Narin Demirci

Narin Demirci

DOĞU'NUN PARİS'İ GAZİANTEP MALATYA'YI ÖRNEK ALMALI


'Serbest Kart'ı olan bir gazeteciyseniz toplu taşıma araçlarına binerken tedirgin oluyorsunuz. Eliniz ayağınız titriyor. Bela 'Geliyorum' diyor zira her seferinde. Çünkü şoförler belayı çağırırcasına suratınıza ters ters bakıyor ve kendi kendine söyleniyor. Elinden gelse size orada iki tokat bile patlatabilir mazallah. Tokat patlatamadığından ötürü içi içini yiyen şoför bu kez sözle sataşmaya başlıyor. Hiç unutamadığım bir olaydı mesela Gaziantep'teki bir AVM'de habere giderken yaşadığım sıkıntılı durum. İki yıl önceydi. Otobüse bindim. Eyvahhhh. Cihazdan 'Serbest' anonsu geldi. Sen misin serbest kart kullanan? Şoför başladı veryansın etmeye. Binerken AVM'den geçip geçmeyeceğini sordum diye alışverişe gittiğimi düşünerek, kulağıma doldura doldura yanındakine, "Bakk bakk! AVM'de haber var sanki" demeye başladı. "Evet. AVM'de haber var. Sizin için bir mahsuru mu var?" dedim. "AVM'de haber mi olur?" diye çıkıştı. Bilmeden yorum yapan kadar cahil insan yoktur diye düşünürüm hep. Bu şoför de onlardan biriydi belli ki. "İsterseniz siz de gelin habere. Fotoğrafını çekersiniz" dedim ama uzatmadık.

Böyle saçma sapan olaylara maruz kalabiliyorsunuz serbest kart taşıyan bir gazeteciyseniz. Hatta "Hele şuna bakın. Bunun neresi engelli?" diyenler bile oluyor. Serbest kart taşıyan kişilerin sadece yaşlı ve engelliler olabileceğini düşünenler de var haliyle. Aslında 'Sarı Basın Kartı' sahibi gazeteciler, toplu taşıma için kullanılan 'Serbest Kart' çıkarmak ve onu kullanmak zorunda değil. Çünkü Türkiye'nin her yerinde geçerli Sarı Basın Kartı. Dolayısıyla her gittiğimiz il için ayrı 'Serbest Kart' çıkartıp, kart ücreti vermek zorunda değiliz. Ki o ilde yaşamıyorsanız geçici olarak gittiğiniz bir şehirde kart çıkarmak da mantıksız zaten. Gazeteciler sadece Sarı Basın Kartı'nı gösterip geçebilir doğal olarak. Gazetecilerin serbest kart taşımasındaki tek maksat, kendini bilmez şoförlerle tartışmak istememesinden kaynaklanıyor yalnızca.  

Sarı basın kartını gösterip geçme olayı Gaziantep'te mümkün olmuyor ne yazık ki. Tabi tramvaylar hariç. Tramvayda sıkıntı yaşanmıyor ama diğer bütün toplu taşıma araçlarında problem büyük. Gaziantep Türkiye'nin 6'ıncı büyük kenti, bir metropol fakat bazı noktalarda o kadar geri kalmış ki hayretler içerisinde kalıyorsunuz şahit olunca. Doğu'nun Paris'i deniyor ama serbest kartınız olmadan sadece Sarı Basın Kartı'nı göstererek toplu taşıma araçlarına binmeyi bir deneyin bakın neler oluyor? İşte gerçek Paris'le o zaman yüzleşiyorsunuz. Şoföre diyorsunuz ki, "Biz bu kartla trambüse de, tramvaya da hatta İstanbul'da vapura da binebiliriz." Şoför size dönüyor ve diyor ki, "Gidin İstanbul'da gazetecilik yapın o zaman."

Sarı Basın Kartı'nız da olsa eğer serbest kartınız yoksa Gaziantep'teki şoförlerden adeta maçtaki oyuncular gibi sarı kart görüyorsunuz ve otobüsten indiriliyorsunuz. Keza o kadar yaşadık ki bu sorunları. Tesadüfen Serbest Kartı'nızı evde unutmuş olsanız, Sarı Basın Kartı'nız işe yaramaz Gaziantep'te. İndiriverirler otobüsten. Kalakalırsınız.

Kahramanmaraş'ta da benzer bir durum söz konusu. Arada çok bir fark yok ama Gaziantep kadar feci durumda değil. Ancak Malatya bir başka. Hatta bambaşka. Sarı Basın Kartı kültürü yerleşmiş bir kent. Yıllardır da öyle. Ara sıra giderim Malatya'ya. Memleketim sayılır. Çünkü gönlümün bir parçası hep orada kaldı mezun olduktan sonra. Ondan dolayı ara sıra oraya kaçarım ruhumu dinlemek istediğimde. Her gittiğimde de bir kez daha hayran kalmış olarak dönerim. Bu sefer de Sarı Basın Kartı kültürüne hayran kalarak döndüm. Büyükşehir Belediyesine bağlı sarı belediye otobüsleri ve mavi özel halk otobüsleri var Malatya'da. Ve hangisine binerseniz binin şoförlerle sıkıntı yaşamazsınız. Şoförler size dönüp, "O ne kartı? Biz bu kartı tanımayız. Gidin İstanbul'da gazetecilik yapın" demez mesela. Üstelik de serbest kartınız olmadığı halde. Sadece Sarı Basın Kartı'nızı gösterir geçersiniz. Oraya gittiğimde sürekli toplu ulaşım araçlarını kullandığım ve sık sık bindiğim halde saygısız tek bir şoförüne denk gelmedim. Aksine o kadar nezaketliler ki kelimelerle ifade edemeyeceğim. Malatya Büyükşehir Belediyesi bu noktada şoförlerine nasıl bir eğitim veriyor bilemiyorum ama bu işi yıllardır hakkıyla başarıyor. Özellikle Doğu'nun Paris'i olarak adlandırılan Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin ve akabinde Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi'nin, Malatya'yı bu noktada örnek alması şart. Paris de olsanız, alamet-i farika da olsanız, sıfatlar icraata geçmeden hiçbir anlam ifade etmiyor zira.

Yorum yap

Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Gaziantep Hakimiyet Gazetesi ve hakimiyetgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin