Fatih Gözüaçık

Fatih Gözüaçık

HER YAZ BİR ÖNCEKİ YAZDAN DAHA SICAK OLUYOR.

Her yıl bir önceki yıldan daha sıcak oluyor. En son İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre 2022 yılının dünyanın en sıcak yıllarından biri olacağı tahmin ediliyor. Bu durum Türkiye içinde farklı değil. Yine orman yangınları, yine sel ve taşkınlar, ekstrem sıcaklıklar ve daha başka doğal problemler. Son yılların en sıcak aylarını yaşıyoruz. Birçok ilimizde sıcaklık rekorları kırılıyor. İstanbul’da mayıs ayında 95 yılın en sıcak günü yaşandı 33,5 derece ile.


         
     Son yılların en sıcak aylarını yaşıyoruz. Yaz ayı bitmeden rekor sıcaklıklar peş peşe geliyor. Birçok ilimizde sıcaklık rekorları kırılıyor. İstanbul’da mayıs ayında 95 yılın en sıcak günü yaşandı 33,5 derece ile. Bu durumun doğal bir sonucu olarak da kuraklık kaçınılmaz oluyor. Aslında kuraklık ve çölleşmede doğal süreçler de etkilidir ancak, insan etkisine bağlı olarak oluşan küresel ısınma ve iklim değişiminin önemli etkilerinden birisi olduğu da yadsınamaz bir gerçektir. Küresel iklim değişiklikleri sonucu mevcut iklim kuşaklarında kaymalar, sıcaklıklarda görülen uç değerler yaşanabilmektedir. Bu durumun, insanlar, bitkiler ve hayvanlar canlıların üzerinde olumsuz etkileri büyüktür. Hayvanların göç etmesi biyoçeşitliliğin azalması, su sorununun yaşanması, erozyonun artması bizi bekleyen en büyük sorunlar arasındadır. Yağış dağılışındaki değişim nedeniyle bazı bölgelerde yağış miktarlarında geçmişe göre azalmalar görülmeye başlanmıştır. Sıcaklık artışı ve yağış miktarlarında düşme olarak adlandırılan kuraklık çölleşme tehlikesini beraberinde getirmektedir. Türkiye’de şu an için çöl yok ama kuvvetle muhtemel ki ilerleyen yıllarda özellikle Konya ve çevresi çöl olmaya en büyük adaydır. Çölleşmenin nedenleri; İklim değişikliği sonucu yaşanan kuraklık, bitki örtüsünün tahrip edilmesi, nüfus artışı ve su kaynaklarının fazla tüketimi, yanlış tarım ve sulama uygulamaları, aşırı otlatma olarak sıralayabiliriz ki bunların hepsi insan kaynaklı etkiler içerisindedir. Çölleşme sonucunda su kaynaklarının kuruması, bitki örtüsünün tahribi, erozyon ve biyoçeşitliliğin azalması gibi doğal ortamdaki bozulmanın yanında yaşam kalitesinin düşmesi, kıtlık ve göç gibi sosyoekonomik sorunlar da ortaya çıkar. Günümüzde yaklaşık 300 milyon insan çölleşmeden etkilenirken 1 milyar kişi de çölleşme riski altındadır. Kuraklık ve çölleşmenin ülkemize de etkileri büyüktür. Geçen yılı hatırlayalım; Türkiye’nin ikinci büyük gölü olarak bildiğimiz Tuz gölü yağış yetersizliği ve uygulanan yanlış politikalar sonucu kuruma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Sularının büyük çoğunluğu çekilmiş göl kıyısında yaşayan flamingolar toplu şekilde ölmüşlerdir.

     Maalesef Türkiye 10 yıllar sonra su kıtlığı yaşayan ülkeler arasına girecek. Peki bu durumun önlenmesi için neler yapılıyor? Ulusal çapta bir seferberlik başlatıldı mı? Bence iklim değişikliği ve susuzluk konusunda bir nebze olsun bilinç oluştuysa da bunun yeterli olduğunu düşünmüyorum. Bu problemin çözümü için çabalamak hepimizin birincil görevleri arasındadır. Yerel ve ulusal çapta sürdürülebilir doğa ile uyumlu çevre politikaları izlemek zorundayız, buna mecburuz. Bizden sonraki nesillere daha yaşanılacak bir ülke bir bırakmak istiyorsak su israfını önlemeli, orman tahribatının önüne geçilmeli, yanlış tarım politikalarından vazgeçmeli, fosil yakıt kullanımının sınırlandırılarak çevreci enerji kaynakları kullanmalı, çevremizi koruyup kollamalıyız.

Yorum yap

Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Gaziantep Hakimiyet Gazetesi ve hakimiyetgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin