Mübarek Ramazan'ı yaşadığımız şu günlerde hepimiz otellere, restoranlara ve lokantalara gidiyoruz. Kurulan iftar sofralarında yaşanan israf ise her zaman dikkatimi çeken önemli bir mesele olmuştur.
Otellerde ve kamu kuruluşlarında (yurt, okul, hastane gibi) maalesef her gün ciddi miktarda yemek çöpe gitmektedir. Oysa dinimiz ve kültürümüz israfa açıkça karşıdır.
Cenab-ı Hak, "Yiyiniz, içiniz; fakat israf etmeyiniz. Zira Allah israf edenleri sevmez." buyurmuştur. Peygamber Efendimiz de abdest alırken dere kenarında bile olunsa suyun israf edilmemesi gerektiğini öğütlemiştir.
Hatırlıyorum da büyüklerimiz tabağındaki
son lokmayı aldıktan sonra tabağını ekmekle sıyırırdı. Tabakta bir pirinç tanesi bile bırakılmaz, sofraya dökülen ekmek kırıntıları dahi toplanarak yenirdi. Bu anlayış, nimete duyulan saygının en güzel göstergesiydi.
Bu noktada Hazreti İbrahim'in bir kıssasını hatırlatmak isterim.
Hazreti İbrahim'in çok malı vardır. Allahu Teâlâ'ya, "Yarabbi, bu kadar malın şükrünü gereği gibi eda edemiyorum, lütfen birazını al" diye dua eder. Bunun üzerine Allahu Teâlâ, yemeğini ayakta yemesini vahyeder. Hazreti İbrahim yemeğini ayakta yemeye başlar; ancak ekmek kırıntılarının yere dökülmemesi için boynuna bir mendil bağlar. Dökülen kırıntıları da özenle toplar ve yer. Bu davranışından sonra malı daha da artar. Tekrar dua ettiğinde Rabbimiz şöyle buyurur: "Sen ekmek kırıntısına hürmet ettiğin sürece, ben senden malını azaltmam, ya İbrahim." Bu kıssa, dinimizin nimete gösterilen saygıya verdiği önemi açıkça ortaya koymaktadır. Dinimiz, bırakın ekmeğin israfını, sofraya dökülen kırıntıların bile zayi edilmesine karşıdır. Günümüzde ise Türkiye'de gıda israfı oldukça ciddi boyutlara ulaşmıştır. Bunun hem ekonomik hem de çevresel etkileri büyüktür.
Türkiye'de her yıl yaklaşık 23 milyon ton gıda çöpe atılmaktadır. Kişi başına düşen yıllık gıda israfı 1 02 kilogramdır. Bu veriler, Türkiye'nin kişi başına en fazla gıda israf eden ülkeler arasında yer aldığını göstermektedir. Ayrıca her yıl 1 8-20 milyon ton gıda sofraya ulaşmadan zayi olmaktadır.
Gıda israfının maddi değerinin 40 milyar doların üzerinde olduğu tahmin edilmektedir. Ülkemizde günde 12 milyon, yılda ise 44 milyar adet ekmek israf edilmektedir. Üretilen sebze ve meyvelerin yaklaşık %35i ise lojistik ve depolama aşamasında, sofraya ulaşmadan kaybedilmektedir.
Bu durum yalnızca ekonomik kayıp değil; aynı zamanda emek, enerji ve suyun boşa harcanması anlamına gelmektedir. Çöpe giden gıdalar sera gazı salınımına neden olmakta, tarım arazileri ise yeterli verim sağlayamamaktadır.
Gıda kayıpları en çok hane halkında, restoranlarda, otellerde, her şey dâhil turizm tesislerinde ve tedarik zinciri boyunca yaşanmaktadır. Dünyada bir yanda gıdaya erişimde zorluk çeken
insanlar varken, diğer yanda büyük miktarlarda gıdanın israf edilmesi düşündürücüdür.
Ülkemizde gıda israfını önlemek amacıyla çeşitli çalışmalar yürütülmektedir: Tarım Bakanlığı tarafından başlatılan "Gıdanı Koru" kampanyasıyla üretimden tüketime kadar yaşanan kayıpların azaltılması ve toplumsal farkındalık oluşturulması hedeflenmektedir.
Restoran ve otellerde porsiyon yönetimi uygulanarak tabak boyutlarının küçültülmesi teşvik edilmektedir. Son kullanma tarihi yaklaşan gıdaların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması için gıda bankacılığı desteklenmekte ve yasal düzenlemeler yapılmaktadır.
2026 yılında sıfır atık projesinin daha da güçlendirilmesi planlanmakta, ayrıca COP31 gibi uluslararası zirvelerde su ve gıda israfının gündeme getirilmesi beklenmektedir.
Peki, bireysel olarak bizler ne yapabiliriz? Öncelikle planlı alışveriş alışkanlığı kazanmalı, liste yapmadan markete gitmemeliyiz. İhtiyacımız dışında ürün almaktan kaçınmalı, açken alışveriş yapmamaya özen göstermeliyiz.
Ürünlerin tüketim tarihine dikkat ederek alışveriş yapmalı, bozulma riski olan gıdaları zamanında değerIendirmeliyiz. Gıdaların doğru saklama koşullarını öğrenmek de israfı azaltmada önemli bir adımdır.
Bayat ekmekleri köfte harcında kullanarak ya da yöremize özgü omaç köftesi yaparak değerIendirebiliriz. israf edilen gıdanın ülke ekonomisine büyük zarar verdiğini unutmamalıyız.
Bu vesileyle, yöremizde "Topla Dağıt, Dinsin Ağıt" sloganıyla yıllarca gönüllü olarak hizmet eden rahmetli Mehmet Tekerleği anmadan geçemeyeceğim. Onu, lokantalardan artan yemekleri toplarken ya da cenaze yemeklerini ihtiyaç sahiplerine ulaştırırken sıkça görürdük.
Bu hafta köşemde gıda israfı konusunu ele almak istedim. Daha bilinçli tüketim alışkanlıkları edinmek hem ülkemiz hem de bireysel hayatımız için büyük bir kazanç olacaktır. Dinimizin gereği de budur.
Serhan Akınal