Gündem

Borçla Büyüyen Sistem Sürdürülemez

İl Başkanı Murat Üzümcü, ekonomik göstergelerdeki bozulmanın artık yapısal bir krize dönüştüğünü vurguladı.

Borçla Büyüyen Sistem Sürdürülemez
07-04-2026 15:12

İl Başkanı Murat Üzümcü, Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu mevcut durumun artık geçici dalgalanmalarla açıklanamayacağını belirterek, ülkenin yapısal bir finansal kırılganlık sürecine girdiğini söyledi. Üzümcü, özel kesimde tasarruf yetersizliği, kamu maliyesinde disiplin sorunları, ithalata bağımlı üretim yapısı ve artan bütçe açıklarının ekonomiyi çok yönlü bir borç sarmalına sürüklediğini ifade etti.

Ekonomide yalnızca kamu maliyesinin değil; hanehalkı, reel sektör ve bankacılık sisteminin de ciddi baskı altında olduğunu dile getiren Üzümcü, Türkiye’nin dış finansmana erişim kabiliyetinin zayıfladığını ve mali alanın giderek daraldığını vurguladı. Küresel likidite koşullarında yaşanabilecek olası bir şok karşısında ekonominin savunmasız hale geldiğini söyledi.

Türkiye’nin halen yatırım yapılabilir seviyenin altında yer aldığını hatırlatan Üzümcü, 300 baz puanın üzerine çıkan CDS priminin risk algısındaki bozulmayı açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Bu durumun yalnızca dış finansman maliyetlerini artırmakla kalmadığını, aynı zamanda kamu, bankalar ve özel sektörün borçlanma koşullarını da zorlaştırdığını ifade etti.

Dış borç stokunun yüksek seviyesini koruduğunu ve kısa vadeli borç oranındaki artışın dikkat çektiğini belirten Üzümcü, rezervler üzerindeki baskının giderek arttığını söyledi. Dış borç göstergelerindeki kısmi iyileşmenin ise kalıcı bir yapısal dönüşümden ziyade nominal artışlardan kaynaklanabileceğini dile getirdi.

Merkez Bankası rezervlerindeki gerilemeye de değinen Üzümcü, rezervlerin niteliğinin en az büyüklüğü kadar önemli olduğunun altını çizdi. Swap işlemleri ve altın satışlarının artmasının, ekonomi yönetiminin daha kırılgan araçlara yöneldiğini gösterdiğini ifade etti.

Hanehalkı borçluluğunun geldiği noktaya dikkat çeken Üzümcü, vatandaşın artık yatırım için değil, günlük yaşamını sürdürebilmek için borçlandığını söyledi. Kredi kartı ve kredili mevduat kullanımındaki artışın geçim sıkışmasının en somut göstergesi olduğunu belirtti.

Bankacılık sektöründe kredi hacmi büyürken takipteki alacakların da yükseldiğini belirten Üzümcü, özellikle bireysel kredilerde ve bazı sektörlerde risk yoğunlaşmasının arttığını kaydetti. Bankaların yeniden Merkez Bankası’ndan fonlama ihtiyacı duymasının piyasadaki likidite sıkışıklığını ortaya koyduğunu ifade etti.

Reel sektörün kur ve borç baskısı altında olduğunu vurgulayan Üzümcü, firmaların döviz açık pozisyonunun kritik seviyelere ulaştığını söyledi. Kamu ve özel sektörün aynı anda finansman arayışında olmasının “dışlama etkisini” artıracağını ve özellikle KOBİ’lerin finansmana erişimini zorlaştıracağını belirtti.

Kamu maliyesinde faiz yükünün giderek arttığını dile getiren Üzümcü, bütçede faiz giderlerinin ciddi boyutlara ulaştığını ve vergi gelirlerinin önemli bir kısmının borç faizine yöneldiğini söyledi. Bütçe dışı yükümlülüklerin ve şeffaf olmayan risk alanlarının yatırımcı güvenini zedelediğini ifade etti.

Kur ve faiz riskinin birlikte arttığını belirten Üzümcü, yüksek döviz cinsi borcun kur artışlarıyla daha da ağırlaştığını, yüksek faiz maliyetlerinin ise sürdürülebilirlik sorununu derinleştirdiğini vurguladı. Bu tablonun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda üretim, istihdam ve fiyat istikrarını etkileyen çok boyutlu bir kriz olduğunu söyledi.

Çözüm önerilerine de değinen Üzümcü, dış borç yönetiminde vade uzatımına dayalı bir stratejiye geçilmesi gerektiğini belirtti. TL cinsi finansmanın güçlendirilmesi, rezervlerin etkin kullanımı ve yüksek katma değerli üretimin desteklenmesinin önemine dikkat çekti.

Ayrıca Kamu-Özel İşbirliği projelerinin yeniden gözden geçirilmesi, bütçe dışı risklerin şeffaf şekilde raporlanması ve kaynakların üretken yatırımlara yönlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Sürdürülebilir finansman araçlarının devreye alınması ve kayıt dışılıkla mücadelede kalıcı politikaların uygulanmasının önemine vurgu yaptı.

Üzümcü açıklamasının sonunda, Türkiye ekonomisinin yeniden toparlanabilmesi için güven veren, şeffaf ve üretim odaklı bir yönetim anlayışına ihtiyaç duyulduğunu belirterek, mevcut ekonomik modelin sürdürülemez olduğunu ifade etti.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER
Özhanlar Mobilya