Gaziantep’in kadim sokaklarında yetişmiş, bu şehrin ruhunu iliklerine kadar taşıyan bir isimdi Ragıp Güzelbey… Hayatının her safhasında iz bırakan, dokunduğu her alana değer katan, ardında yalnızca eserler değil; hatıralar, emekler ve derin bir iz bırakarak aramızdan ayrıldı.
Gaziantep Akyol İlkokulu’ndan mezun oldu (1961). Yine Gaziantep’te iki yıl ortaokul eğitimi aldıktan sonra İstanbul Site Koleji’ne devam etti ve mezun oldu (1969). Üniversite eğitiminde ise Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden diş tabipliği diplomasını aldı (1975). Üniversite eğitiminin hemen ardından Türk Hava Kuvvetleri’nde yedek subay olarak vatani görevini yerine getirip 1976 yılının sonunda terhis oldu.
Eğitim hayatının ardından bir diş muayenehanesi açtı. Ancak çalışmaya bile başlamadan devrederek, ağabeyiyle kurduğu inşaat şirketinde çalışmaya başladı. Daha sonra yine ağabeyiyle birlikte kurduğu ve bugün hâlâ aktif olarak faaliyet gösteren, ev mutfakları alanında önemli bir marka olan Mopa Mutfak’ta yönetim kurulu üyesi olarak görev aldı. 2016 yılında ise Bulgaristan Sofya Üniversitesi’nde Liderlik ve Yönetim alanında yüksek lisans eğitimini tamamladı.
Onun gastronomiye olan ilgisi ise çok daha eskiye, 1960’lı yılların sonuna dayanır. Yatılı olarak eğitim aldığı kolejin yemeklerine alışamamasıyla başlayan bu serüven, zamanla bir tutkuya, ardından bir yaşam biçimine dönüştü. Gaziantep Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Aşçılık Programı’nda iki yıl boyunca ders verdi. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitim Merkezinin aşçılık kurslarının kurucuları arasında yer aldı. Bu merkezde hem eğitim verdi hem de yönetim kurulu üyesi olduğu şirket aracılığıyla destek sağladı.
2013 yılında Gaziantep’te kurulan Mutfak Sanatları Eğitim Merkezi’nin (MUSEM) kuruluşunda aktif rol aldı, kurucu koordinatörlüğünü üstlendi ve hatta bu merkezin isim babası oldu. Bu süreçte yurt içinde ve yurt dışında birçok platformda Gaziantep ve Türk mutfağının tanıtımı için eğitim faaliyetleri yürüttü. Yine birçok yeme-içme işletmesine danışmanlık yaptı. Gaziantep’in 2015 yılında gastronomi alanında UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na dâhil olmasında da aktif rol oynadı.
2008 yılında başlayan “Olsa da Yesek” isimli 66 bölümlük yemek programını sundu. Bunun yanı sıra ulusal ve yerel birçok televizyon kanalında 100’ün üzerinde programa katıldı. Günümüzde ise Bein Gurme Türkiye kanalında yayınlanan “Gaziantep Mutfağı” programını Doğa Çitçi ile birlikte sunmaktaydı. Yayınlanmış beş kitabı bulunan Güzelbey’in iki kitabı İngilizce olarak da okurlarla buluştu; ayrıca üzerinde çalıştığı iki kitabı daha vardı.
Fatma Rezzan – Mehmet Ragıp Güzelbey Çocuk Üniversitesi Keşif Kampüsü’nün etkinliklerine katılarak; bilime meraklı, teknolojiye sevdalı öğrencilerle, öğretmenlerle ve velilerle bir araya gelmesi de onun eğitime ve geleceğe verdiği önemin en somut göstergelerinden biriydi. Bu ülkenin yarınlarına duyduğu inancı her fırsatta dile getirirdi.
Ragıp ağabey, has Antepliydi… Öyle ki saçının telinden tırnağının ucuna kadar.
Kişilikliydi, asildi, onurluydu, özgüvenliydi, iyilikseverdi.
Kuralcıydı, detaycıydı, temizdi, disiplinliydi… Ve her şeyden anlardı.
Diş hekimiydi ama bu yönünü çok az insan bilirdi. Mobilya sektörüne Mopa Mutfak’ı kurarak girdi; bunu da yine çok az kişi bilirdi. En mahir Antep kadınından daha becerikli, Güneydoğu ve Gaziantep mutfağının adeta anatomisini çözmüş bir ustaydı. Kebabın her türünü bilir, MUSEM’in kuruluşunda her detayda onun emeği, parmağı ve bilgi birikimi hissedilirdi.
Gaziantep için “gastronomi” denildiğinde birileri öne çıkar elbette… Ama bana göre bu şehrin en büyük enerji kaynağı Ragıp ağabeydi. Şüphesiz sonrasında Doğa Çitçi gelir. Onun bile “ustam” dediği, saygıda ve sevgide kusur etmediği bir ağabeydi, bir babaydı.
İlerleyen yaşına rağmen Gaziantep ve mutfağı onun için her şeydi. Bodrum’dan Marmaris’e, İstanbul’dan Antalya’ya kadar birçok oteller zincirinin executive chefleri, Ragıp ağabeyden adeta icazet alarak menüler hazırlardı. Buna bizzat şahidim.
Bazen onu daha erken tanımadığım için hayıflanırım… Ama şu var ki, 10-15 yıllık yol arkadaşlığımızda, abi-kardeşliğimizde ondan çok şey öğrendim. Yeri geldi saygı duydu, yeri geldi sevgi gösterdi, yeri geldi uyardı, destek oldu. Ben de bir gün olsun “of” demeden, ne sorunu olursa koşmaya, ilgilenmeye çalıştım.
Son bir yıldır o melun hastalıkla, kanserle mücadele ediyordu. Levent Elbeyli ağabeyimle ve Doğa Çitçi kardeşimle birlikte süreci yakından takip edip destek olmaya çalıştık. Ama maalesef… Çaresiz kaldık.
Çok ümitliydi…
Çabalıyordu, çırpınıyordu…
“Yeneceğim bu hastalığı” diyordu…
Ama olmadı…
Yenildi…
Bizi, Rezzan ablayı ve onu seven herkesi yalnız bıraktı.
Kutlu tinin şad, mekânın uçmağ olsun Ragıp ağabey…
Güzelbey ailesinin o güzel, mümtaz insanı…
Seni hep seveceğiz.
Seni anılarımızda yaşatacağız.

KEMAL İLETEN 2 ay önce
BANA ABİDEN ÇOK GERÇEK BİR DOST, NADİDE BİR İNSANDI. RAHATSIZLIĞINDAN HABERDARDIM FAKAT BU KADAR ÇABUK ARAMIZDAN AYRILACAĞINI TAHMİN ETMEMİŞTİM. ONU ÇOK ÖZLEYECEĞİM, ÖZLEYECEĞİZ.
SEVDİKLERİNE SABIRLAR DİLİYORUM.
GÜLE GÜLE MUHTEŞEM RAGIP ABİM