Merve Tanrıöver

Merve Tanrıöver

GURBETÇİLERİMİZE MERAK ETTİK, SORUYORUZ…

Yurt dışında memleket hasretinden bahsedip memlekete geldiğinizde neden ilgisiz davranıp, küçümseyip dudak büküyorsunuz?

Sanki bu toprakların insanı değilmiş gibi  artist artist dolaşıp neden uzaylı gibi davranıyorsunuz?

Yurt dışında yere sakız  atmanın dahi büyük suç olduğunu çok iyi bilip,uygulayıp, iş kendi ülkenize gelince neden çöplerinizi havalarda uçuşuyorsunuz?

Toplu alanlarda mekanlarda yüksek sesle konuşmak,kahkaha atmak bağırmak ,dikkat çekmeye çalışmak size ne kazandırıyor? İnsanların öfkeli bakışı sizi rahatsız etmiyor mu?

Ülkenin içinde bulunduğu sıkıntılı ekonomik göstergelere rağmen gıcıklık yapar gibi” Aaaa her şey sudan ucuz…”sözleri neden ağzınıza sakız olmuş? Bu saçmalıklarla ne yapmaya çalışıyorsunuz?

Kırşehir’in köylüsü Mehmet,Hasan, Fadime iken neden insanların yoğun olduğu yerlerde bağıra bağıra yabancı dilde konuşuyorsunuz? İnsanların sizin ne olduğunuzu,turistlerden farkınızı göremiyor mu sanıyorsunuz?

Baştan ayağa özellikle  yazılı marka kıyafetlerle kimlere ne ispatlamaya çalışıyorsunuz?

Parmak arası terlik içine uzun spor çorap giyerek ne yapmak istiyorsunuz?

Yüz kilo ile mini şortlar,taytlar,göbeği açık tişörtler giymek Avrupa’da ne anlama geliyor?

Saç şekilleriniz neden  hep çok komik ve eğreti duruyor?                         

Yurt dışında zor şartlar altında kazandığınız paraların burada değer bulması ile neden kendinize üst tabaka rolleri biçiyorsunuz?
Sizin gelişinizi dört gözle bekleyen esnafa neden kaba davranmayı marifet sayıyorsunuz?

Avrupa’nın çoğu ülkesinde bedava olan eğitim şansını neden kullanmayıp gerçek bir batılı gibi olamıyorsunuz? Araf ta kalmak sizi rahatsız etmiyor mu?

Sahi siz ülkenizi,insanlarınızı yurt dışında en iyi nasıl temsil ederim,gelince de en güzel şekilde nasıl davranıp faydalı olabilirim endişesi yaşamıyor musunuz?

HAMİŞ; Sözümüz genel şikayetleri kapsayıp istisnalar başımızın tacıdır diyoruz..

GÜNÜN SÖZÜ

En güçlü iki savaşçı sabır ve zamandır.

TEBESSÜM

İstanbul’a gurbete giden Erzurumlu, dönüşte karısına İstanbul’lu hanımların, akşam eve dönen kocalarını, kapıda nasıl karşıladıklarını “Hoş geldin kocacığım, üşümüşsün, yorulmuşsun!” gibi kibar, nazik laflar ettiklerini anlatmış. Belli ki o da karısının kendisini öyle karşılamasını istiyormuş….
Aksam eve gelmiş, kar, tipi, soğuk, karısı kapıyı açmış :
-Uy kocacığım, it gibi titriyisen…
**
Papaz ölmek üzere olan adamın üzerine eğilerek:
“Ölmeden önce şeytanı ve onun kötülüklerini lanetle” der.
Ancak adamdan ses çıkmaz.
Papaz tekrar:
“Ölmeden önce şeytanı ve kötülüklerini lanetle”
Ama adamdan yine ses çıkmaz.
Papaz iyice kızmış bir şekilde:
“Neden şeytanı ve kötülüklerini lanetlemiyorsun be adam?”
“Nereye gideceğimi bilmeden kimse hakkında yorum yapmak istemiyorum!”

Yorum yap

Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Gaziantep Hakimiyet Gazetesi ve hakimiyetgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin