“İnsülin direnci” aslında yeni bir kavram değil. Ama son yıllarda öyle sık duyar olduk ki, neredeyse günlük hayatımızın bir parçası hâline geldi.
Eskiden insülin direnci denince akla daha çok fazla kilolu, tip 2 diyabetli ya da PMOS’lu kişiler gelirdi. Bugün ise normal kilolu, başka hiçbir hastalığı olmayan kişilerde de insülin direnciyle karşılaşabiliyoruz.
Peki insülin direnci nedir?
İnsülin, pankreastan salgılanan ve kandaki şekeri hücrelere taşıyan bir hormondur. İnsülin direnci ise vücudun insülin hormonunun "kapıyı çalma" mesajını eskisi kadar iyi algılayamamasıdır. Bu da insülin yokmuş ya da yetersizmiş gibi algılanır ve daha fazla insülin salınır. Bu durum uzun süre devam ettiğinde kan şekeri kontrolü bozulabilir ve tip 2 diyabet başta olmak üzere çeşitli metabolik hastalıkların gelişme riski artar.
Neden bu kadar yaygınlaştı?
- Daha az hareket ediyoruz.
Günün büyük kısmını oturarak geçiriyoruz. Oysa çalışan kaslar, kan şekerini daha etkili kullanarak insülinin işini kolaylaştırır. Yani hareket sadece “kalori yakmak” meselesi değil. Kas kütlemiz aynı zamanda kan şekeri yönetiminde de önemli bir oyuncu.
- Beslenme alışkanlıklarımız değişti.
Ultra işlenmiş gıdalar, şekerli içecekler, büyük porsiyonlar ve sık atıştırmak günlük hayatın oldukça sıradan bir parçası hâline geldi.
O zaman şöyle diyebilir miyiz? “İnsülin direncinin sebebi tek bir yiyecek.”
Hayır.
Bir yiyeceği suçlayıp dosyayı kapatmak, metabolizmanın çalışma şeklini biraz fazla basitleştirmek olur. Asıl mesele, beslenme alışkanlıklarının genel yapısı ve bunların uzun vadede nasıl sürdüğü.
- Uyku ve stresi gözden kaçırıyoruz.
Bazen beslenme düzenimizi düzeltmek için mutfağın altını üstüne getiriyoruz ama gece üçte telefona bakmaya devam ediyoruz…
Oysa yetersiz uyku ve kronik stres de insülin duyarlılığını ve iştah düzenini olumsuz etkileyebiliyor.
Yani metabolik sağlık sadece tabağımızda değil; uyku düzenimizde, hareketimizde ve stres yönetimimizde de şekilleniyor.
Sadece şeker yemek mi insülin direnci yapar?
Hayır. İnsülin direnci; genetik yatkınlık, hareketsizlik, düzensiz uyku, kronik stres ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarının tümünün veya birkaçının etkisiyle gelişir.
Bu yüzden “Şekeri kestim, insülin direncim bitti” yaklaşımı da “Şeker yedim, insülin direncim oldu” yaklaşımı da fazla basit…
Çözüm mucize besinlerde mi?
Kesinlikle hayır. Sosyal medyada sıkça gördüğümüz "insülini sıfırlayan besin" veya "7 günde insülin direncini bitiren kür" gibi iddiaların bilimsel bir dayanağı yok.
Bilimin desteklediği yöntemler oldukça net: Yeterli ve dengeli beslenme, sağlıklı vücut ağırlığı ve bel çevresi genişliği, düzenli fiziksel aktivite, kaliteli uyku ve stres yönetimi.
Son olarak…
İnsülin direncinden korkup ekmeği, meyveyi, patatesi ya da hayatımızdaki bütün karbonhidratları düşman ilan etmeye gerek yok.
Önemli olan metabolizmayı tek bir besin üzerinden değil, bütün yaşam tarzımız üzerinden değerlendirmek.
Çünkü sağlıklı bir metabolizma, mucize bir besinle değil; her gün yaptığımız küçük ama doğru seçimlerle kuruluyor.
Çünkü metabolizma da hayat gibi: Biraz daha karmaşık, ama sandığımız kadar gizemli değil.
Uzm. Dyt. Çiğdem İLÇİ AKKOR