USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

ÖNCE AHLÂK VE MANEVİYAT

ÖNCE AHLÂK VE MANEVİYAT
16-04-2026

Hangi meslek sahibi olursanız olun, hangi işi yaparsanız yapın, öncelikle ahlak ve maneviyatınız yoksa başarılı olmanız mümkün değildir.
Bu ticarette de böyledir, memurlukta da böyledir, siyasette de bu böyledir.

Eğer siyasetin temelinde ahlak yoksa ülke ekonomisinin de başarılı olmasını beklemek hayalcilikten öte ne olabilir? Dilimizden düşürmediğimiz ahlak ifadelerini icraata dökemezseniz, yaptığınız işe ahlakla beraber yoğurmuyorsanız; ahlak anlayışınız ve insani tavrınız sorgulanmaya açık hale gelecektir.

İnsan beşerdir ve kandırılmaya müsaittir.
Medya yoluyla ve yahut başka algı araçlarıyla yönlendirilebilir ve kandırılabilir.
Ama bu kandırılmanın uzun süre devam etmesinin mümkün olmayacağını biliyoruz.
Çünkü bu durum hayatın akışına terstir.

Ahlakın bittiği bir ülkede adaletten ve adil paylaşımdan söz edebilir miyiz?
Hukuk ve adaletin aksadığı bir ülkeye yabancı sermaye gelir mi? Yabancı sermaye gelmediği gibi, var olan sermaye de güvenli limanlar aramak için ülkemizden çıkacaktır.

İster iş yeri yönetin, ister bir devlet kurumunu, ister bir holdingi ya da bir hastaneyi… Yönetiminizin temelinde ahlak ve maneviyat yoksa; o kurumların çökmesi kaçınılmaz olacaktır. Tabi ki yok olan, israf olan halkın öz sermayesidir.

Hakk’a ve halka rağmen yapılan hiçbir iş uzun vadede karşılık bulmaz.
Kişinin kıldığı namaz, tuttuğu oruç; eğer ahlakla bütünleşmiyorsa şekilcilikten öteye gitmeyecektir.

Ahlak tek başına yetmez, yanında mutlaka maneviyat da olması şarttır.

Merhum Erbakan Hoca “önce ahlak ve maneviyat” diyerek yola çıkmıştır.

Bu ikisi de yetmez.
Mutlaka adalet ve adil yönetim de bunun yanında olmalıdır.

Yalan haber yapan basın kuruluşuna ahlaklı denemez.
Nepotizm uygulayan yöneticiye de ahlaklı denemez.
Yeşili yok eden, şehri beton denizine dönüştüren, rant peşinde koşan belediye başkanına da ahlaklı denemez. Ramazan ayında her şeye zam yapan, deprem sonrası evleri fahiş fiyata kiralayan ev sahibine de ahlaklı denemez. Yaptığı inşaatta her türlü hileyi yapan müteahhit için “bu onun esnaflık anlayışıdır” denilemez.

Hayatın her alanında, yaptığımız işte ve aldığımız hizmette ahlaki değerleri aramalıyız ve uygulamalıyız.

Ahlaksız bir satıcıdan alışveriş yapılmamalıdır.
Bizi kandıran kim olursa olsun, ister ailemizden biri bile olsa, tatlı dille uyarılmalıdır.

Toplumun her katmanında ahlak ve maneviyat yerleşmezse, ardından adalet ve adil paylaşımı beklemek hata olacaktır. Ahlaktan yoksun bir nesilden, çabuk zengin olmak için biriktirdiği parayı almak uğruna insan öldüren bir katil çıkabilir.

TV programları ve ahlaksız yayınlar bir neslin ahlakını zedelemiştir. Bu dizi filmlere özenmenin sonucunda kaç çocuğumuz evden kaçmış ve erken yaşta yetişkin olmak istemiştir? Oysa onlar çocukluklarını yaşamalıydı. Maneviyatsız kalan bir nesil, maddeye tapan ve her şeyi mubah sayan bir nesil haline gelmez mi?

İffetin ne olduğunu bilmeyen, utanma duygusunu yitiren, maneviyatsız ve silik bir nesilden ülkeye ne fayda gelebilir?

Neden bütün buluşlar batı ülkelerinden geliyor? Bizim yetenekli gençlerimiz yok mu? Bu eğitim sistemi ve bu yaşam düzeni bizi zayıflatıyor mu?

Ahh Erbakan Hocam… Hayatımızın her alanında söylediğin sözler ne kadar doğruymuş. Yaşarken kıymetini bilemedik. Bari rahmetinden sonra kıymetini bilelim. O bile dilde kaldı, kalbimize inmedi.

Kendi iş yerimizde bile adalet sağlayamıyoruz ama dilimizde merhum Erbakan Hoca’nın sözleri hiç eksik olmuyor. Aslında kandırdığımız kendimizden başkası değil.

Hep güçlüden yana olduğumuz ve haklıyı görmezden geldiğimiz sürece, ne ahlakımız kalır ne de zenginliğimiz.

Burnumuz tezekten kalkmaz.

Herkes delisine sahip çıksın derdi babam…
Hepimizin çocuğu prenses, prens… Zeka küpü…

Böyle oldukça, yeni yeni bu tür olayları görmeye devam edeceğiz.

“Dayak cennetten çıkmadır!”
Evde, kışlada, okulda, karakolda dayağı geri getirmedikçe ıslah edemezsin deliyi…

Bugünkü katliamı yapan hayatta kalsa “suça sürüklenmiş” mi sayılacaktı?

Hani bir laf vardır: “aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık”… Tam da o hesap.

İşimize gelince “Burası polis devleti mi?” diyoruz; ama olay olunca “Nerede bu devlet?” diye feryat ediyoruz.

Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu…

Daha dün Kahramanmaraş’ta, önceki gün Şanlıurfa’da okulların içine kadar giren silah sesleri hepimizin yüreğini yaktı.

Ama olay olduktan sonra herkes uzman kesiliyor.

Veli Haklı Çıkmaya Çalışıyor!

Eskiden öğretmen “eti senin kemiği benim” diye emanet edilirdi.
Şimdi veli öğretmene hesap soruyor.

“Benim çocuğuma niye öyle dedin, niye düşük not verdin?” diyerek okula dayanıyor. Öğretmeni kendi isteğine göre şekillendireceği bir memur sanıyor.

Öğretmen artık ders mi anlatsın, veliyi mi idare etsin, yoksa güvenliğini mi düşünsün?

Eğitim, velinin keyfine göre şekillenirse orada ne saygı kalır ne huzur.

“Eti senin kemiği benim” devri bitti, doğru. Ama bu, öğretmeni değersizleştirmek anlamına gelmez.

Bakanın Yüzü Güler mi, Kızarır mı?

Televizyonu açıyoruz, bakan açıklama yapıyor.
Hemen diyoruz ki: “Bak bak, hiç yüzü kızarmıyor!”

Adam yere baksın, bu sefer “utancından bakamıyor” diyoruz.

Yani niyetimiz üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek.

Çözümü değil, yüz ifadesini tartışıyoruz.

İşin özü şu:

Okul, mahallenin en güvenli ve en huzurlu yeri olmalıydı.

Ama biz ne yaptık?

Polisi “baskı” gördük ama ihtiyaç olunca ilk onu aradık.
Öğretmeni değersizleştirdik.
Şiddeti bir hak arama yöntemi gibi görüp okulun içine kadar soktuk.

Sonra da “Devlet nerede?” diye sorduk.

Devlet oradaydı. Biz kuralları eğip büktük.

Kısacası, kendimize çeki düzen vermedikçe hiçbir sistem huzur üretmez.

İki gündür okullarda yaşananlar gerçekten çok ağır… Yürek dayanmaz.

Toplum olarak şunu yeniden düşünmek zorundayız.

Ana babanın görevi sadece beslenme çantası hazırlamak değildir. Çocuk ahlaki değerlerini evde öğrenir. Saygı, sevgi ve sınır bilinci ailede başlar.

Aile her şeydir. Herkes kendi çocuğuna sahip çıkmalıdır.

ÖNCE AHLÂK VE MANEVİYAT

SON SÖZ

Vatanı korumak, çocukları korumakla başlar.
— Mustafa Kemal Atatürk

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
Özhanlar Mobilya