USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

İKİ DÜNYA ARASINDAKİ BİR KRALLIK FAS

İKİ DÜNYA ARASINDAKİ BİR KRALLIK FAS
29-04-2026

Fas denildiğinde akla ilk gelen şey çoğu zaman egzotik bir coğrafya olur. Oysa bu ülke, yalnızca renkli çarşılardan ve dar sokaklardan ibaret değil; tarih, siyaset ve gündelik yaşamın iç içe geçtiği çok katmanlı bir yapı… 

 Monarşiyle yönetilen Fas’ta, 1999 yılında hayatını kaybeden II. Hasan’ın ardından tahta çıkan VI. Muhammed, ekonomik kalkınma, altyapı yatırımları ve sosyal reformlarla ülkeyi daha medeni bir yapıya dönüştürmeye çalışıyor.  Kral aynı zamanda yürütme üzerindeki güçlü etkisini koruyarak siyasi sistemde belirleyici rolünü sürdürmeye devam ediyor. Afrika ile Avrupa arasında bir köprü olan Fas, bu yönüyle yalnızca coğrafi değil, politik ve ekonomik anlamda da stratejik bir denge noktası…

 Bir vesileyle Fas’a yaptığım yolculukta, zeytin ağaçlarıyla kaplı geniş araziler, narenciye bahçeleri ve ufka kadar uzanan ekin tarlaları adeta bir yeşil kuşak oluşturuyor.  

 Ancak en çarpıcı deneyimim, yalnızca belirli bölgelerde yetişen ARGAN ağaçlarıyla karşılaşmak oldu.  Bölgede  bu ağaçlardan elde edilen yağın üretildiği kadın kooperatifini ziyaret etmek nasib oldu.  Argan yağının geleneksel yöntemlerle üretimi, sadece bir ekonomik faaliyet değil; aynı zamanda yerel kadın emeğinin görünür hale geldiği, kültürel bir mirasın sürdürüldüğü bir alan olduğunu gördüm.

 Tarımın bu denli yaygın olduğu bir ülkede, üretim yöntemleri ise modernlikten ziyade gelenekle şekilleniyor. Makineleşmenin sınırlı olduğu kırsal alanlarda insanlar hâlâ at, eşek ve öküzlerle toprağı işliyor. Bu görüntü, bir yandan geri kalmışlık hissi uyandırsa da diğer yandan inatçı bir üretim kültürünün ve toprağa bağlılığın güçlü bir ifadesi.  Köylerde herkes gücüne göre bir tane bile olsa besi hayvanı yetiştiriyor.

 Ancak bu tablo, bazı çelişkileri de beraberinde getiriyor. Örneğin ülkede zeytin üretimi oldukça yaygın olmasına rağmen, bu ürünün değerlendirilmesi konusunda ciddi eksiklikler göze çarpıyor. Zeytinler çoğu zaman işlenmeden, seçilmeden sofralara geliyor. Daha da çarpıcı olanı, üretilen zeytinlerin önemli bir kısmının İspanya’ya gönderilip orada işlenmesi…

Bu durum, üretim ile katma değer arasındaki kopukluğun somut bir göstergesi…

 Fas’ın bugünkü yapısını anlamak için tarihine bakmak şart. Uzun yıllar boyunca önce İspanya, ardından Fransa etkisinde kalan ülke, özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında hız kazanan milliyetçi hareketlerin  etkisiyle sürgüne gönderilen V. Muhammed’in 1955’te ülkeye dönüşü bu sürecin kırılma noktası oldu. Ve nihayet 2 Mart 1956’da Fas, Fransa’dan bağımsızlığını ilan etti; kısa süre sonra İspanya kontrolündeki bölgelerin büyük kısmı da ülkeye katıldı. Böylece Fas, monarşik yapısını koruyarak bağımsız bir devlet olarak günümüze kadar varlığını sürdürüyor.

 

Bugünün Fas’ında ise gündelik yaşamın ritmi, bu tarihsel arka planın izlerini taşımaya devam ediyor.  Halkın bir kısmının uyarıcı etkisi olan geleneksel tütün ve bitkisel tüketim alışkanlıkları sıklıkla görülüyor.  yoğun şeker tüketimi ve vazgeçilmez nane çayı kültürü, dışarıdan bakıldığında ilginç ama bir o kadar da düşündürücü. Büyük küpler hâlindeki kesme şekerlerin günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası olması dikkat çekici…Taze sıkılmış portakal sularına bile şeker atarak sunum yapılıyor.  Aşırı şeker kullanımı sağlık açısından bazı soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.

 

Hizmet sektöründe ise zamanın farklı aktığını hissediyorsunuz. Basit bir isteğin bile birkaç kez hatırlatılması gerekebiliyor; buralarda servis ve sunum ağır ilerliyor. Bu durum ilk bakışta bir aksaklık gibi görünse de aslında farklı bir yaşam temposunun, belki de acele etmeyen bir kültürün yansıması…

 

Ekonomik açıdan bakıldığında ise yaklaşık 300 euro civarında seyreden asgari ücret, halkın büyük bir bölümünün sınırlı imkânlarla yaşamını sürdürdüğünü gösteriyor. 

 

Turizm sektörü ülkenin önemli bir gelir kapısı… Bahşiş, adeta sistemin görünmeyen bir parçası haline gelmiş durumda..

 

Başkent Rabat ve ekonomik açıdan öne çıkan liman şehri Cazablanca dışında kalan şehirlerde ise yatırımlar sınırlı… Özellikle Fes’in eski şehir bölgesinde, dar sokaklar arasında yüzyıllardır değişmeyen bir yaşam sürülüyor. Günümüzde hala buradaki eski  yapılarda altyapı sorunları ve yetersiz modernizasyon dikkat çekiyor.  Boyalı mavi evler ve duvarlara uygulanan sanatsal canlı resimler çok çarpıcı.  Medina’nın içinde hijyen koşullardan uzak sokak aralarındaki, pazarlarda,  açıkta hazırlanan yiyecekler dikkat çekiyor. Bu alanlar, modern şehir hayatından kopuk ama bir o kadar da otantik bir dünyanın kapılarını bizlere aralıyor.

 

Berberi köylerine ulaştığınızda ise zamanın gerçekten durduğunu hissediyorsunuz. Kerpiçten yapılmış iki katlı evlerde, alt katlarda hayvanlarla iç içe bir yaşam sürülürken,  üst katlarda sedirlerle çevrili geniş oturma alanları bulunuyor. Sade, mütevazı ama sıcak bir hayat… Modern dünyanın hızından uzak, yüzyıllardır neredeyse değişmeden kalan bir düzen.  Buralarda demlenen nane çayları bile bir seremoni ile sunuluyor.

 

Fas’ın günlük hayattaki özelliklerinden de bahsetmeden geçemeyeceğim.  Fransız etkisi özellikle eğitim, bürokrasi ve şehir yaşamında belirgin bir biçimde hissediliyor.  Başkent Rabat ve liman şehri Casablanca gelişmiş iki şehir olarak Avrupayi özelliklere sahip… Trafikte korna sesi yok.  Yaya geçitlerinde, insanlara geçiş hakkı tanınıyor. Karmaşık trafik ağına rağmen sürücüler son derece sakin…  Bu şehirlerde caddeler temiz ve bakımlı… Ülkede iki  resmi dil (arapça ve amazigh (berberi) olarak kabul edilmiş.  Ama Fransızca’nın günlük yaşam ve kurumlar üzerindeki etkisi de son derece güçlü…

 

Maliki mezhebine tabi olan müslümanların camileri mimari olarak bayağı ilginç… Minareler hep dört köşe tarzında ve yüksek… buralarda vakit namazları dışında camiler hep kapalı. 

Hasan 2 Camii minaresi  210 metre yükseklik ile Dünya’nın en uzun minarelerinden birisi… HASAN 2 Camii görülmeye değer ülkenin önemli bir ibadethanesi…   Burada deniz doldurulup kazıklar çakılarak oluşturulan alan üzerine büyük bir kompleks olarak hayata geçirilmiş.  

 

Kral Hasan 2, Caminin yapımı yüksek maliyetli bir projeydi.  Buranın finansmanında devlet kaynaklarının yanında, halk bağışları da önemli rol oynamıştır.  İnşaatın uzun sürmesi dolayısıyla yaşanan finansman sıkıntısı ancak Suudi Arabistan ve Kuveyt'ten alınan yardımlarla tamamlanmıştır.

 

Fas, çelişkilerle dolu bir ülke… Bir yanda reformlar, kalkınma projeleri ve modernleşme çabaları; bir yanda yoksullukla mücadele edilen hayatlar… 

 

Önemli bir bilgi; Ayrıca Fas, İspanya ve Portekiz’le beraber 2030 yılında FIFA DÜNYA KUPASI’na  ev sahipliği yapacak ülkelerden biri…   Bundan dolayı şehir bu maçlara hazırlanıyor. Başkent Rabat ve Casablanca gibi gelişmiş şehirlerde gözle görülür düzenlemeler ve dönüşümler dikkat çekiyor.  Diğer yanda geleneksel yaşamın dirençli sürekliliği.  Sonuc; bu iki dünya arasında ortak paylaşımlarda  bulunmaya çalışan bir topluluk…

 

Ne tamamen geçmişte, ne de bütünüyle gelecekte yaşıyor. Fas, ikisinin tam ortasında, 

Geçmişin gölgesini sırtında taşıyan; geleceğe ise temkinli adımlarla yürüyen bir krallık…

 

Serhan Akınal

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
Özhanlar Mobilya