Merve Tanrıöver

Merve Tanrıöver

ÖLEN İNSANLIĞIMIZ

Yanı başımız da,coğrafyamızda insanlar öldürülüyor,sağ kalanlar göçe zorlanıyor.Ufacık bir azınlığın ihtirasları için milyonlar feda ediliyor.Hiç bir zaman kurulamayacak olan büyük İsrail projesinin mimarları ellerindeki kuklaları oynatadursun uyuşturdukları beyinler de halen uyanamıyor..
Üzülüyorum...

Evinde sıcacık beşiğinde uyuması gerekirken, Bodrum kıyılarında minicik ölü bedeni sahile vurmuş olan BEBEKLER için üzülüyorum.

Memleketin her köşesinden her gün haberleri gelen, içimizi kanatan ŞEHİTLERİMİZ için üzülüyorum.

Halen insanların geri kalmışlığın göstergesi timsali  Kürt-Türk-Alevi-Sünni…diye ayrıştırmalarına ve birbirlerine karşı olan nefretlerine üzülüyorum.

Okuduğum her haberde, izlediğim her programda şiddet görmekten, ölüm görmekten, savaş görmekten, yıkım, açlık, sefalet görmekten dolayı üzülüyorum.

Kadını cinsel bir obje olarak kullanmaktan  utanmayan,şiddet uygulayan, katleden,insan olduğunu görmezden gelen mağara adamlarının bu yüzyılda da yaşamasına,neslinin tükenmemesine üzülüyorum.

Gençlik yıllarının en güzel dönemlerini dershanelerde, kitaplarla boğuşarak geçiren,sınavdan sınava koşan,onca zahmetten sonra eline aldığı diplomasının hezimetini yaşayan,torpillilerin altın çağının yaşandığı dönemde var olmanın bahtsızlığını taşıyan gençlerimize üzülüyorum.

Allah ile kul arasına girme cüretini gösteren,dini ahlaksız emellerine alet eden,baş örtüsünü kutsallığından,saflığından çıkarıp paçavraya çeviren,belki de İslam’ın en çok yara aldığı bir dönemde, çakma din alimlerinin varlığına üzülüyorum.

Ama benim en büyük üzüntüm;
Yanı başında hatta kapı komşusunda yaşanan dramlara felaketlere ilgisiz duyarsız kalıp ”bana değmeyen yılan bin yıl yaşasın” felsefesiyle kocaman at gözlükleriyle dolaşan, okumayan,düşünmeyen,görmeyen çoğunluğun hepimizi felakete sürükleyişine üzülüyorum.

En temel İNSANİ ihtiyaçların, duyguların olması gerektiği konularda bile insanların empati yapmaması, ve bu olaylarda dahi bile SİYASET yapmaları, birbirlerini, başkalarını suçlaması, biraz duyarlı olanların sadece klavye başında 2-3 kelime yazıp, bazı fotoğrafları paylaşması ama, her söylem her paylaşımda nefret, küfür, vahşet söylemlerinde bulunmaları, kendileri deva olmak yerine hep başkalarının bir şeyler yapmasını beklemeleri...

Bunları yapanların kendilerini bir gruptan görüp kendisi dışında başkasına yapılanları görmezden gelmesi, hatta ve hatta ne iyi olmuş şeklinde karşısındakinin düşkünlüğüne, acizliğine sevinmeleri...

Başka bir tarafta ise hala magazin, spor, yarışma, tartışma, eğlence programlarının son gaz devam etmesi, bu ortamda dahi insanların! vur patlasın çal oynasın, bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyerek kendi renkli hayatlarına hiçbir şey olmadan devam ediyor olmaları...

Ve maalesef ki bunları gördüğüm ülkenin İslam ülkesi olup, çoğunluğunun Müslümanlardan oluşuyor olması, ama gerçek Müslümanlık ile hiçbir alakası olmaması;  bunları gördüğüm ülkenin Türklerden oluşup gelenek-görenek-örf-adet ve tarih gibi değerlerden bihaber olmaları, en önemlisi ise her şeyi bir kenara bıraktığımız yerde bile  bu ülkede artık İNSAN kalmadığını gördüğüm için
ÜZÜLÜYORUM

GÜNÜN SÖZÜ

Hayat merdivenlerini çıkarken, insanlara iyi davranalım. Çünkü inerken gene aynı insanlara rastlayacağız.
Cenap Şehabettin

TEBESSÜM

Temel bir gün arabaya binmiş, uzunca bir yola çıkmış. Tam varacağı yere 2 saatlik yolu kalmış sağda bir levha görmüş : “Yavaşla 80 km” Temel hemen hızını 80 km’ ye düşürmüş. Biraz daha ilerlemiş “Yavaşla 50 km” yazıyormuş. Temel hızını bu seferde 50 km’ ye düşürmüş. Az ileride “Yavaşla 20 km” levhasını görünce Temel hızını yine düşürmüş. İyice meraklanmaya başlamış, acaba kaza falan mı oldu diye. Bir süre daha gittikten sonra karşısında yeni bir levha: ” YAVAŞLA’ YA HOŞ GELDİNİZ ”

Yorum yap

Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Gaziantep Hakimiyet Gazetesi ve hakimiyetgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin