USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

HİÇBİR YÖNETİCİ DERNEK VE SENDİKAYA ÜYE OLMAMASI İÇİN ÖĞRETMENE MOBBİNG UYGULAYAMAZ!

30-08-2022

Son iki yıldır özel sektörde özellikle özel okullarda çalışan öğretmenler dernek ve sendika gibi sivil toplum örgütlerinin çatısı altında birleşip artık yeter diyerek sorunlarını dillendirmeye başladılar. Ulusal kanallara çıkıldı, birçok yerel ve ulusal gazetede sorunlar dillendirildi. Sosyal medyada gündemde kaldılar devamlı. Bu durum bazı şeylerin değişeceğinin de göstergesi olsa da özel sektördeki öğretmenlerin sorunları halâ bir dağ gibi duruyor karşımızda. Okulların açılmasına az bir zaman kala özel sektörde çalışan on binlerce öğretmen yine kaderleriyle baş başa özlük hakları konusunda yasal bir düzenleme beklemekteler. Bu yazımda özel okullarda yaşanan sorunlardan öğretmenlere uygulanan mobbinglerden bahsedeceğim. Türkiye’nin hatırı sayılır bir kolejinden birisinin en üstteki yöneticisi çalışan öğretmenlerinden bazılarına sendika üyeliğinden ayrılması konusunda baskı yaptığını bilmekteyim. Hatta bu yönetici bana da dernek ile sendika ile ne işiniz var işinize yoğunlaşın demişti zamanında. Sanki biz işimizi aksatıyor layıkıyla yapmıyoruz! Başka okullardan da öğretmenlerden dernek ve sendikaya üye olmamalarının, üye olmuşlarsa üyelikten ayrılmalarının istendiğini hatta bunun anayasaya aykırı bir şekilde sözleşmelere konulduğunu, öğretmen arkadaşlardan yöneticilerinin kendilerine dernek ya da sendikaya üye olmamaları konusunda baskılar yaptığını duymaktayım. Hatta bazı öğretmen arkadaşlar ile sırf özel kurumlarda çalışan öğretmenlerin haklarını korumak için kurulan dernek ve sendikalara üye oldukları gerekçesiyle sözleşme yenilememekle tehdit edildiklerini söylemekteler. Bu durum bile örgütlenmenin haksızlıklara karşı gelmenin ne kadar önemli olduğunu göstermekte. Aslında öğretmenlere bu tarz söylemlerde bulunmak mobbingdir ve mobbing bir suçtur. Hukuken ise mobbing; iş yerinde çalışan kişilere karşı aynı iş yerinde bulunan bir veya birden fazla kişi tarafından uygulanan psikolojik taciz, hedef alınan kişi ya da kişilere yönelik devam eden; onların çalışma konusundaki motivasyonunu kıran psikolojik olarak onları yıpratan olumsuz tutum ve davranışlardır. Yapılan işlerin sürekli eleştirilmesi, sözün devamlı kesilmesi, yüzüne karşı ses yükseltilmesi ve azarlanması, mağdurun kendini göstermesinin ve ifade etmesinin kısıtlanması, bakışlar, mimikler ile ilişki kurmanın zorlaştırılması, özgüvenini kırıcı işler yükletilmesi, sözleşme yenilememe veya işten çıkarılmayla tehdit etmek ve daha fazlası.
        Hem Özel Sektör Öğretmenleri Birlikteliği Derneğinde yönetici olmam hem yıllardır özel okullarda çalışmam hem de gazetecilik kimliğimden olsa gerek bu mobbingle ilgili birçok olaya şahit oldum, oluyorum, bundan sonrada olacağım gibi. Peki öğretmenler ne yapmalı? Diyelim ki bir öğretmenimizin artık canına tak etti her şeyi göze aldı kendisine yapılan muameleye karşı hukuki işlemleri başlatacak, peki bu öğretmen kendisine mobbing uygulandığını nasıl ispat edecek? Bu konuda Yargıtay kararına göre öğretmenin mobbinge uğradığını gösterir emareler sunması halinde, ispat yükü yer değiştirerek işverene geçmektedir. Yani çalışanın okulda ya da kursta ya da başka bir iş yerinde maruz kaldığı baskıya ilişkin basit emareler sunması, iddialarında gerçekçi olması yeterlidir. Konu ile ilgili Yargıtay Kararı şu şekildedir; “Mobbingin varlığı için kişilik haklarının ağır şekilde ihlaline gerek olmadığı, kişilik haklarına yönelik haksızlığın yeterli olduğu, ayrıca mobbing iddialarında şüpheden uzak kesin deliller aranmayacağı; davacı işçinin, kendisine işyerinde mobbing uygulandığına dair kuşku uyandıracak olguları ileri sürmesinin yeterli olduğu, işyerinde mobbingin varlığını gösteren olguların mahkemeye sunulması halinde, işyerinde mobbingin gerçekleşmediğini ispat külfetinin davalıya düştüğü; tanık beyanları, sağlık raporları, bilirkişi raporu, kamera kayıtları ve diğer tüm deliller değerlendirildiğinde mobbing iddiasının yeterli delillerle ispat edildiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir”
          Ağır çalışma koşulları, itibarsızlaştırma, asgari ücretten düşük ücretler, eksik yatan sigorta primleri, angarya işler uzun çalışma saatleri bir yana dursun yöneticiler tarafından uygulanan mobbingler nedeniyle ‘’iyi olan kurumları tenzih ederek söylüyorum’’ bazı okullarda birçok öğretmenimiz asli görevleri olan eğitim ve öğretim faaliyetlerini yapamaz duruma getirildi maalesef. Artık öğretmenler için bu durum o kadar rahatsız edici bir duruma ulaştı ki, öğretmenler kendi aralarında örgütlenmeye başladılar. Bu amaçla dernekler sendikalar kurdular. Buradan özel sektörde görev yapan öğretmenlere de çağrım; İşinizi doğru yapıyorsanız korkmayın sorgulayın, size haksızlık yapıldığını düşünüyorsanız buna karşı gelin. Bir olun diri olun ve hakkınızı arayın, inanın kazanan siz olursunuz. Artık korku duvarlarını yıkmanın zamanı geldi de geçiyor bile. Öğretmeni yöneticilerin iki dudağının arasından çıkacak söze mahkûm eden bir sitem sürdürülemez...

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?