Gaziantep’i vuran şiddetli fırtına ve sağanak yağış, kentte adeta yıkım etkisi yarattı. Ancak ortaya çıkan manzara, sadece bir doğa olayının sonucu mu, yoksa yıllardır göz ardı edilen bir gerçeğin dışa vurumu mu?
Seyrantepe Mahallesi’nde bulunan ve henüz 4 yıllık olduğu öğrenilen 14 katlı bir binada yaşananlar, tartışmayı alevlendirdi. Fırtınanın etkisiyle binanın neredeyse tüm balkonlarında ciddi hasar meydana gelirken, bazı bölümlerin tamamen parçalanması “Bu binalar ne kadar güvenli?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Şehirde yeni hizmete giren Öğretmenevi binasının dış cephe süslemeleri de yerinden sökülerek çevreye savruldu. Ortaya çıkan görüntüler, “yeni yapılan yapılar gerçekten dayanıklı mı?” sorusunu beraberinde getirdi.
En dikkat çeken detaylardan biri ise hasarın büyüklüğü oldu. Sokaklarda onlarca araç, kopan beton parçaları ve uçan yapı elemanları nedeniyle ağır hasar aldı. Vatandaşlar, yaşananların ardından büyük tepki gösterdi.
Deprem felaketinin üzerinden çok geçmeden, bu kez fırtınada ortaya çıkan tablo, inşaat sektörüne yönelik eleştirileri yeniden zirveye taşıdı. Uzmanlar, yalnızca deprem değil; fırtına ve benzeri doğa olaylarına karşı da dayanıklı yapılaşmanın zorunlu olduğuna dikkat çekerken, kamuoyunda “denetimler yeterli mi?” sorusu yüksek sesle sorulmaya başlandı.
Gaziantep’te yaşanan bu olay, doğal afetlerin değil, ihmaller zincirinin sonuçlarını mı gözler önüne serdi? Tartışma büyüyor.












