Genel

HERKES BAŞKAN!

İyi de… Ne Başkanı?

HERKES BAŞKAN!
13-09-2026 16:02

Son zamanlarda dikkatimi çekiyor. Herkes birbirine “Başkanım” demeye başladı.

Markette karşılaşıyor: “Başkanım nasılsın?” Kafede: “Başkanım gel otur.” Telefonda: “Neredesin Başkanım?”

Bir dakika. Ne başkanı? Ama Başkan.

Anlaşılan memlekette yeni bir unvan dağıtım sistemi kurulmuş, benim haberim yok. Eskiden bir unvanın arkasında bir görev olurdu. Şimdi bazen iki kere “Başkanım” denince üçüncüde insan gerçekten başkan olduğuna inanıyor.

Adıyla sesleniyorsun… Normal.

“Başkanım!” diyorsun… Omuzlar geriye. Çene yukarı. Gözlerde hafif bir makam ışığı. Hah! Şimdi tanıdı kendini.

Bir de başkanlık yapmış olanlar var. Onlarda durum daha da güzel. Görev süresi bitmiş. Yeni başkan seçilmiş. Ama eski başkan hâlâ: “Başkanım!” Sonra onun da görev süresi bitiyor. Yeni biri geliyor. O da başkan. Bir sonraki seçim… Bir başkan daha. Giden başkanlığı bırakıyor ama “Başkanım”ı bırakmıyor. Böyle böyle başkan sayısı azalmıyor, sürekli artıyor. Bir kurumun bir tane mevcut başkanı var ama bir davete gidiyorsun: Masada yedi başkan oturuyor. Bu matematikle birkaç dönem sonra üyeden çok başkanımız olacak. Hatta bunun ekonomik bir adı bile olabilir: Başkan enflasyonu.

Başkanlık çeşitleri de maşallah açık büfe. Dernek başkanı, kurum başkanı, komite başkanı, platform başkanı, konsey başkanı, kurul başkanı, dönem başkanı, apartman yönetim kurulu başkanı…

Bir ortama giriyorsun. Altı kişi var. Beşine “Başkanım” deniyor. Altıncıya bakıyorsun… İçin burkuluyor. Çocuk dümdüz insan. Bir çay söylüyor. Uzaktan bakıyorum ve içimden diyorum ki: “Bunu da Çay Komisyonu Başkanı yapsınlar. Arada ezilmesin.”

Şaka bir yana… Unvan güzel şey. Ama unvan, insanın kendi kendine taktığı aksesuar değildir. Hak edilir.

Yoksa üç arkadaşın sana “Başkanım” dedi diye başkan olmuyorsun. Üstelik bir unvanı değerli yapan kelimenin kendisi değil, o koltukta ne yaptığındır. Çünkü başkanlık sadece önde oturmak, fotoğrafta ortaya geçmek ya da telefonda “Başkanım” diye aranmak değildir.

*Bazen iş ters gittiğinde öne çıkmaktır.

*Bazen kimsenin almak istemediği sorumluluğu almaktır.

*Bazen herkes gittikten sonra hâlâ orada olmaktır.

Unvanı söylemek kolay.
Unvanı taşımak zor.

Yanlış anlaşılmasın. Başkanlık elbette önemli bir görev. Mesele başkan olmak değil. Başkanlığın görevden çıkıp aksesuar hâline gelmesi. Çünkü bazen unvan büyüdükçe yapılan iş küçülebiliyor. Toplantı var. Başkan var. Başkan yardımcısı var. Kurul var. Komisyon var. Koordinasyon var. Bir tek “Bunu kim yapacak?” sorusunun cevabı yok.

Neyse… Ben kalkayım. Çaylar da bitti. Ama çıkmadan şu altıncı arkadaşın mağduriyetini giderin. Kendisini oy birliğiyle Çay Komisyonu Başkanlığına getirin. Tebrikler! Artık masada sıradan vatandaş kalmadı.

Madam Kulis

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER
Özhanlar Mobilya