USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Çocukluğu Aceleye Getirmeyelim

Çocukluğu Aceleye Getirmeyelim
30-07-2026

Her yaz aynı telaşı görüyorum.

“Daha okula başlamadan okuma yazmayı öğrensin.”

“Yaz tatilini boş geçirmesin.”

“Bir kurs bitsin, diğeri başlasın.”

Peki hiç düşündük mü?

Çocuklarımız gerçekten buna mı ihtiyaç duyuyor, yoksa biz onların geleceğini düşünürken bugününü mü ellerinden alıyoruz?

Okul öncesi dönem, insan yaşamının en kıymetli gelişim evrelerinden biridir. Beyin gelişiminin en hızlı olduğu, karakterin, sosyal becerilerin, duygusal dayanıklılığın ve öğrenme sevgisinin temellerinin atıldığı bu yıllar, asla ilkokulun bir provası değildir.

Ne yazık ki günümüzde okul öncesi eğitim, çoğu zaman akademik başarıyla ölçülüyor. Sayfalar dolusu çalışma kâğıdı, uzun süre masa başında yapılan etkinlikler, erken okuma yazma çalışmaları ve ezberler…

Oysa çocuk gelişimi bize bambaşka bir şey söylüyor.

Çocuk, oynayarak öğrenir.

Oyun; zaman geçirmek değildir.

Oyun, çocuğun öğrenme biçimidir.

Bir bloktan kule yaparken dengeyi öğrenir.

Arkadaşıyla oyun kurarken paylaşmayı öğrenir.

Kumla oynarken üretmeyi öğrenir.

Koşarken bedenini tanır.

Masal dinlerken hayal kurar.

Soru sorarken düşünmeyi öğrenir.

Yani oyun, çocuğun zihnini, duygularını ve kişiliğini aynı anda besleyen en güçlü eğitim aracıdır.

Okuma yazmanın da bir zamanı vardır.

Gelişimsel olarak hazır olan her çocuk bunu öğrenir.

Ama çocukluğun telafisi yoktur.

Bugün elinden alınan oyun, yarın geri verilemez.

Bu nedenle sevgili anne babalar…

Yaz tatilini bir yarışa çevirmeyin.

Çocuklarınızı kurstan kursa koştururken bir an durup düşünün.

Programları dolu olabilir ama çocuklukları boş kalmasın.

Bazen en değerli öğrenme; çamura basmaktır.

Bir kelebeğin peşinden koşmaktır.

Ağaca sarılmaktır.

Yağmuru hissetmektir.

Canı sıkılınca kendi oyununu kurabilmektir.

İşte gerçek öğrenme tam da burada başlar.

Değerli meslektaşlarım…

Bizler sadece ders anlatan kişiler değiliz; çocukların geleceğine dokunan insanlarız. Bu yüzden kendimizi sürekli geliştirmek, güncel bilimsel araştırmaları takip etmek ve eğitim anlayışımızı yenilemek zorundayız.

Bugün dünya, oyun temelli öğrenmenin çocuk gelişimindeki önemini her geçen gün daha güçlü kanıtlarla ortaya koyuyor. Bizler de okul öncesi eğitimi, akademik yarışın değil; keşfetmenin, merakın, oyunun ve çocukluğun merkezi hâline getirmeliyiz.

Ve son olarak velilere bir çağrım var…

Bir okul seçerken sadece çalışma kitaplarına, yabancı dil saatlerine ya da çocuğun kaç yaşında okumaya geçtiğine bakmayın.

Sınıfa bakın.

Çocuklar gülüyor mu?

Merak ediyor mu?

Soru sorabiliyor mu?

Özgürce oynayabiliyor mu?

Kendini güvende hissediyor mu?

Çünkü iyi bir okul, çocuğu erkenden okutan okul değildir.

İyi bir okul; çocuğun çocuk kalmasına izin verirken onu hayata hazırlayan okuldur.

Unutmayalım…

Okul öncesinde hedef; okuma yazma öğretmek değil, öğrenmeyi sevdirmektir.

Ezber yapan çocuklar değil; düşünen, araştıran, üreten, merak eden ve mutlu çocuklar yetiştirebilirsek, geleceği de doğru inşa etmiş oluruz.

Çocuklara erken yaşta harfleri öğretebiliriz. Ama kaybettikleri çocukluğu onlara hiçbir zaman geri veremeyiz

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
Özhanlar Mobilya