Yaşam

Romatizmal Hastalıkları belirtileri nelerdir?

Romatizmal hastalıklar toplumumuzda sık görülen hastalıklardandır...

Romatizmal Hastalıkları belirtileri nelerdir?
08-03-2017 11:01
Gaziantep

Romatizmal hastalıklar toplumumuzda sık görülen hastalıklardandır.  Bu yüzden hastalığın kısa sürede tanısının konması için romatizmal hastalıkların şikayetlerinin bilinmesi büyük önem taşımaktadır. Hastalık sadece eklemlerde görülebilir gibi bir düşünce olsada aslında hastalık pek çok organı etkilemektedir. Romatizma hastalarının genel yakınmalar

Romatizmal hastalıkların hemen tamamı halsizlik, yorgunluk ve ateş gibi genel şikayetlere neden olabilmektedir. Eklem yakınmaları romatizmal hastalıkların sıklıkla etkilediği organlardır. Romatizmal hastalıklar eklemlerde ağrı yapmakla birlikte daha sık olarak eklemde şişlik, kızarıklık, hareket kaybı gibi ilave bulguları yapar. Özetle bir hastanın ekleminin şiş olması romatizmal hastalıkları düşündürür. El eklemlerindeki şişlikler romatizmal hastalıkları daha belirgin olarakdüşündürür.

Cilt tutulumu romatizmal hastalıklar için önemli ip ucudur. Özellikle yüzde kelebek tarzı döküntüler, bacaklardaki ağrılı kızarıklıklar, cilt kuruluğu, cildin bütünlüğünde bozulmalar romatizmal hastalıkları düşündürür.Parmaklarda özellikle soğuklarda olan sararma morarmalar romatizmal hastalıkların önemli bir bulgusudur. Raynoud bulgusu olarak adlandırdığımız bu bulguya eşlik eden ciltteki kalınlaşmalarda önemli bir bulgudur.

Romatizmal hastalıklar içerisinde büyük yer tutan ankilozan spondilit hastalığının en önemli bulgusu gece yarısı yada sabahları ortaya çıkan bel ve kalça ağrılarıdır. Normal şartlarda sabahları uyandığımızda dinlenmiş olarak kalkarız. Ancak romatizma hastaları sabahları bel ve kalça ağrısı ile uyanır. Bu ağrılar hareket ettikçe azalmaya başlar. Tekrar eden ağız içi yaraları Behçet hastalığının önemli bulgusudur. Bu yaralar yılda en az 3 kereden fazla ortaya çıkar. Oral aft olarak adlandırılan bu yaralar sağlıklı bireylerde de sıklıkla görülebilir. Behçet hastalarında oral aftlara ilave olarak genital bölgede yaralar, diz eklemi gibi büyük eklemlerde şişlikler, ciltte ağrılı kızarıklıklar  ve göz bulguları gibi yakınmalar eşlik eder.

Gözlerde ağrı, bulanık görme, ağrı, kızarıklık gibi bulguların yanında kuruluk yakınması romatizmal hastalıklarla ilişkili olabilecek yakınmalardır. Özellikle Üveit olarak adlandırılan gözdeki iltihabi durumlar körlük sebebi olarak karşımıza çıkabilmektedir. Kısa süre içerisinde tanınıp tedavi edilmesi büyük önem taşımaktadır. Daha nadir olarak görülen Vaskülit olarak adlandırılan hastalıkların bulguları daha silik olarak ortaya çıkabileceği gibi böbrek yetmezliği ani gelişen felç tablosuda hastalığın bulgularından biridir. Bazı hastalarda tek taraflı tansiyon alınamaması, ciltte toplu iğne başı büyüklüğündeki döküntüler romatizmal hastalıkları için ip uçları olabilir.

Sizlerin de fark ettiği gibi romatizmal hastalıklar çok geniş ve farklı şekillerde karşımıza çıkabilir. Bu hastalıkların tanınması, kısa sürede tanı alması büyük önem taşımaktadır.

 

HANGİ BEL AĞRILARI ROMATİZMAYI DÜŞÜNDÜRÜR ?

 

 

 

Bel ağrıları hemen herkesin ömründe en az bir defa yaşayabileceği bir ağrı tipidir. Kimi bu ağrıyı çok şiddetli yaşarken kimimiz de bu ağrıları daha düşük şiddette yaşamaktadır. Aklımızda bulunması gereken bir bilgi bu tür ağrıların özellikle omurgayı ve kalçanın içerisindeki eklemleri tutabilen bir romatizmanın bulgusu olabileceğidir. Bu tür ağrılar sıklıkla kalça üzerinde olmasına rağmen aşağı bel bölgesinde zamanla da tüm omurga ve boyun bölgesinde de olabilmektedir. Romatizma kaynaklı bel ağrılarının tipik örneği Ankilozan Spondilit (AS) hastalığıdır.

 

Romatizma Kaynaklı Bel Ağrılarının Özellikleri Nelerdir ?

Romatizma kaynaklı bel ağrılarının özellikleri toplumda sık görülen özellikle fıtıklar kaynaklı mekanik olarak adlandırılan ağrılardır. Romatizma kaynaklı ağrılar genellikle 20 li yaşlarda orta çıkar fakat 40 yaşına kadar da görülebilir.  Romatizma dışı ağrılar ise çoğunlukla 40 lı yaşlardan sonra ortaya çıkmaktadır. Romatizma kaynaklı ağrılar uzun sürelidir. Genel olarak 3 ayı geçen ağrıları daha çok romatizma kaynaklı olarak yorumlamaktayız. Mekanik ağrılar ise sıklıkla başladıktan 1 ay içerisinde azalıp geçmektedir. Romatizma kaynaklı ağrılar sıklıkla geceleri hasta uyuduktan sonra artış gösterip hastalar sıklıkla sabahları ağrılı uyanmaktadır. Bu ağrılar hasta güne başlayıp, yürüdükçe azalmaktadır. Ancak mekanik olarak yorumladığımız fıtık türü ağrılar sıklıkla hasta hareket ettiği ya da günlük işlerine başladığı zaman ortaya çıkmaktadır. Mekanik ağrılar hasta dinlendikçe azalır. Bu iki tür ağrıyı ayırmanın en önemli ip ucudur.

 

Romatizma Nedenli Bel Ağrılarının Ayırımında Kan Tetkiki Var mıdır?

Romatizma kaynaklı bel ağrılarında hastaları dinlediğimiz zaman bu tür ağrıları düşünebilmekteyiz. Ancak bunu kanıtlamamız yani düşündüklerimizi doğrulamamız gerekmektedir. Bunun için kan tetkiklerinden sıklıkla yardım almaktayız. Romatizmal kaynaklı bel ağrılarının büyük çoğunluğunda kandaki iltihap testleri yükselmektedir. Ayrıca gerek duyulan hastalarda HLA B27 olarak bilinen genetik test tanıya yardımcı olabilmektedir. Ancak bu genetik testi herkese uygulamamaktayız. Mekanik kaynaklı ağrılarda kan testleri tamamen normal olarak bulunmaktadır.

Romatizma kaynaklı ağrılarda kan tetkikleri bize yardımcı olsada asıl olarak tanıyı net olarak görüntüleme yöntemleri ile koymaktayız. Uzun süren hastalıkta tanıyı basit bir röntgen ile koyabilmemize rağmen, yakınması yeni başlayan ya da erken dönem hastalarda tanı için sıklıkla Manyetik Rezonans (MR) desteği almamız gerekmektedir. Hastalık için tipik görüntüler olduğu için tanıyı çok rahatlıkla koyabilmekteyiz. Mekanik kaynaklı ağrılarda da MR yöntemine başvurabiliyoruz ancak onlardaki bulgular çok farklı olmaktadır.

 

Romatizmal Kaynaklı Bel Ağrılarında Tedavi Yöntemleri Nelerdir ?

Romatizma kaynaklı bel ağrılarının tipik örneği olan AS hastalığının tedavisinde NSAİ olarak adlandırılan ağrı kesici ve iltihap giderici ilaçlar ilk seçenek ilaçlardır. Bu ilaçların tekli ya da bir arada kullanımlarına karşı hasta yakınmalarında değişiklik olmaması durumunda hastanın klinik durumu ve hastalığın şiddeti de göz önünde bulundurularak biyolojik tedaviler başlanabilmektedir.

 

Doç. Dr. Bünyamin KISACIK

İç Hastalıkları ve Romatoloji Uzmanı

 

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER