TELAFİ EĞİTİMİ

Fatih Gözüaçık
Fatih Gözüaçık
TELAFİ EĞİTİMİ
01-06-2021

Eğitim sektöründe son zamanlarda yaşanan gelişmelerden velisinden öğretmenine, okul yöneticilerinden öğrencilere herkesin kafası karışık, morali bozuk; anlık karar değişimleri, son dakika açıklamaları, yapılacak denilip yapılamayan uygulamalar… Daha sayamadığım niceleri. Bir yılı aşkın süredir olağanüstü bir sürecin içerisinden geçiyoruz. Bu süreçte öğrencisinden öğretmenine herkes yıprandı ve çok yoruldu. Öğrenciler uzun süre okullarından öğretmenlerinden, arkadaşlarından ayrı kaldılar, yüzbinlerce öğrenci bırakın okula gitmeyi markete ekmek almaya dahi gidemedi. Bu süreçte 8 saat 10 ar dakika aralıklarla ekran karşısında ders dinlediler. Bu kadar uzun süre bilgisayar başında kalmanın ileride öğrenciler üzerinde sosyal psikolojik ve bedensel ne tür travmalara sebep olacak göreceğiz. Aileler kazançlarından önemli bir miktarı çocuklarının eğitimi için harcıyor; gücü yetenler çocuklarını özel okullara gönderiyorken durumu olmayanlar ise yine çocuklarının kırtasiye harcamaları, ek kaynak ve servis hizmetlerden faydalanmak için zaten kısıtlı olan bütçelerinden harcama yapmak zorunda kalıyorlar.

Online süreçte öğretmeneler de çok yoruldu ve kırıldılar. Bazı gazetecilerin öğretmenleri yatıyor olarak görüp bunu da yazılarında sıklıkla dillendirmesi, büyük çoğunluğunun aksini düşünse de toplumun küçük bir kesiminin de bu gazeteciler gibi düşünmesi öğretmenlerin yaralarına tuz ve biber oldu adeta. Birçok öğretmenin virüs nedeniyle hayatını kaybetmesi, süreçte öğretmenlerin aşılanmasına yeni başlanması ki hepsi değil sadece 40 yaş üzeri öğretmenler için aşı randevusu açıldı. Oysa sınav grupları ve ana okullarında derse giren öğretmenlerin çoğu 40 yaşın altında ve bu öğretmenler hali hazırda sınav grupları ve şu an okullarında görevlerini icra ediyorlar. İvedi olarak tüm öğretmenlerin yaş sınırına bakılmaksızın aşılanması gerekmektedir. Öğretmenleri yaralayan bir diğer gelişmede; bu dönemde itibarsızlaşmaları, değerlerinin tam anlaşılmaması olmuştur. Turistin gördüğü herkes, futbolcular aşılanacak sözü söylendiğinde henüz öğretmenler aşılamada öncelik grubunda değildi. Bu durum geleceğimizin teminatı, geleceğin doktorları, hakimleri, savcıları, mühendisleri hatta devlet başkanları olacak çocuklarımızın öğretmenlerini derinden yaralamıştır. Özellikle özel sektörde çalışan bu dönemde çok büyük sıkıntılar yaşadılar, birçok öğretmen sadece devletten aldığı insan onuruna akışmayan bir ücretle ailelerini geçindirmek zorunda kaldılar. İşsiz kaldılar, psikolojik tedavi alanlar hatta intihar edenler oldu. İşçi çıkarmanın yasak olduğu bu dönemde tek bir istisna vardı kod 29. Birçok öğretmen bu kod ile işten çıkarıldı. Kod 29 ahlaka uymayan davranışlar nedeniyle işten çıkarılma anlamına gelir. Öğretmenler işten çıkarıldığı gibi başka kurumlarda çalışmaları da çok zorlaştı. Tüm bu belirsizlikler içerisinde eğitim camiasında öğrencisinden idarecisine rahat bir nefes alacakken yaz tatili yaklaşmışken, Milli Eğitim Bakanımız tarafından yaz aylarında isteğe bağlı telafi eğitimi yapılacağı duyurulmuştur. Online sürece katılımda dünyanın önde gelen ülkeleri arasındaysak bu telafi eğitimi neden? Aslında telafi eğitiminin yapılması online sürecin iyi yönetilemediğinin en büyük kanıtı.

Telafi eğitimine öğretmenler ve öğrenciler psikolojik olarak hazır mı?

Öğrencilerin katılımı nasıl sağlanacak?

Zorunlu olmadığı için telafiye katılan öğrencilerle katılmayan öğrenciler arasında fırsat eşitsizliği nasıl giderilecek?

Telafi eğitimi yazın olacağı için sıcakların öğrenme ortamına olumsuz etkisi nasıl giderilecek?

Telafi eğitiminde kültür dersleri mi yoksa uygulamalı dersler mi verilecek yoksa her ders mi?

Umarım bu soruların cevapları araştırılıp tüm yönleri ile olumlu olumsuz tarafları dikkate alınarak bir planlama yapılmıştır. Umarım son anda yine karar değişikliği olmaz. Telafi eğitimi tabi ki önemli ama; Veli, öğretmen, öğrencilerin ruh sağlıkları telafi eğitiminden daha önemlidir.

ÖNCEKİ YAZILARI
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?