Merve Tanrıöver

Merve Tanrıöver

BAKi KALAN BU KUBBEDE…

“Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal
Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş..”
Bâkî

(Bu âleme Hz. Davud gibi bir ses bırak¸ çünkü bu dünyada kalıcı olan güzel bir sestir.)

Bir adamcağız kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli'nin dergahına kurban olarak bağışlamak ister. O zamanlar dergahlar aynı zamanda aşevi işlevi görüyormuş.

Durumu Hacı Bektaş Veli 'ye anlatır ve Hacı Bektaş Veli helal değildir diye bu kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam Mevlevi Dergahına gider ve aynı durumu Mevlana 'ya anlatır. Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder. Adam aynı şeyi Hacı Bektaş Veli'ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmediğini söyler. Mevlana 'ya bunun sebebini sorar. Mevlana şöyle der:

- Biz bir karga isek Hacı Bektaş Veli bir şahin gibidir, öyle her leşe konmaz, o yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.

Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş Dergahı'na gider ve Hacı Bektaş Veli'ye  Mevlana'nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı
Bektaş Veli'ye sorar.Hacı Bektaş’ da şöyle der:

- Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise, Mevlana'nın gönlü okyanus gibidir. bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez, bundan dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir der.

Ölüm, dünya hırslarının söndüren bir rahmet uyarısı olmalıdır.

Ne kadar umursamaz görünsek de,her geçen dakika  ölüme hızla yaklaşıyoruz. Başkalarına değer biçtiğimiz ölüm bizleri her an yakalayabilir. Kim bilir o an, belki de şu andır ya da bize çok yaklaşmıştır. Ölüm insana bu kadar yakınken, kişinin gaflet içinde hayatına devam etmesi, freni kopmuş bir kamyonun hızla üstüne geldiğini gördüğü, çarpıp onu parçalayacağını bildiği halde imkanı varken önünden çekilmemesine benzemektedir.

Bir gün öleceğimizi, bedenimizin toprağın altına gömüleceğini, üzerimize toprak atan tanıdıklarımızın, sevdiklerimizin bizi toprağa gömdükten sonra mezarımızın başından ayrılıp günlük işlerine devam edeceklerini, sahip olduğumuz her şeyin ölümümüzle birlikte yok olacağını düşünüyor muyuz?

Ölümümüzden sonra bizi nasıl bir hayatın beklediğini hiç düşünüyor muyuz? Çevrenize bir bakın; gördüğünüz tüm insanlar, arkadaşlarınız, akrabalarınız kısaca dünya üzerinde var olan her insan, daha önce yaşamış milyarlarca insan gibi mutlaka öleceklerdir. Bu kaçınılmaz gerçeği unutmak insanın düşebileceği en büyük gafletlerden biridir. Oysa ölümü uzaklaştırmaya asla güç yetiremeyecek olan insan, bilemeyeceği bir zamanda ve yerde ve herhangi bir nedenle mutlaka ölecektir.

Bu nedenle insan çok yakında öleceğini sürekli aklında tutmalı ve ahrette pişman olmamak için yaşamını yeniden  gözden geçirmelidir.

Genç, yaşlı, zengin, fakir demeden ölümün her insanı, her zaman ve her yerde bulduğunu bilmek, bu dünyaya bağlanmamanızı ve asıl olarak ölümden sonraki sonsuz hayata hazırlık yapmanız gerektiğini anlamanızı sağlamalıdır. Unutmayalım ki, her ne sebeple olursa olsun mutlaka bir gün ölecek ve Allah’ın huzurunda hesap vereceğiz.

“Kâmil odur ki koya dünyada bir eser
Eseri olmayanın yerinde yeller eser..”

GÜNÜN SÖZÜ

Ölüm, ölümsüzlüğe giden yolun başı. Neyleyim öte yanda faydasız arkadaşı. Milyon sene gülsem, milyon sene ağlasam, Hakk yolunda olmadıkça neye yarar gözyaşı.
Hz.Mevlana

TEBESSÜM

Temel'in babası vefat eder..Cenazeye gelen bir aile dostu Temel'e sorar:
-Nasıl oldu?
Temel: 30. kattan aşağı düştü..
-Vah vah desene feci ölmüş..
Temel:Yok yok öyle ölmedi, tam yere düşecekken manavın tentesine çarpıp tekrar yükseldi..
-Vah vaahh! Daha şiddetli çakıldı o zaman.
Temel: Yok! Karşıdaki kasabın tenteden zıpladı bu sefer karşı binanın çatısına..
-Demek çatıya çarpıp öldü.
Temel: Yok ya! Çatıdan yuvarlanıp elektrik tellerine gitti.
-Deme ya çarpıldı o zaman..
Temel: Yok canım teller yaylandı babamı 200 metre yukarı fırlattı.
-200 metreden yere çakıldı öyle mi? Yazık..
Temel: Yok ya yine en baştaki bakkalın tenteye..
-Orda mı öldü?
Temel: Yooo... Ordanda yine kasaba,,
- En sonunda bunalan adam Temel' bağırarak sordu: Ulan nasıl öldü bu adam?
Temel: Baktık durmuyo..Vurduk!
**
Adamın biri bir gün bahçesinde otururken Hayvan dışkısından top yapan bir böceği görmüş, böcek pisliği ayakları ile yuvarlayarak giderken içinden şöyle geçirmiş:
- Ey Allahım! Her şeyi çok güzel çok hoş yaratmışsın da, şu böceği sırf pislikle uğraşsın diye mi yarattın?
Aradan bir kaç ay geçmiş adam umarsız bir hastalığa yakalanmış.
Derdine kimseler çare bulamamış.
En sonunda bilge bir doktor ''Bak demiş bazen bahçelerde gezen bir böcek olur ayakları ile pislik yuvarlar işte o yuvarladığı pisliklerden 40 gün boyunca aralıksız yiyeceksin" demiş.
Adam 40 gün boyunca o pislikleri yemiş ve iyileşmiş. Aradan yıllar geçmiş aynı adam gemiye binmiş ve denizin ortasında çok büyük fırtınaya yakalanmışlar. Herkes bağırıp, çağırıp, ağlaşırken bu adam bacak bacak üstüne atıp sakince çayını yudumluyomuş.
Birileri dayanamamış sormuş. "Biz yana yakıla dua edip bağırıp çağırıyoruz sendeki bu rahatlık ne be adam !."
Adam şöyle cevap vermiş

- KURBAN OLDUĞUMUN BİR KERE İŞİNE KARIŞTIM BANA KIRK GÜN BOK YEDİRDİ, İSTER YÜZDÜRÜR, İSTER BATIRIR BEN KARIŞMAM KARDEŞİM.

Yorum yap

Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Gaziantep Hakimiyet Gazetesi ve hakimiyetgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin