir.
Diyarbakır insanı kaliteli yemekten, marka giyinmekten, iyi otomobile binmekten, kaliteli evlerde ve nitelikli semtlerde yaşamaktan taviz vermeyen; çalışkan, misafirperver, saygılı, dürüst, tarihine ve geleceğine sahip çıkan, sosyal hayatına önem veren bir toplum yapısına sahip.

Ve bunlardan biri de elbette:

SPOR.

Devletin yaptığı spor yatırımları ve oluşturulan imkânlarla birlikte Diyarbakır’da sporun farklı branşlarına ciddi bir ilgi oluşmuş durumda.
Ama futbolun yeri başka.
Halkın her kesimi, imkânı ölçüsünde spora ve özellikle futbola büyük önem veriyor.

7’den 70’e…

Kadını, erkeği…

Genci, yaşlısı…

Çocuğu, emeklisi…

Şehrin takımına öyle bir inanmışlıkla sahip çıkıyorlar ki, takım kendi sahasında oynadığı maçları sadece bir futbol karşılaşması olarak yaşamıyor.
30 bin kişilik stat, adeta şampiyonluk seremonisine dönüşüyor.

Tribünlerin sesi…

Kadını erkeğiyle aynı heyecan…
Çocukların gözlerindeki futbol tutkusu…
Maçtan saatler önce başlayan hareketlilik…
Gol olduğunda ortaya çıkan o tarifsiz coşku…
Bunları televizyondan izleyerek anlamak mümkün değil.
Ben ne kadar anlatsam yine eksik kalır.
O atmosferi birebir yaşamadan Diyarbakır’ın futbola olan bağlılığını gerçekten anlamanız kolay değil.
İşte Amedspor’un bugün geldiği noktayı biraz da buradan okumak gerekiyor.
Bu yalnızca sahaya çıkan on bir futbolcunun hikâyesi değil.
Bir şehrin takımıyla kurduğu bağın hikâyesi.
Bir tribünün yıllarca taşıdığı heyecanın hikâyesi.
Bir kentin “Benim de Süper Lig’de bir takımım olsun” hayalinin hikâyesi.

Ve şimdi…

Amedspor Süper Lig’de.

Üstelik önünde yeni bir sezon, yeni rakipler ve yeni bir mücadele var.
Ben Süper Lig’deki performanslarını, ligdeki sıralamayı ve önündeki fikstürü; içeride ve dışarıda oynayacağı karşılaşmaları tek tek inceledim.
Elbette futbolda hiçbir şey garanti değil.
Bir sakatlık olur…
Bir kötü hafta gelir…
Bir maçta beklenmeyen bir sonuç çıkar…
Futbolun cilvesi işte.
Ama bütün bunları bir kenara koyarak söylüyorum:

Bu takım bir kazaya ve nazara kurban gitmezse, şampiyonluk yarışında iddialı olur desem bana inanın!!!

Evet…

Bana inanın.
Çünkü ben sadece sahadaki 11 kişiye bakarak söylemiyorum bunu.
Arkasında o tribünü görüyorum.
O şehri görüyorum.
O inanmışlığı görüyorum.
Ve futbolda bazen rakamların, taktiklerin ve transferlerin yanında başka bir şey daha vardır:
İnanmak.
Diyarbakır’da o inanç fazlasıyla var.
DİYARBAKIRSPOR GEÇMİŞİN HAFIZASIYSA, AMEDSPOR BUGÜNÜN HEYECANIDIR.

İKİSİNİ BİRBİRİNE DÜŞMAN ETMEK YERİNE, İKİSİNİ DE DİYARBAKIR’IN FUTBOL HAFIZASI OLARAK YAŞATMAK GEREKİR.

Çünkü bir şehir kendi geçmişini unutmazsa…

Geleceğini çok daha güçlü yazar!!!

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
Özhanlar Mobilya