ÇEVREYİ HOR GÖREN YARINI ZOR GÖRÜR!

Fatih Gözüaçık
Fatih Gözüaçık
ÇEVREYİ HOR GÖREN YARINI ZOR GÖRÜR!
24-03-2024
İnsanoğlu ihtiyaçlarını karşılamak için doğal çevrenin olanaklarından yararlanır. Sanayi faaliyetlerinin
gelişmesi ve son yüzyılda yaşanan hızlı nüfus artışı doğal kaynakların tüketimini artırmıştır. Doğal
kaynakların kullanımı üzerindeki aşırı baskı, doğal kaynakların sınırsızmış gibi algılanıp bilinçsizce tüketilmesi
ve atıkların doğal ortamlara bırakılması çevre sorunlarının yaşanmasına yol açmıştır. Hava, su ve toprak gibi
ortamlarda artan çevre kirliliği insan ve diğer canlıların yaşamı için tehlike oluşturmuştur. Geçmişten
günümüze insanlar ihtiyaçlarını karşılamak için doğal çevrenin olanaklarından faydalanmışlardır. Hadi biraz
geçmişe gidelim acaba 10 bin yıl önce insanlar nasıl yaşıyorlardı hiç düşündünüz mü? İlk insanlar
mağaralarda yaşamışlar geçimlerini avcılık ve toplayıcılıkla sağlamışlardır. Neolitik çağda insanlar su
kenarlarında yaşamaya başlamışlar yerleşik hayata geçmişlerdir. İnsanlık tarihi açısından dönüm
noktalarından biri yerleşik hayata geçişle yaşanmıştır. Zamanla artan nüfusla birlikte insanların ihtiyaçları da
çeşitlenmiştir. Özellikle sanayi devrimi sonrasında Dünya nüfusunun hızla artması doğal kaynakların
tüketimini de hızlandırmıştır.
Günümüzde doğal kaynakların bilinçsiz kullanımı beraberinde önünü almakta zorlandığımız çevre
sorunlarının yaşanmasına neden olmaktadır. Havanın, suyun, toprağın kirletilmesi günümüzde insan
yaşamına olduğu kadar hayvan ve bitki türleri üzerinde de olumsuzluk yaratmaktadır. İçinde bulunduğumuz
yüzyılda ormanları tahrip ettik, atmosfere karbon salınımını artırarak küresel ısınamaya neden olduk,
bilinçsiz avlanma sonucu birçok canlının ya neslinin tükenmesine ya da yaşam alanlarının daralmasına
neden olduk. Biraz araştırma yaptım öğrendiklerim karşısında şaşkına döndüm. Dünyada 1 dakikada
yaklaşık 30 futbol sahası büyüklüğünde orman yok oluyor. Büyüklüğü düşünebiliyor musunuz? (Yılda 19
milyon dönüm demek bu), son 200 yılsa atmosfere 2,3 trilyon dolar karbon salınımı yapılmıştır. Yine
gezegenimizdeki tüm toprakların yarısı son 150 yılda erozyon nedeniyle yok olmuştur. Suyun bilinçsiz
kullanımı sonrasında su kaynakları hızla azalmaktadır. Günümüzde kirlilik aşırı nüfus artışı, kuraklık
nedeniyle her 10 kişiden biri temiz suya erişememektedir. Bu durumun ilerleyen yıllarda su savaşlarına
neden olacağını önceki yazılarımda belirtmiştim. Dünyayı gelecek 10 yıllarda bekleyen en büyük sorunlara
baktığımızda su kıtlığı, küresel iklim değişikliği, küresel ısınma gibi çevresel sorunlar gelmektedir.
Geçtiğimiz yıl dünya nüfusu ilk kez 8 milyarı aştı. Nüfusun artış hızı azalsa da 2050 yılında dünya
nüfusunun 10 milyara yaklaşacağı tahmin edilmektedir. Bu durumda ülkelerin çevreci ve sürdürülebilir
politikalar izlemesini zorunlu kılmaktadır. Peki Türkiye’de şehrimizde, mahallemizde, durum nasıl? Aslında
evimizin balkonundan aşağı baktığımızda okulumuzda bahçeye baktığımızda, sokaklara çıkıp biraz
dolaştığımızda çevre kirliliğinin ne boyutlara ulaştığımı görmekteyiz. Bu durum hali hazırda yaşanan
çevresel sorunların önlem alınmazsa önümüzdeki yıllarda daha da artacağı kesindir. Ülkemizde çevrenin
korunmasına dair yeni yasal düzenlemelerin ivedilikle yapılması gerekmektedir. Örneğin yere çöp atamanın
caydırıcı bir cezası yok, aslında cezaya da gerek yok. Her bir bireyin yere çöp, atık, maske, sigara paketi ve
sayamadığım atıkları atmaması gerektiğini bilmesi gerekmektedir. Bu bilincin okul öncesi dönemde ve okul
çağında her bir bireyde yerleştirilmesi gerekmektedir. Çocuklara ilkokuldan itibaren akademik bilgiyi
yüklemekten daha önemli olan çevre bilinci oluşturmaktır. İlk okullarımızda hayat bilgisi derslerinde bunlar
tabi ki veriliyor ama henüz yeterli seviyede olduğunu düşünmüyorum. Burada hükümetlerin çevresel
sorunları azaltmak için yaptıkları uluslararası anlaşmalar, tükenebilir kaynaklar yerine temiz çevre dostu
tükenmeyen kaynakların kullanılması en önemlisi. Ayrıca her bireyin çevre bilincine sahip olması çevresini
koruması gerekmektedir. Bilinçsizce çevreye attığımız plastik şişelerin doğada yüzlerce yıl kaybolmadığını
unutmayalım.
Dünya’da herkese yetecek kaynak mevcuttur. Su, orman, toprak gibi kaynakların israf edilmeden
dengeli ve sürdürülebilir kullanılması daha yaşanılabilir bir dünya için elzemdir. Çevreye duyarlı çevre bilinci
yerleşmiş bireyler yetiştirmek her birimizin birincil görevleri arasındadır. Çevremizi koruyalım kollayalım.
Unutmayalım çevreyi hor gören geleceği zor görür!
ÖNCEKİ YAZILARI
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?