Anahtar Parti Gaziantep İl Başkanı Murat Üzümcü, İran’da başlayan askeri gerilim ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının ardından petrol fiyatlarında yaşanan yükselişin Türkiye ekonomisindeki kırılganlıkları yeniden ortaya çıkardığını söyledi.
Üzümcü, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 12 Şubat 2026 tarihli Enflasyon Raporu’nda Brent petrol için 2026 yılı ortalama fiyatının 60.9 dolar olarak öngörüldüğünü hatırlatarak, Eylül 2025’te açıklanan Orta Vadeli Program’da ise bu rakamın 65 dolar olarak baz alındığını belirtti.
Ancak 28 Şubat 2026’da İran’da başlayan askeri operasyonlar ve 2 Mart’ta Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ardından petrol fiyatlarının 91 dolara yükseldiğini ifade eden Üzümcü, bu durumun resmi tahminlerle karşılaştırıldığında yaklaşık yüzde 49’luk ciddi bir sapmaya işaret ettiğini dile getirdi.
Enerjide yüksek oranda dışa bağımlı bir ekonomi için bu büyüklükteki sapmanın basit bir tahmin hatası olmadığını savunan Üzümcü, “Bu durum makroekonomik dengeleri sarsabilecek stratejik bir kırılmadır” dedi.
ENFLASYON HEDEFİ TARTIŞMASI
Yılın ilk üç ayında oluşan bileşik enflasyonun yüzde 11,18 seviyesine ulaştığını belirten Üzümcü, mevcut tablo karşısında yıl sonu enflasyon hedefinin fiilen ulaşılamaz hale geldiğini savundu.
Hükümetin hedef aralığını revize etmesine rağmen nokta hedefini korumasının çelişkili bir yaklaşım olduğunu ifade eden Üzümcü, “Bir yandan piyasalara hedefe güvenildiği mesajı verilirken, diğer yandan üst bandın yükseltilmesi aslında mevcut hedefe güvenilmediğini göstermektedir. Bu yaklaşım güven oluşturmaz, güven aşındırır” diye konuştu.
“JEOPOLİTİK RİSKLER YOK SAYILDI”
Ekonomi yönetiminin petrol fiyatı tahminlerini oluştururken yalnızca arz-talep dengelerine odaklandığını belirten Üzümcü, jeopolitik risk priminin ise büyük ölçüde göz ardı edildiğini savundu.
ABD-İran geriliminin uzun süredir tırmandığını ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyon ihtimalinin uluslararası çevrelerde açık biçimde tartışıldığını dile getiren Üzümcü, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının da yıllardır konuşulan bir risk olduğunu söyledi.
“Türkiye gibi İran’la sınırı bulunan ve enerji maliyetlerine son derece duyarlı bir ülkenin bu gelişmeleri hesaba katmaması kabul edilemez” diyen Üzümcü, yaşananların “siyah kuğu” olarak nitelendirilemeyeceğini ifade etti.
AKARYAKITTA ÖTV DESTEĞİ DEĞERLENDİRMESİ
Petrol fiyatlarındaki artışın pompaya yansıtılmasını sınırlamak amacıyla uygulanan eşel mobil sistemi kapsamında sağlanan ÖTV desteğinin kısa vadede vatandaş açısından doğru bir müdahale olduğunu belirten Üzümcü, bu uygulamanın ulaşım ve lojistik maliyetleri üzerinden oluşabilecek yeni bir enflasyon dalgasını geçici olarak sınırladığını söyledi.
Ancak bu desteğin bütçe üzerindeki yüküne de dikkat çeken Üzümcü, akaryakıttan alınan ÖTV’nin kamu maliyesi açısından önemli bir gelir kalemi olduğunu hatırlattı.
“Bugün pompada fiyat artışının bir kısmı vatandaşa yansıtılmıyor olabilir; ancak bu yük bütçeye, dolayısıyla dolaylı biçimde yine millete taşınmaktadır” diyen Üzümcü, gelir kaybının büyümesi halinde bütçe açığının genişleyebileceğini ve borçlanma ihtiyacının artabileceğini ifade etti.
“ÜÇ OLASILIK VAR”
Jeopolitik risklerin karar alıcı kurumlar tarafından nasıl değerlendirildiğinin kritik olduğunu belirten Üzümcü, üç olasılık bulunduğunu söyledi:
-
Risk hiç dikkate alınmamış olabilir
-
Risk biliniyor ancak bir B planı hazırlanmamış olabilir
-
Risk dikkate alınmış fakat kamuoyu şeffaf biçimde bilgilendirilmemiş olabilir
Üzümcü, “Hangi senaryoya bakarsanız bakın sonuç değişmiyor. Ortada kurumsal yetkinlik, stratejik planlama ve şeffaflık bakımından ciddi bir zafiyet vardır” dedi.
EKONOMİ YÖNETİMİNE DPT ÇAĞRISI
Kripto varlıklara vergi getirilmesi, bazı muafiyetlerin kaldırılması ve kamu taşınmazlarının satışına izin verilmesi gibi mali tedbirlerin savaş sonrasında gündeme gelmesinin hazırlıksızlığı gösterdiğini savunan Üzümcü, Türkiye’nin makroekonomik yönetim anlayışında köklü bir değişime ihtiyaç olduğunu söyledi.
Üzümcü, “Makroekonomik politika yapmak güneşli havada iyimser senaryolar yazmak değildir. Asıl mesele fırtınayı önceden görmek ve geminin rotasını daha kriz çıkmadan ayarlamaktır” dedi.
Türkiye’nin geçici müdahaleler yerine güçlü kurumsal kapasiteye ihtiyaç duyduğunu belirten Üzümcü, Devlet Planlama Teşkilatı’nın yeniden kurulması gerektiğini ifade etti.










