Fıtık gerçekten yakalandığımız kronik bir "hastalık" mıdır, yoksa bedenimizin yıpranmaya, aşırı yüklenmeye ve yanlış kullanıma bağlı olarak verdiği fiziksel bir "tepki" mi?
Fıtık kelimesinin sözlük karşılığı, en yalın haliyle "pırtlama" demektir. İki omur arasında "disk" dediğimiz, gün boyu amortisör gibi çalışan jöle kıvamında bir doku bulunur. Bu dokunun normal sınırlarının dışına doğru taşmasına fıtık deriz.

"Fıtık bir hastalık değil; bir yıpranma, yüklenme ve uyum sürecidir."
Gün boyu yanlış oturmak, hareketsiz kalmak, yetersiz su içmek veya omurgayı yanlış yüklemelere maruz bırakmak bu disklerin esnekliğini kaybetmesine ve dışarıya doğru taşmasına (fıtıklaşmasına) neden olur.
Ayrıca yaşlandıkça tıpkı cildimizin kırışması veya saçlarımızın beyazlaması gibi, omurgamızın yaş alma ve yük taşıma sürecinde geçirdiği doğal yıpranmalar sonucunda da fıtık oluşabilir.
AĞRISIZ FITIK OLUR MU?
Yapılan bilimsel araştırmalarda, hayatında hiç bel veya boyun ağrısı çekmemiş binlerce sağlıklı insana MR çekilmiş ve bu kişilerin %60 ila %80’inde irili ufaklı fıtıklar tespit edilmiştir.
Bu durum bize şunu gösterir: MR görüntünüzdeki fıtık, her zaman hissettiğiniz ağrının doğrudan sorumlusu olmayabilir. Eğer o fıtıklaşma sinire doğrudan bası yapmıyor ve o bölgede bir ödem yaratmıyorsa; ağrınızın asıl kaynağı çevredeki kasların spazmı, fasya gerginliği veya eklem blokajlarıdır.
FITIK KENDİ KENDİNE İYİLEŞEBİLİR Mİ?
Çok büyük oranda EVET.
Taşarak dışarı çıkan disk dokusu, vücudun bağışıklık sistemi tarafından yabancı bir doku gibi algılanabilir ve zamanla emilerek (geri çekilerek) küçülebilir.
Nörolojik bulgu vermeyen ve sinir hasarı oluşturmayan fıtıklar için; doğru klinik yaklaşım, doğru beslenme ve takviyeler ile en önemlisi doğru hareket ve egzersiz, bu iyileşme sürecini gerçekleştirecek en hayati unsurlardır.

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir