Sosyal medyayı açınca karşımıza çıkmaması neredeyse imkânsız olan o içecek: “Matcha”. Yeşil rengiyle dikkat çekiyor, kahvenin yerini alıyor, hatta "yağ yakıyor", "gençleştiriyor", "enerji patlaması sağlıyor" gibi iddialarla adeta bir süper kahraman gibi sunuluyor.
Peki gerçekten öyle mi yoksa yine yeniden çok iyi pazarlanan bir trendle mi karşı karşıyayız?
Önce şu gerçeği belirteyim: Matcha sıradan bir yeşil çay değil. Çay yapraklarının gölgede yetiştirilip incecik toz hâline getirilmesiyle elde ediliyor. Biz de demlenip süzülen çayın aksine yaprağın tamamını tüketiyoruz. Bu da antioksidan içeriğinin daha iyi korunmasını sağlıyor.
Bilim ne diyor?
Matcha; özellikle kateşinler ve EGCG adı verilen güçlü antioksidanlar açısından zengin. Araştırmalar bu bileşiklerin hücreleri oksidatif stresten korumaya yardımcı olabileceğini, kalp-damar sağlığını destekleyebileceğini ve inflamasyon üzerinde olumlu etkiler gösterebileceğini ortaya koyuyor. İçerdiği L-theanine ise kafeinle birlikte çalışarak daha sakin ama odaklanmış bir zihinsel uyanıklık sağlayabiliyor. Bu nedenle birçok kişi kahveye göre daha "yumuşak" bir enerji hissettiğini söylüyor.
Daha fazla uzatmadan en merak edilen konuya geliyorum: Kilo verdiriyor mu?
İşte burada bilim ve sosyal medyanın yolları ayrılıyor.
Evet bazı çalışmalar matchanın enerji harcamasını kısa süreli olarak artırabileceğini gösteriyor. Ancak tabi ki bu etki tek başına anlamlı bir kilo kaybı sağlayacak kadar güçlü değil. Yani sabah matcha içip günün geri kalanında sağlıklı beslenme düzeni sağlamazsanız, tartıdaki kilonun sihirli şekilde aşağı inmesi pek mümkün değil.
Bir başka önemli nokta ise porsiyonlar. Son dönemde kafelerde karşımıza çıkan şuruplu, kremalı, bol şekerli matcha içecekleri antioksidandan çok eklenmiş şeker sunuyor.
Sadede gelelim…
Matcha ne mucize bir zayıflama içeceği ne de gereksiz bir moda. Doğru miktarda ve şekersiz tüketildiğinde dengeli beslenmenin keyifli ve faydalı bir parçası olabilir. Ancak sağlıklı yaşamın sırrını tek bir fincana sığdırmaya çalışmak bilimden çok pazarlamanın işine yarar gibi, ne dersiniz?
Unutmayın; beslenmede en güçlü silahımız her zaman aynı: Sürdürülebilir alışkanlıklar…
Uzm. Dyt. Çiğdem İLÇİ AKKOR