USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

ADALET,  HUKUK VE SAVUNMANIN GERÇEĞİ  AVUKATLAR

ADALET,  HUKUK VE SAVUNMANIN GERÇEĞİ  AVUKATLAR
16-06-2026

Adalet; herkesin hakkının gözetilmesi, haklı ile haksızın ayırt edilmesi ve her şeyin layık olduğu yere konmasıdır. Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasını sağlayan, eşitliğe dayanan ve haksızlığı önleyen temel ahlaki ve hukuki değerdir.

Felsefi ve toplumsal bağlamda adalet:

* Dağıtıcı adalet: Kaynakların ve fırsatların hakkaniyetli paylaşımı
* Düzeltici adalet: Bozulan dengelerin giderilmesi
* Hukuki adalet: Devlet güvencesiyle somutlaşmış adalet

Toplumsal barışın, güvenin ve düzenin temelidir. Zedelendiğinde huzur kaybolur, çatışma başlar.

Dinde adalet; hak sahibine hakkını vermek, ayrım yapmadan doğru hükmetmek ve zulümden kaçınmaktır.
Adalet, zulmün zıddıdır.

HUKUK VE TARİHSEL GELİŞİMİ

Hukuk; bireylerin, toplumun ve devletin ilişkilerini düzenleyen, yaptırımı olan kurallar bütünüdür.
Bağlayıcıdır, devlet gücüyle desteklenir ve adalet odaklıdır.

Özel hukuk ve kamu hukuku olarak ikiye ayrılır.

Hukuk tarihi:

* Sümer, Hammurabi, Roma Hukuku
* Corpus Iuris Civilis
* İslam Hukuku (Fıkıh)
* Osmanlı ve Mecelle
* Cumhuriyet hukuk devrimi
* Modern anayasal sistemler

İslam hukukunun gelişimi; vahiy, sünnet, içtihat, mezhepler ve modernleşme süreçlerinden geçerek bugüne ulaşmıştır.

AVUKATLIK MESLEĞİ

Avukat; hukuki konularda danışmanlık yapan, savunma yapan ve bireylerin haklarını koruyan lisanslı hukukçudur.

Görevleri:

* Temsil ve savunma
* Hukuki danışmanlık
* Belge ve sözleşme düzenleme
* Delil toplama
* Özen yükümlülüğü
* Sır saklama

Avukatlık; bir meslekten öte bir vicdan, bir duruş ve bir sorumluluktur.

Türkiye’nin ilk kadın avukatı Süreyya Ağaoğlu’dur.

TÜRKİYE’DE HUKUK SİSTEMİ VE VERİLER

* 25.449 hâkim ve savcı
* 206.678 avukat
* %48,4 kadın avukat

89 hukuk fakültesi (çoğu son 20 yılda açılmıştır)
≈ 85.000 öğrenci

83 baro ve Türkiye Barolar Birliği bulunmaktadır.

MESLEĞİN TEMEL SORUNLARI (TÜRKİYE GENELİ)

1. Mesleki enflasyon ve nitelik kaybı
2. Ekonomik güvencesizlik
3. Tahsilat problemleri
4. Bağlı çalışan avukatların sorunları
5. Bürokratik engeller
6. Müvekkil ilişkileri krizi

GAZİANTEP BAROSU VE YAPISI

1923 yılında kurulan Gaziantep Barosu, 3.500’ü aşkın avukata sahiptir.
Kadın oranı %39,1’dir.

Baro başkanları: 
1923 de Cafer Tayyar 
Ömer Asım Aksoy 
Şefik barlas 
Sami Sayan 
Mehmet Nail Bilen 
Rauf kutlar 
Yusuf Aksoy 
Hüseyin Tavşancıl 
Hayri güneri 
Turhan erkılıç 
Mahmut düşün 
Kemal Gürsel 
Mehmet parmaksız 
Uğur kanlı 
Haşim Mısır 
Bahattin bozgeyik 
Hayri Girişken 
Mehmet Zafer Okur 
Aziz Canatar 
Ali elibol
* Bektaş Şarklı (2014–2021)
* İskender Kahraman (2021–2024)
* Bülent Duran (2024–2026)
Yaşayanlara sağlıklı huzurlu ömürler, rahmeti rahmana yürüyenlere kutlu tini şad mekanları uçmağ olsun. 

Zafer okur ağabeyim benim kan kardeşim dir.. 

GAZİANTEP’TE AVUKATLARIN GERÇEK SORUNLARI (SAHADAN 100 GÖRÜŞ)

1. Ekonomik Sorunlar

* Gelirin olmaması
* Geçim sıkıntısı
* Yüksek ofis kiraları
* Vergi ve SGK yükü
* Ücret tarifesinin yetersizliği
* Tahsilat sorunları
* CMK ve adli yardım ücretlerinin düşüklüğü
* Karşı vekalet ücretinin verilmemesi
* Mahkeme masraflarının avukat tarafından karşılanması

2. Mesleki Enflasyon ve Rekabet

* Avukat sayısının aşırı artması
* İş alanlarının daralması
* Pastanın eşit dağılmaması
* Ucuz iş alma yarışı
* Avukat enflasyonu
* Genç avukatların işsizliği

3. Yargısal Sorunlar

* Uzayan davalar
* Duruşma saatlerine uyulmaması
* Kararlarda tutarsızlık
* Yargıya güvenin azalması
* Hakim ve savcı kalitesinin düşmesi
* Yüksek yargı çelişkileri

4. Kurumsal ve Fiziki Sorunlar

* Adliye yetersizliği
* Otopark sorunu
* Duruşma salonu eksikliği
* İcra dairelerinde gecikmeler
* UYAP sorunları

5. Mesleki Etik ve Değer Erozyonu

* Meslek etiğine uyulmaması
* Dosya kapma yarışları
* Ucuza iş yapma
* Meslektaş kötüleme
* Garantili sonuç vaatleri

6. İtibar ve Güven Problemleri

* Avukatın değersizleştirilmesi
* Müvekkil baskısı
* Kurumların saygısız tavrı
* Emniyet ve kamu ile sorunlar

7. Sosyal ve Psikolojik Etkiler

* Yoğun stres
* Tükenmişlik
* Mesleki yalnızlık

SONUÇ: SİSTEMSEL ÇÖKÜŞ

Bugün:

* Anayasa yok sayılıyor
* Yargı kendi kararını tanımıyor
* Liyakat yok
* Hukuk fakülteleri nitelik üretmiyor

Davalar uzuyor.
Adliyeler tıkanıyor.
Hak aramak eziyete dönüşüyor.

Arabuluculuk çözüm değil, kaçıştır.
Adalet gecikiyor, güven yok oluyor.


Burada meslekte 30 yılı bitirmiş sevgili dostum kardeşim üstad Av Cüneyt Ayata nın metnin i bu köşeme taşımazsam bu yazı tekamül olmayacak anlam taşımayacaktı , okuyunca hak vereceksiniz muhakkak 

Demokrasi ve hukuk devletinin en temel kavramı; yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirinden bağımsız olmasıdır.
Yargının ise iddia ve hüküm ile birlikte üç sacayağından biri savunma, yani avukatlıktır.

Ancak…

Anayasaya uymamayı kendisinde hak gören ve bunu açıkça söylemekten çekinmeyen bir yürütme erki…

Anayasa’da açık hüküm olmasına rağmen, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayıp, üstüne üstlük Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunan bir yüksek mahkeme…

Niceliği inanılmaz şekilde artırılan, niteliği ise neredeyse tamamen yok edilen hukuk fakülteleri ve buralardan mezun olan niteliksiz hukukçular…

Bu hukukçulardan oluşturulan hâkimler, savcılar, avukatlar ve adliye personeli…

Yıllar içerisinde artan oranda, liyakatsizliği bir tarafa bırakın, okuduğunu anlama yeteneği dahi tartışmalı hale gelen yargı mensupları…

Hayatı boyunca ders kitabı dışında tek bir kitap okumadığını söylemekten çekinmeyen, hukuk felsefesinden ve hukuk sosyolojisinden bihaber sözde hukukçular…

En basit davanın dahi 3-5 yıl sürdüğü, ters dönmüş bir kaplumbağa gibi ilerleyen bir adalet mekanizması…

Bu mekanizmanın içinde adeta el freni konumuna gelmiş istinaf mahkemeleri…

Devletin adaletteki yavaşlığının ve acziyetinin bir itirafı gibi görülen, çoğu zaman güçsüzü daha da çaresiz bırakan arabuluculuk sistemi…

Cüppelerinin önü düğmelerle doldurulmaya çalışılan bir adalet düzeni…

Düşman ceza hukuku anlayışının, kanserli bir hücre gibi adliye koridorlarına yayılması…

Adalete güvenmediği için hukuk dışı yollara yönelmek zorunda bırakılan vatandaşlar…

Gözlerindeki bağı çözülmüş ama elleri o bağ ile bağlanmış, gözleri fal taşı gibi açık, elindeki teraziyi bir o yana bir bu yana savuran Adalet Tanrıçası Themis…

Ve tüm bunların ortasında; asgari ücretin dahi altında gelirle mesleğini sürdürmeye çalışan genç avukatlar…

Nasıl ki denizin olmadığı yerde kaptan-ı derya olunamazsa,
nasıl ki denizi olmayan bir ülkede kabotaj bayramının bir anlamı yoksa,

bugün hukuk devleti olmayı bırakın, kanun devleti olma vasfının dahi zedelenmeye başladığı bir ortamda,
5 Nisan Avukatlar Günü’nü kutlayan tüm dostlarıma, aileme, arkadaşlarıma ve meslektaşlarıma teşekkür ediyorum.

Saygılarımla.
Av. H. Cüneyt Ayata

BİR ANEKDOT

1990’lı yıllarda hukuk fakültesini bitiren genç bir arkadaşımız, hâkimlik-savcılık sınavını kazanarak Çanakkale’ye savcı olarak atanır.
Annesinin elini öper:

“Anne, ben hukuk fakültesini bitirdim, savcı oldum. Çanakkale’ye gidiyorum.”

Annesi saf ve temiz duygularla:
“Helal olsun oğlum, hayırlı olsun” diyerek uğurlar.

İki yıl sonra meslekten istifa edip Gaziantep’e döner:
“Anne, ben geldim, avukatlık yapacağım.”

Anne şaşkın:
“Oğlum bu diploma hem savcılığa hem avukatlığa mı yarıyor?”

Yıllar sonra tekrar mesleğe döner, bu kez hâkim olur.
Yine annesine gider:

“Anne, hâkim oldum.”

Anne yine dua eder ama aklındaki soru büyür…

Derken yıllar geçer, bu kez noterlik çıkar.
Mardin Derik’e noter olarak atanır.

Annesi artık dayanamaz:
“Oğlum, Allah’ını seversen söyle…
Bu nasıl bir diploma ki sen savcı oldun, hâkim oldun, avukat oldun, şimdi de noter oldun…
Başka ne işe yarıyor bu?”

Aslında bu hikâye bize şunu anlatır:
Hukuk fakültesi diploması sadece bir meslek değil;
birçok kapıyı açan, geniş bir vizyon sunan bir anahtardır.

BİR BAŞKA GERÇEK

Gaziantep Adliyesi’nde, 20 yıllık bir avukat ile 3 yıllık bir avukatın sohbeti:

Kıdemli avukat:
“Dilekçelerinde çok hata var, imla sorunların var. Dikkat ediyor musun?”

Genç avukat:
“Bilmiyorum üstat, nasıl düzeltebilirim?”

Cevap:
“Kitap okuyor musun?”

Genç avukat:
“Üniversitede okuduklarım dışında hiç okumadım…”

Maalesef bugün hukuk fakültesi mezunlarının büyük bir kısmının durumu budur.

NEDEN BU YAZI?

“Sen avukat değilsin, neden bu yazıyı yazdın?” diye sorabilirsiniz.

Haklısınız.

Ben, 2004-2017 yılları arasında Gaziantep Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü’nde hukuk servisinde görev yaptım.
Yıllarca avukatlarla, hâkimlerle, savcılarla iç içe çalıştım.
Ve beni avukat sanan herkese ben avukat değilim demekten çok yoruldum.

İki çocuk babasıyım.
Kızım hukuk fakültesini bitirdi, 2020 yılında avukat oldu.
Oğlum ise inşaat mühendisi olarak çalışıyor. 

Pandemi, deprem, ekonomik zorluklar…
Mesleğe yeni başlayan bir avukat olarak tüm bu sıkıntıları birebir yaşadı.

Ama yılmadı.
Çalıştı.
Sonrasında hayatını Ergün le birleştirdi
2024 de Nehir doğdu Anne oldu.
Hayata tutundu.

Ben de bir baba olarak onunla gurur duyuyorum.

SON SÖZ

Hukuk fakültesi diploması sıradan bir kağıt değildir.
Bir vizyon, bir sorumluluk, bir karakter meselesidir.

Bu mesleği daha nitelikli, daha saygın, daha güçlü hale getirmek hepimizin görevidir.

Tüm avukatların, meslektaşların ve geleceğin hukukçularının;
adalete inanan, liyakatli, vicdan sahibi bireyler olarak yetişmesini diliyorum

Hülasa 

Demokrasi çökerse hukuk çöker.
Hukuk çökerse adalet ölür.

Adaletin olmadığı yerde hukuk değil, güç konuşur.

Ve bugün gelinen noktada:
Bir ülke yalnızca hukuk devleti olmaktan değil,
kanun devleti olma vasfından bile uzaklaşabilir.

Adalet terazisi artık tartmıyor.
Savruluyor.

Themis’in gözleri açık…
Ama elleri bağlı.

Ve en tehlikelisi:

Toplum artık adalete inanmıyor.

Yazımı daha pozitif bir reveransla kapatmayı çok isterdim lakin Themis bile ağlar durumdayken ona ihanet edilemeyeceğini net bir dille noktaladım.. 

Nosyon ve misyon sahibi, mesleki etik kurallara sahip hukukun üstünlüğüne inanan, ve bu inanç bayrağını gelecek nesillere taşımaya ;

Hukuka, ahlaka, mesleğin onuruna ve kurallarına uygun davranacağıma namusum ve vicdanım üzerine andiçerim."
Yeminine yürekten sadakatla mesleğini bi hakkın icra edenlere 

Ekmek, su, aş bulmak gecikebilir.
Temele taş bulmak gecikebilir.
Devlete baş bulmak gecikebilir.
Adalet gecikmez tez verilmeli. 

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu nun sözleri eşliğinde 

selam sevgi ve saygılarımı sunuyorum..

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
Özhanlar Mobilya