Öğretmene Şiddet Geleceğe Tehdittir!

Fatih Gözüaçık
Fatih Gözüaçık
Öğretmene Şiddet Geleceğe Tehdittir!
07-04-2026

              Son zamanlarda hangi televizyon kanalını açsak, öğretmene yönelik şiddet haberleri ile karşılaşıyoruz. Öğretmenlere yönelik şiddet olaylarının artması, yalnızca eğitim camiasını değil, toplumun tüm kesimlerini derinden sarsan bir sorun aslında. Okulların bilgi ve değer üretme merkezleri olması gerekirken, zaman zaman şiddetin gölgesinde kalması hepimiz adına düşündürücü ve kaygı verici bir tablo oluşturuyor maalesef. 

               Oysa eskiden böylemeydi? Öğretmen sınıfta mutlak otoriteydi kararları sorgulanmazdı, öğretmen sınıfa girdiği zaman tüm sınıf ayağa kalkardı, öğretmen öğrenciye kızdığında veli gelip okulu basmaz çocuğuna bir de kendisi kızardı, dışarıda öğretmeni görsek önümüzü iliklerdik, veliler çocuklarını öğretmene teslim ederken eti senin kemiği benim derlerdi. Günümüzde ise öğretmenlik mesleğinin saygınlığı yerle bir oldu. Oysa öğretmenlik, sadece bir meslek değil; aynı zamanda sabır, özveri ve idealizm gerektiren bir gönül işidir. Bir öğretmen, sınıfa girdiği andan itibaren yalnızca ders anlatmaz; aynı zamanda öğrencilerine rehberlik eder, onları hayata hazırlar ve çoğu zaman ailelerin tamamlayamadığı boşlukları doldurur. Örneğin, ülkemizin kırsal bölgelerinde görev yapan birçok öğretmenler, öğrencilerinin yalnızca akademik gelişimiyle değil, temel ihtiyaçlarıyla da ilgilenmek zorundadır. Yeri gelir okulun temizliğini yapar, yeri gelir okulun boyasını yapar öğretmenler. Kimi zaman bir öğrencinin okulda kalmasını sağlamak için kendi imkanlarıyla destek olan, kimi zaman bir çocuğun hayata tutunmasına vesile olan yine öğretmenlerdir. Böylesine büyük bir sorumluluğu üstlenen kişilere yönelik fiziksel ya da sözlü şiddetin artması, toplumun değerler sisteminde yaşanan aşınmayı da gözler önüne seriyor.

        Son dönemde medyaya yansıyan olaylar, sorunun boyutunu daha somut hale getiriyor. Bir öğrencinin düşük not aldığı gerekçesiyle öğretmenine saldıran bir veli, sınıf içinde disiplin sağlamak isteyen bir öğretmene karşı çıkan öğrenciler ya da sosyal medyada hedef gösterilen eğitimciler ve daha fazlası… Tüm bu örnekler, şiddetin yalnızca fiziksel olmadığını; psikolojik ve dijital boyutlarının da giderek yaygınlaştığını gösteriyor. Özellikle sosyal medya üzerinden yapılan linç girişimleri, öğretmenlerin mesleki itibarını zedelediği gibi, onları ciddi bir baskı altına da alıyor. Bu şiddet olaylarının arkasında pek çok neden bulunuyor. Eğitim sistemine yönelik genel memnuniyetsizlik, velilerin artan beklentileri, iletişim eksiklikleri ve toplumsal gerilimler bu nedenler arasında sayılabilir. Örneğin, çocuğunun başarısızlığını kabul etmekte zorlanan bazı veliler, sorumluluğu doğrudan öğretmene yükleyebiliyor. Ya da öğrenciler arasında artan saygı sorunları, öğretmen-öğrenci ilişkisinde ciddi kırılmalara yol açabiliyor. Ancak hiçbir gerekçe, bir öğretmene yönelik şiddeti haklı çıkaramaz. Sorunun kaynağı ne olursa olsun, çözüm şiddette değil; diyalogda, anlayışta ve ortak akılda aranmalıdır. Öte yandan, öğretmenlerin yalnız bırakıldığı algısı da bu sorunu derinleştiriyor. Örneğin, bazı vakalarda öğretmenlerin maruz kaldıkları şiddet sonrası yeterli hukuki ve kurumsal desteği görememesi hem meslektaşları arasında kaygıyı artırmakta hem de caydırıcılığı azaltmaktadır. Oysa eğitimcilerin kendilerini güvende hissetmedikleri bir ortamda verimli olmaları beklenemez. Bu nedenle hem hukuki düzenlemelerin caydırıcı şekilde uygulanması hem de okul yönetimleri, veliler ve öğrenciler arasında sağlıklı iletişim kanallarının kurulması büyük önem taşıyor. En önemlisi ise öğretmenin eski saygınlığına ulaşması gerekiyor.

      Sözün özü: öğretmene yönelik şiddet, aslında geleceğe yönelik bir tehdittir. Çünkü öğretmenini kaybeden ya da değersizleştiren bir toplum, kendi geleceğini de zayıflatmış olur. 

ÖNCEKİ YAZILARI
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
Özhanlar Mobilya