Başkan halkın içinde, avanesi bulutların üstünde!
Başkan halkla çay içiyor, patron çalışanıyla sohbet ediyor, müdür herkesin derdini dinliyor. Peki ya etraflarındakiler?
Amanın! Başkan halkın içinden çıkmıyor, avanesi halkın üstüne çıkıyor!
Önce şu avane meselesini açıklayalım. Arapça kökenli; yardımcılar, destekçiler demek. Günümüzdeyse birinin çevresinde dolaşıp onun gücünden kendine pay çıkaranlar için alaycı biçimde kullanılıyor.
İşini hakkıyla yapanları tenzih ederiz. Bizim sözümüz, başkasının makamını kendi tapulu malı sananlara!
Başkanın danışmanı başkandan önemli. Patronun yardımcısı patrondan havalı. Müdürün sağ kolu, müdürün iki kolundan da yetkili! ADAMIN KARTVİZİTİNDE DANIŞMAN YAZIYOR, TAVIRLARINDA HÜKÜMDAR.
Peki bu makamlara nasıl geliniyor? Kimi bilgisiyle, tecrübesiyle. Kimi arkadaşlığıyla, akrabalığıyla, tanışıklığıyla. Elbette yakınlık, beceriksizlik demek değil. Ama soralım: Bu görevlere insan mı aranıyor, yoksa insanlara görev mi?
Bir makama yakın olmakla o makamın gerektirdiği işi yapabilmek aynı şey değil. İş bitirme becerisi tartışmalı, başkana yakınlığı tartışmasız!
Buna ÖDÜNÇ OTORİTE diyelim. Kendi yetkisinden değil, güçlü birine yakınlığından güç devşirmek.
Bir de GATEKEEPING, yani kapı bekçiliği var. Kimin kime ulaşacağını kontrol ederek kendine küçük bir iktidar kurmak. “Başkana ulaşmak için önce bana ulaşacaksın!” E mübarek, sen makamın sahibi misin, makamın şifresi misin?
Kendi ağırlığı olmayan, başkasının gölgesini boyuna ekliyor.
Şimdi gelelim makam sahiplerine. Sayın başkanlar, patronlar, müdürler… Sizin kapınız herkese açık olabilir. Peki kapınızın önündekiler kime açık? Sizinle görüşmek isteyen biri kaç kişinin egosunu aşmak zorunda? Siz makamınızdan kalkıp insanların arasına karışırken, makamınıza kimler kuruluyor? Bu avaneler kendiliğinden mi büyüdü, yoksa birileri büyümelerine izin mi verdi? Çünkü sizin samimiyetle kurduğunuz ilişkiyi, BİR BAŞKASI KİBRİYLE YIKABİLİYOR.
Gelelim sevgili avanelere… Bugün sizinle görüşmek isteyenlerin hepsi size hayran olmayabilir. Belki sadece arkanızdaki kapının açılmasını bekliyorlardır. Başkasının koltuğuna yakın oturmak, o koltuğun sahibi olmak değildir. Bir gün o koltuk değiştiğinde bakalım sizinle kim görüşmek isteyecek? Çünkü bazı insanların telefon rehberi kalabalıktır ama kendi adıyla çaldırabileceği tek bir kapı yoktur.
Madam Kulis'ten küçük bir hatırlatma:
Ödünç alınan makam iade edilir. Ama o makamdayken gösterilen kibir, insanın üzerinde kalır.

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir