Yeni bir eğitim yılı başlarken okul öncesi kurumlarda tatlı bir telaş başlar. Sınıflar hazırlanır, oyuncaklar yerleştirilir, öğretmenler çocuklarını beklemeye başlar… Evlerde ise başka bir heyecan vardır: “Acaba çocuğum okula alışabilecek mi?”
Aslında oryantasyon süreci yalnızca çocuğun okula alışma süreci değildir. Bu süreç; çocuğun, ebeveynin ve öğretmenin birbirine güvenmeyi öğrenme sürecidir.
Çünkü okul öncesi dönemde çocuk için okul, anneden ve babadan ilk önemli ayrılıklardan biridir. Bu nedenle çocuğun sınıfa girerken ağlaması, annesine sarılması, geri dönmek istemesi ya da bir süre sessiz kalması her zaman “okula hazır değil” anlamına gelmez. Çocuk, kendisi için yeni olan bir ortamı anlamlandırmaya çalışıyordur.
Burada en önemli şey, çocuğun duygusunu yok saymadan ona eşlik edebilmektir.
“Hiçbir şey yok, ağlama.”
“Korkacak bir şey yok.”
“Bak, herkes okula geliyor.”
gibi cümleler iyi niyetle söylense de çocuğun yaşadığı duyguyu küçümseyebilir.
Bunun yerine;
“Şu an biraz zorlanıyor olabilirsin. Ben seni anlıyorum. Öğretmenin yanında ve biraz sonra yine görüşeceğiz.”
demek çocuğa çok daha güçlü bir mesaj verir:
“Duygunu görüyorum ve bu duyguyla baş edebileceğine inanıyorum.”
Ebeveynin vedalaşması da bir öğretme biçimidir
Oryantasyon döneminde ebeveynlerin yaptığı en önemli hatalardan biri, çocuğun ağlamasına dayanamayarak vedalaşmayı sürekli uzatmaktır.
Bir kez sarılır, sonra tekrar döneriz…
“Son bir öpücük daha…”
“Anne burada, tamam mı?”
“İstersen ben biraz bekleyeyim…”
Çocuk her seferinde yeniden ayrılığı yaşar.
Oysa çocuğun ihtiyacı uzun vedalar değil, netlik ve güvendir.
Kısa, sevgi dolu ve kararlı bir vedalaşma çoğu zaman çocuğun süreci daha kolay kabul etmesine yardımcı olur.
Çünkü çocuk yalnızca söylediğimiz cümleleri değil, bizim beden dilimizi ve kaygımızı da okur.
Anne endişeliyse, çocuk bunu hisseder.
Baba sürekli kapının arkasından kontrol ediyorsa, çocuk “Burada bir sorun var” diye düşünebilir.
Bu nedenle bazen çocuğu okula hazırlamadan önce kendimizi hazırlamamız gerekir.
Öğretmen için ise en önemli şey: Güvenli ilişki
Bir öğretmenin ilk görevi çocuğa etkinlik yaptırmak, kuralları öğretmek ya da sınıf düzenini sağlamak değildir.
İlk görev, çocukla ilişki kurmaktır.
Çocuğun adını söylemek, göz hizasına inmek, onu acele ettirmemek, ağladığında yanında sakin kalabilmek, sessiz bir çocuğu zorla konuşturmamak…
Bunların her biri çocuğa şu mesajı verir:
“Burada güvendesin.”
Çocuk kendini güvende hissettiğinde öğrenmeye, keşfetmeye ve ilişki kurmaya başlar.
Bu nedenle oryantasyon döneminde her çocuğun aynı hızda ilerlemesini beklemek doğru değildir.
Kimi çocuk ilk gün sınıfa koşarak girer.
Kimi çocuk annesinin elini bırakmak istemez.
Kimi çocuk birkaç gün gözlemlemeyi tercih eder.
Kimi çocuk ise evde çok rahat görünürken okul kapısında zorlanabilir.
Hepsi normaldir.
Çünkü çocukların birbirinden farklı olduğu kadar, uyum sağlama biçimleri de farklıdır.
Oryantasyon bir yarış değildir
Bazen yetişkinler çocukları birbirleriyle kıyaslayabiliyor:
“Bak arkadaşın hiç ağlamıyor.”
“Sen de gir artık.”
“Diğer çocuklar alıştı.”
Oysa bir çocuğun başka bir çocuktan daha hızlı uyum sağlaması, onun daha başarılı olduğu anlamına gelmez.
Çocukların duygusal ritimleri farklıdır.
Bizim görevimiz onları yarıştırmak değil, kendi hızlarında ilerleyebilecekleri güvenli alanı oluşturmaktır.
Belki de bu nedenle yeni eğitim yılına başlarken kendimize “Çocuğum okula ne kadar çabuk alışacak?” sorusunu sormak yerine başka bir soru sormalıyız:
“Çocuğum bu süreçte kendini ne kadar güvende hissediyor?”
Çünkü okul öncesi eğitim yalnızca çocuğun ilk eğitim deneyimi değildir.
Aynı zamanda onun dünyaya, yetişkinlere, arkadaşlık ilişkilerine ve kendisine dair oluşturacağı ilk önemli deneyimlerden biridir.
Ve biz yetişkinlerin elinde çok kıymetli bir fırsat vardır:
Çocuğa okulun ayrılık demek olmadığını, yeni başlangıçlar da getirebildiğini göstermek…
Yeni eğitim yılı tüm çocuklarımıza, öğretmenlerimize ve ebeveynlerimize güzel başlangıçlar getirsin.
Unutmayalım; çocuk okula önce adımlarıyla değil, güven duygusuyla başlar.Uzm. Sevgi KeleşÇocuk - Ergen ve Ebeveyn DanışmanEmotion Coaching Duygu Dostu İletişim Eğitmeni