Yavuzlar Dolmuşu Olmuşsun!
Varlıklı olmak başka şey, zengin olmak başka.
Bazen ikisini birbirine karıştırıyoruz.
Varlıklı insanın parası vardır. Konforunu yaşar, kalitesini bilir; ama bulunduğu ortamda arkadaşlarına, iş çevresine “Bakın, benim de var” deme ihtiyacı duymaz.
Zengin ise biraz farklıdır. Gösteriş meraklısıdır.
Marka giyer ama markanın logosunu tişörtün önüne öyle bir yerleştirir ki insan ister istemez sorar:
“Tişört mü giydin, Yavuzlar Dolmuşu mu oldun?”
Geçenlerde bir arkadaşımın bu benzetmesini duydum. Çok güldüm ama sonra düşündüm: Marka giymek başka, markayı insanların gözüne sokmak başka.
Gelelim “Bakın, benim de var” meselesine...
Hele bir de sahip olduğun şeyi, olduğundan daha değerli göstermeye çalışıyorsan...
Replika marka kullanıp “Bakın, benim de var” demek mesela.
Gerçekten markadan anlayan biri zaten onun replika olduğunu anlayabiliyor. Çünkü orijinal ürünlerin bilen gözün fark edeceği detayları var.
Yani “Bakın, benim de var” derken, bilen birine “Ben orijinalini ayırt edemiyorum” demiş oluyorsun.
Bir de ürün gerçekten orijinalse...
Hâlâ taksitlerini ödüyor olman, onu daha prestijli yapmıyor.
Çocuğun okul taksiti beklerken çantanın taksitini ödemek de ilginç bir öncelik meselesi.
Çünkü insanı çanta, saat, araba ya da marka büyütmüyor.
Sahip oldukların değil, sahip olduklarının seni nasıl bir insan yaptığı önemli.
Bir de şu araba meselesi var.
“Ferrari’si var.”
Eee?
Bana borcu var, ne olacak şimdi?
Hatta “Arabam güzel olunca insanlar bana daha çok saygı duyuyor” diyen bile duydum.
Ne zamandan beri insanın değeri oturduğu koltuğun markasına göre belirleniyor?
Belki de birbirimize araba, çanta ya da marka için değil; tavrımız, davranışımız, nezaketimiz, güvenilirliğimiz ve hayata kattıklarımız için değer vermeyi yeniden öğrenmeliyiz.
Çünkü herkesin pahalı şeylere sahip olma imkânı olmayabilir.
Ama isteyen herkesin güzel bir hayat kurma imkânı vardır.
İyi dostlar biriktirebiliriz.Güzel anılar biriktirebiliriz.Yeni hayatlar keşfedebiliriz.
Bir çocuğun hayatına dokunabilir, bir dostun zor gününde yanında olabilir, merak edebilir, öğrenebilir, dünyaya daha geniş bir pencereden bakabiliriz.
Bence asıl zenginlik burada başlıyor.
Çünkü bir gün çanta eskir.
Araba değişir.
Markanın modası geçer.
Ama hayatına kattığın insanlar kalır.
Seni gerçekten tanıyan, iyi gününde yanında olan, kötü gününde elini bırakmayan, başarılarını kıskanmadan sevinebilen kaç insanın var?
Belki de zenginlik tam olarak budur.
Hayatta seni gerçekten tanıyan ve seven dostlar biriktirdiğin kadar zenginsin.
Banka hesabını bilmiyorum.
Arabanı da merak etmiyorum.
Söyle bakalım, sen zengin misin?
— Madam Kulis