Mobil

Tüm Bel-Sen'den tepki

Tüm Bel-Sen'den tepki
21-09-2022 15:09
Gaziantep

Tüm Bel- Sen Gaziantep Şube Başkanı Niyazi Çevik, Sayıştay’ın, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile sendika arasında yapılan toplu sözleşmeyi kamu zararı olarak değerlendirmesine tepki gösterdi. Çevik, ‘’Belediye emekçilerinin sendika ve toplu sözleşme hakkı engellenemez’’ dedi.

Tüm Bel-Sen Gaziantep Şubesi’nde bir basın toplantısı düzenlenen toplantıya Tüm Bel-Sen Gaziantep Şube Başkanı Niyazi Çevik, Haber-Sen Genel Başkanı Mesut Balcan ve KESK Gaziantep Şubeler Platformu üyeleri katıldı. Toplantıda konuşan Tüm Bel- Sen Gaziantep Şube Başkanı Niyazi Çevik, Sayıştay’ın belediyelerle yapılan toplu iş sözleşmelerine müdahalesini anlattı. Çevik, ‘’Bilindiği üzere ülkemizde mahalli idare kurumlarında çalışan kamu emekçileri Sendikamız öncülüğünde 1993 yılından bu yana çalıştıkları kurumlarla işyeri düzeyinde toplu sözleşme imzalamaktadır. Kurulduğu günden itibaren “Grevsiz Toplu Sözleşme Toplu Sözleşmesiz Sendika Olmaz” diyerek kamu emekçilerinin toplu sözleşme hakkı başta olmak üzere bütün sendikal hak ve özgürlüklerini tam olarak kullanabilmesi için mücadele eden Sendikamız, çalışanların işverenleri ile toplu sözleşme imzalama hakkını sendika hakkının ayrılmaz bir parçası olarak kabul ettiği için üyelerinin ekonomik, sosyal ve özlük haklarını korumak ve geliştirmek amacıyla 1993 yılında Cumhuriyet tarihinde bir ilki başararak Gaziantep Belediyesi ile orada çalışan kamu emekçileri adına toplu sözleşme imzalamıştır" dedi.


DENETİMLERDE, KAMU ZARARI ÇIKIYOR
‘’Sendikamızın taraf olduğu tüm Toplu Sözleşmeler, ilgili sözleşmenin hukuksal dayanakları bölümünde de belirtildiği üzere 4688 sayılı yasanın yanında ülkemiz Anayasa'sına ve Anayasa'nın 90. Maddesi gereğince iç hukukta doğrudan uygulanması gereken ve mevcut yasal mevzuatla çelişmesi halinde asıl bağlayıcı kabul edilir, ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere dayanarak imzalanmaktadır.  İlgili bu uluslararası sözleşmelerden olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa Sosyal Şartı ve |ILO'nun 87, 98 ve 151 sayılı sözleşmelerinde belirtildiği üzere kamu çalışanlarının ekonomik ve sosyal haklarını korumak ve geliştirmek için işverenleri ile eşit koşullarda, özgür biçimde toplu pazarlık yapıp sözleşme imzalaması en temel insan haklarından birisidir.  Bu hukuksal dayanaklara rağmen Sayıştay, Belediyelere yönelik mali denetlemelerinde,  belediyelerin imzaladıkları toplu sözleşmeye dayanarak çalışanlarına yaptıkları mali ödemeleri “yasal mevzuatta belirtilen Üst sınırı aştığı” gerekçesiyle Kamu zararına konu etmektedir.’’


"ULUSLARARASI SÖZLEŞMELER UYGULANMALI"
Çevik açıklamasını şu şekilde sürdürdü;
‘’Sayıştay yerel yönetim emekçilerinin temel haklarına ve Anayasaya aykırı bu türden kararları son dönemde öyle bir noktaya vardı ki, yerel yönetimlerde çalışan kadın emekçilerin 8 Mart tarihinde veya hangi dönemlerinde ücretli izinli sayılması gibi toplu sözleşme ile kazanılan sosyal hakları “yasal mevzuatta yeri yok” gibi gerekçelerle alakasız bir şekilde yine kamu zararına konu etmeye başladı. Hatta söz konuşu bu kamu zararlarını ilgili sözleşmeleri çalışanlar adına imzalayan Sendikamız yöneticilerinin şahıslarına zimmet olarak yansıtmaya varacak hukuksuzluklara başladı. Anayasa'nın 11. maddesinin “Anayasa Hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargi organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağladığı” hükmü gereğince Sayıştay, anayasal ve yasal görevlerini yerine getirirken, iç hukuk kurallarının yanı sıra, “Anayasa hükmü” olan 90, Maddesi son fıkra kuralını, bağlayıcılığını bu kuraldan alan “ulusalüstü” insan hakları sözleşmelerini “doğrudan” uygulamakla yükümlüdür.  Yani Sayıştay tüm işlemlerinde olduğu gibi belediyelerin taraf olduğu toplu sözleşmelere ilişkin incelemelerinde de Ülkemiz Anayasası'na uygun hareket ederek, TBMM'de onaylanarak usulüne göre yürürlüğe konulmuş bulunan yukarda anilan uluslararası sözleşmeleri öncelikli olarak esas alması gereklidir. Buna rağmen Sayıştay'ın belediyelerin toplu sözleşmelerine ilişkin incelemelerinde 4688 sayılı yasanın Anayasa'ya aykırı 32 maddesindeki miktar, süre, içerik gibi yasakçı sınırlamalarını esas alması ülkemiz Anayasası'nın hiçe sayılması anlamında açık bir hukuk ihlalidir. Ülkemiz kamu görevlilerinin özgür ve eşit toplu sözleşme hakkının kullanımını, Anayasaya aykırı bir biçimde hazırlanan 4688 sayılı yasayla şarta bağlanması; içerik, süre, imza tarihi ve mali haklara üst limiti gibi kısıtlamalara tabi tutulması Anayasal güvenceye alınan temel bir insan hakkının kullanımına müdahale bağlamında AİHM Büyük Daire kararının gereğinin yerine getirilmeyerek hak ihlaline devam edildiği anlamına gelmektedir.  Biz yerel yönetim emekçileri fiili ve meşru mücadele ile kazandığımız ve gerek iç hukukta gerekse uluslararası hukuk alanında onaylattığımız yerel yönetim emekçilerinin toplu sözleşme hakkını kullanmasını engellemeye veya kısıtlamaya yönelik her türlü müdahaleye karşı dün olduğu gibi bugün de sessiz kalmayacağız."

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER