DOĞAYI KORUYALIM, KOLLAYALIM

Fatih Gözüaçık
Fatih Gözüaçık
DOĞAYI KORUYALIM, KOLLAYALIM
11-05-2021

Geçmişten günümüze insanlar ihtiyaçlarını karşılamak için doğal çevreden yararlanmışlardır. İlk insanlar mağaralarda yaşamışlar geçimlerini avcılık ve toplayıcılıkla sağlamışlardır. 10 bin yıl önce Neolitik çağda insanlar su kenarlarında yaşamaya başlamışlar yerleşik hayata geçmişlerdir. Artan nüfusla birlikte insanların ihtiyaçları da artmıştır. Özellikle sanayi devrimi sonrasında Dünya nüfusunun hızla artması doğal kaynakların tüketimini de hızlandırmıştır. Günümüzde doğal kaynakların bilinçsiz kullanımı beraberinde önünü almakta zorlandığımız çevre sorunlarının yaşanmasına neden olmaktadır. Havanın, suyun, toprağın kirletilmesi günümüzde insan yaşamına olduğu kadar hayvan ve bitki türleri üzerinde de olumsuzluk yaratmaktadır. İçinde bulunduğumuz yüzyılda ormanları tahrip ettik, atmosfere karbon salınımını artırarak küresel ısınamaya neden olduk, bilinçsiz avlanma sonucu birçok canlının ya neslinin tükenmesine ya da yaşam alanlarının daralmasına neden olduk. Dünyada 1 dakikada yaklaşık 30 futbol sahası büyüklüğünde orman yok oluyor. (yılda19 milyon dönüm), son 200 yılsa atmosfere 2.3 trilyon dolar karbon salınımı yapılmıştır. Yine gezegenimizdeki tüm toprakların yarısı son 150 yılda erozyon nedeniyle yok olmuştur. Suyun bilinçsiz kullanımı sonrasında su kaynakları hızla azalmaktadır. Günümüzde kirlilik aşırı nüfus artışı, kuraklık nedeniyle her 10 kişiden biri temiz suya erişememektedir. Bu durumun ilerleyen yıllarda su savaşlarına neden olacağını önceki yazılarımda belirtmiştim. Dünyayı gelecek 10 yıllarda bekleyen en büyük sorunlara baktığımızda su kıtlığı, küresel iklim değişikliği, küresel ısınma gibi çevresel sorunlar gelmektedir.

2050 yılında dünya nüfusunun 10 milyara yaklaşacağı tahmin edilmektedir. Bu durumda ülkelerin çevreci ve sürdürülebilir politikalar izlemesini zorunlu kılmaktadır. Peki Türkiye’de şehrimizde, mahallemizde, durum nasıl? Aslında evimizin balkonundan aşağı baktığımızda sokaklara çıkıp biraz dolaştığımızda durumun hiçte iç açıcı olmadığını görmekteyiz. Türkiye OECD ülkeleri arasında en fazla nüfus artış hızına sahip ülkeler arasındadır.2050 yılında Türkiye nüfusunun yaklaşık 95 milyon olacağı tahmin ediliyor. Bu durum hali hazırda yaşanan çevresel sorunların önlem alınmazsa önümüzdeki yıllarda daha da artacağı kesindir. Ülkemizde evrenin korunmasına dair yeni yasal düzenlemelerin ivedilikle yapılması gerekmektedir. Örneğin yere çöp atamanın caydırıcı bir cezası yok, aslında cezaya da gerek yok. Her bir bireyin yere çöp, atık, maske, sigara paketi ve sayamadığım atıkları atmaması gerektiğini bilmesi gerekmektedir. Bu bilincin okul öncesi dönemde ve okul çağında her bir bireyde yerleştirilmesi gerekmektedir. Çocuklara ilkokuldan itibaren akademik bilgiyi yüklemekten daha önemli olan çevre bilinci oluşturmaktır. İlk okullarımızda hayat bilgisi derslerinde bunlar tabi ki veriliyor ama henüz yeterli seviyede olduğunu düşünmüyorum. Burada hükümetlerin çevresel sorunları azaltmak için yaptıkları uluslararası anlaşmalar, tükenebilir kaynaklar yerine temiz çevre dostu tükenmeyen kaynakların kullanılması en önemlisi. Ayrıca her bireyin çevre bilincine sahip olması çevresini koruması gerekmektedir. Bilinçsizce çevreye attığımız plastik şişelerin doğada yüzlerce yıl kaybolmadığını unutmayalım.

""

Tüm bu çevresel sorunların yaşanmasında insanların kaynakları sonunu düşünmeden bilinçsiz kullanımı etkili olmuştur. Dünya’da herkese yetecek kaynak mevcuttur. Su, Orman, Toprak gibi   kaynakların israf edilmeden dengeli ve sürdürülebilir kullanılması daha yaşanılabilir bir dünya için elzemdir. Daha yaşanılabilir bir dünya için çocuklarımıza torunlarımıza daha temiz bir çevre bırakmalıyız buna mecburuz. Çevreye duyarlı çevre bilinci yerleşmiş bireyler yetiştirmek her birimizin birincil görevleri arasındadır. Çevremizi koruyalım kollayalım. Yerlere çöp atmayalım atanları uyaralım.

ÖNCEKİ YAZILARI
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?