İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat'ta İran'a askeri saldırı başlattı.
İran da İsrail'in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi.
Dünya kamuoyundan alınan duyumlara göre, Pazartesi İran ile ABD arasında yapılacak müzakerede, anlaşma oranının çok yüksek olduğu, İran’ın bazı tavizler vereceği yönünde düşünceler ortaya konulmuştu. İran’la ABD’yi karşı karşı getirip savaş çıkarmak isteyen İsrail’in, bu konuda ABD’ye ısrarla baskılar yaptığı, Netanyahu ile Tramp görüşmesinde tek konunun bu olduğu söylendi. Sonuç itibari ile ABD de İsrail’in istediğini kabul ederek, müzakerenin yapılmasını beklemeden İran’a saldırıyı başlattılar.
Devam eden bu saldırı, uluslararası hukuka ve uluslararası ilişkilerin temel normlarına aykırıdır. "Egemen bir ülkenin liderinin öldürülmesi ve rejim değişikliğinin kışkırtılması" hem insan hak ve hürriyetlerine, hem BM karalarına, hem de uluslararası literatüre uymamaktadır.
Bundan dolayı, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ve İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in öldürülmesinin kabul edilmesi mümkün değildir. uluslararası toplum, bu konuda tavrını açık ve net bir biçimde ortaya koyup diğer dünya devletleri ile ABD ve İsrail’in bir an evvel bu savaşa son vermelerini istemelidirler.
BM Güvenlik Konseyinin onayını almadan egemen ülkelere saldırmak, dünyada barışı istememek, uluslararası hukuku hiçe saymaktır.
Böyle hukuksuz, insan haklarına aykırı, BM Kararlarını hiçe sayan saldırılara karşı, tüm dünya devletlerinin birleşerek, dünyayı kan gölüne çevirmek isteyen, güç zehirlenmesi yaşayan eşkiyalara açık ve kesin bir dille “dur!” demeleri gerekmektedir. Aksi halde dünya, gücü gücü yetene eşkiyalığının hüküm sürdüğü yaşanılmaz bir hale dönüşecektir.
Ortada hiç bir gerekçe olmadan, “nükleer silah yapamazsın!” gibi uyduruk bahanelerle saldırılar başlatıp, sivil, çocuk, yaşlı, kadın demeden insanları katledeceksiniz. İlkokulu bombalayıp yüz civarında masum çocuğu öldüreceksiniz! Sonra da medeniyetten, demokrasiden, özgürlüklerden dem vuracaksın?… Bu mu sizin medeniyet, demokrasi ve özgürlük anlayışınız?
Bağımsız, üniter bir ülkenin devlet başkanını hem de dini lider olan saygın bir kişiyi şehit edecek, sonra da insan hak ve hürriyetlerinden bahsedeceksiniz; öyle mi?…
Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu demezler mi adama?…
Zulmün ve zalimin karşısında, özgür dünyanın ve İslam ülkelerinin birleşip dayanışması olmadığı sürece, bu tür eşkiyalıkların zaman zaman ortaya çıkacağını ve dünyada huzur bırakmayacağını unutmamak gerek…
Dünya; kendini evrenin jandarması zanneden, istediği ülkeye istediği zaman saldıran, tek kutuplu bir dünyaya dönüştürülmek istenmektedir. “Dediğim dedik, çaldığım düdük!” diyen bu haydutlardan, dünyayı kurtarmak için tüm dünya ülkelerinin ortak noktalarda uzlaşıp güç sarhoşu olmuş, şımarık ve ne yaptığını bilmeyen emperyalist ve siyonist zihniyetten kurtulmak zorundadır. Yoksa, kendini oyuncu, diğer ülkeleri oyuncak zanneden bu saldırganlar insanlığa zulmetmeye devam edeceklerdir.
Şehit Lider Ali Hamaney’e rahmet, İran halkına başsağlığı diliyorum.
Rabb’im, en kısa sürede dünyayı bu eşkiyaların zulmünden kurtarsın inşallah.
Selâm ve dua ile.
İş İnsanı
SAİT SALICI