USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

YENİ DÜNYA DÜZENİNDE TÜRKİYE’NİN YERİ

YENİ DÜNYA DÜZENİNDE TÜRKİYE’NİN YERİ
22-10-2023
Dünya’da birçok ülke artık tek kutuplu ABD hegemonyasındaki dünya düzenine karşı çıkıyor bu düzene
meydan okuyor. Yeni küresel ve bölgesel güçler dünya sahnesinde kendini göstermeye başladı. Günümüzde
ulusal güvenlik ve ekonomilerini ön planda tutan ülkeler farklı ittifaklarla bir araya gelerek konumlarını
güçlendirmeye çalışıyorlar. Bugünkü yazımda dünya yeni bir düzene doğru giderken hangi ülkelerin ön plana
çıktığını ve yeni dünya düzeninde Türkiye’nin yerini ele almaya çalışacağım.
İnsanlığın var oluşundan günümüze dünyamız sürekli bir değişim ve dönüşüm içerisinde olmuştur. Kavimler
göçü, İstanbul’un fethi, Fransız ihtilali, sanayi devrimi, iki büyük dünya savaşı dünya tarihinde derin iz bırakan
bazı olaylardır. Geçmişte yaşanan bu durumlar günümüz dünyasında da farklı bölgelerinde ekonomik ve siyasi
istikrarsızlıklar askeri çatışmalar kitlesel olaylar olarak karşımıza çıkmaktadır. İkinci dünya savaşından sonra
SSCB’nin dağılmasına kadar iki kutuplu bir dünyayı yaşadık, bu zamanlar batı blokunda ABD varken doğu
blokunda da SSCB egemenliği vardı. Bu iki ülke dünyanın süper güçleriydi. SSCB’nin dağılması ile birlikte
Amerika’nın egemen olduğu tek kutuplu bir dünya düzenini yaşadık yıllarca. Ama artık tek kutuplu dünya düzeni
ülkeler tarafından sorgulanmaya başladı. Günümüzde ülkeler bu düzene karşı yeni ittifaklar, oluşumlar, arayışlar
içerisine girmiş durumdalar. Peki 1991 yılından beri 30 yıldan fazla süredir devam eden ABD hegemonyasındaki
dünya düzeni sona mı eriyor? Peki bu sitemin sona ermesi dünyayı nasıl bir yer haline getirecek, çok kutuplu
dünya sistemi nasıl olacak? Çok kutuplu dünya düzenine geçilse de yine dünyayı güçlü ülkeler domine edecek
yine onların sözü geçecek 1450-1600 yılları arasında Osmanlı devletinin daha önceleri Roma imparatorluğunun
dünya siyasetini yönlendirdikleri gibi. Dünyadaki değişimler çoğu zaman büyük savaşlarla meydana gelirken kimi
zaman siyasi ve ekonomik krizlerle ve toplumsal olaylarla gerçekleşmektedir. Günümüz dünyasında güçlü ülkeler
yani ABD, Çin, Rusya, Almanya, Japonya gibi küresel güçlerle Türkiye, İran, Suudi Arabistan gibi bölgesel güçler
dünya siyasetinde etkin rol oynuyorlar. Dünyada siyasi ve ekonomik eşitsizlikler devam ediyor bu durum ülkeleri
yeni arayışlara yöneltiyor. Bölgesel iş birlikleri özellikle gelişmekte olan ülkelerin söz sahibi olması açısından
önemlidir. II. Dünya savaşından sonra ABD ile Rusya arasında yaşanan soğuk savaşın bir nevi yeni versiyonu bu
kez ABD ile Çin arasında yaşanmakta güvenlikten ticarete rekabet yaşanmakta. Soğuk savaşın Rusya’sının yerini
günümüzde Çin almış durumda. Bunun yanında çok kutuplu dünyanın diğer aktörleri Türkiye, Hindistan, İran gibi
ülkelerinde içinde yer aldığı yeni bir oluşuma doğru ilerliyor. Günümüzde artık çok kutuplu dünya terimini
kullanmamız daha doğru olur diye düşünüyorum. Dünyanın çok kutuplu bir sisteme doğru gittiğini söylemek
yanlış olmaz. Hala güçlü de olsa artık ABD küresel siyasete tek başına hükmedemiyor. Mesela artık ABD’nin
karşısında Çin var Çin artık dünya ekonomisine yön veren önemli bir aktör haline geldi. ABD’nin ilk sıradaki
tehdit unsurlarından olan Çin son dönemde Rusya ile olan ilişkileri ver Ortadoğu’da attığı adımlarla dikkat
çekmekte. Çin artık yeni dünya düzenine etki edecek çok önemli bir aktör durumunda.
Peki Türkiye yeni dünya düzeninde Türkiye nerede konumlanmalı? Türkiye batıya yakınlaşmasını devem mı
ettirmeli denge politikası mı izlemeli yoksa gelişen Avrasya ülkeleri artasında mı yer almalı? Türkiye bir yandan
AB’ye üye olmaya çalışırken bir yandan da Rusya ile ilişkilerini geliştirmekte. İki bin yıllık tarihe ve devlet
geleneğine sahip bir milletiz. Yeni dünya düzeninde bölgesel bir aktör olmaktan çıkıp küresel güç haline
gelmemiz gerekiyor. 400 yıl önce nasıl dünyanın süper gücü olduysak bunu yine başarabiliriz. Bunu yapacak
kudret insan kaynağı ve inanç var. Yeter ki kendi iç hesaplamalarımızı bir kenara bırakarak Türkiye’yi
savunmadan ekonomiye siyasetten eğitime her alanda dünyanın en gelişmiş ülkesi yapmak için çalışalım. Yoksa
100 yıl önce Sevr anlaşması ile Türkiye’yi parçalamaya çalışan güçler bugün de fırsat bulsalar bunu yapacaklar.
Bu durumu engellemek Türkiye’yi küresel bir güç haline getirmek için birlik olmalı çalışmalı üretmeliyiz…
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?