“BU MEMLEKETİN TAMAMINI FETÖ ‘YE TESLİM ETTİLER”

İyi Parti Şehitkamil Belediye Başkan Adayı Bekir Öztekin, Gaziantep’te konuşulmayanları konuştu. Öztekin, açıklamalarıyla dikkatleri üzerine çekecek gibi…
“BU MEMLEKETİN TAMAMINI FETÖ ‘YE TESLİM ETTİLER”

İYİ Parti Şehitkamil Belediye Başkan Adayı Bekir Öztekin, Hakimiyet Gazetesini ziyaret ederek, sorularımızı cevaplandırdı. Gündeme dair çok sert ve özel açıklamalarda bulundu. Partisinin aday adaylığı sırasındaki sert eleştirileri ve çıkışları ile, “Muhalefet gibi konuşuyor” tepkilerine de maruz kalan Bekir Öztekin, şimdiye kadar hiçbir yerde sorulmamış sorularımıza verdiği cesur ve sert açıklamalarıyla, bugün Hakimiyet okurlarıyla buluşuyor.

“FETÖ İLE İÇ İÇE OLAN, ONLARA AĞITLAR YAKAN, ŞİİRLER OKUYAN, BAŞ TACI EDENLER HALEN GÖREVLERİNE DEVAM EDİYORLAR”

31 Mart yerel seçimleri öncesinde seçim çalışmalarını sürdüren İYİ Parti Şehitkamil Belediye Başkan Adayı Bekir Öztekin, Hakimiyet Gazetesi’ne önemli açıklamalarda bulundu. Öztekin, Gaziantep’te siyasi süreci alt-üst edecek açıklamalarıyla dikkat çekti. Öztekin’in en çarpıcı açıklaması ise, “Son 6-7 yıllar içerisinde yanlış giden şeyler için çok ciddi parti içi muhalefet yaptım. Sebebi de kimliğim itibarı ile haksızlığa, hukuksuzluğun her şekline isyan ederim. Hakkaniyetsizliğe isyan ederim. Özellikle bu memleketin tamamını FETÖ ‘ye teslim ettiler. Eğitimi, emniyeti, bürokrasiyi, yargıyı teslim ettiler ve biz o zaman da isyan ettik. Uyarmaya da çalışarak “yumurtaların tamamını bir sepete koymayın” diye karşı da çıktık. Sayın Cumhurbaşkanımızın da tabiri ile “tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet” denildi. Ama şunu gördük; siyasi arenada ki tavandakilere dokunulmadı. Siyasetteki o gün FETÖ ile iç içe olan, onlara ağıtlar yakan, şiirler okuyan, baş tacı edenler halen görevlerine devam ediyorlar. Ama, ortası ticaret denilenlerin pek çokları tarumar oldu. Tabandaki ibadet denilenlerde garibanlar tarumar oldu. O konu da FETÖ ’ye en başından karşı çıkan birisiyim. Ama maalesef milleti onlara teslim ettiler. Bir nesli kaybettik biz” dedi.



VER PARAYI AL ÖDÜLÜ!!

17 Yıllık AK Parti sürecinde, 5 yıl Şehitkamil başkan vekilliği, 5 yıl Oğuzeli Belediye Başkanlığı.. ve partinizin pek çok üst kademesinde aldığınız görevler.. Kurucularından olduğunuz partinizden neden istifa ettiniz?

AK Particinin kurucularındanım. Partiye, ilk zamanlar insanlar  çocuklarımız damgalanır  diye çekinip  gidemiyorken,biz bu partiye korkusuzca katıldık. O dönemde memleketin durumu hiç de iyi değildi. Koalisyon hükümetinden millet bıkmıştı. Ekonomide ciddi kriz vardı. Siyaset iyi gitmiyordu. Yani şartlar çokta iyi değildi. Vatandaşta bu partiye bir kurtarıcı gözü ile baktı. Bizde öyle baktık.İnsanlar yoksulluktan bıkmışlardı. Yolsuzluklardan bıkmışlardı. Yasaklardan ve vesayetten usanmışlardı. Bizde, hem yolsuzlukları hem de yoksullukları bitirecek hem de,vesayeti yasakları bitirecek,özgürlükleri hürriyetleri son derece genişletecek niyetiyle buraya katıldık ve uzun yıllarda hizmet ettik.

“Yumurtaların tamamını bir sepete koymayın”

Ama son 6-7 yıllar içerisinde yanlış giden şeyler için çok ciddi parti içi muhalefet yaptım. Sebebi de  kimliğim itibarı ile haksızlığa, hukuksuzluğun her şekline  isyan ederim. Hakkaniyetsizliğe isyan ederim. Özellikle bu memleketin tamamını FETÖ ‘ye teslim ettiler. Eğitimi, emniyeti, bürokrasiyi, yargıyı teslim ettiler ve biz o zaman da isyan ettik. Uyarmaya da çalışarak “yumurtaların tamamını bir sepete koymayın” diye karşı da çıktık. Sayın Cumhurbaşkanımızın da tabiri  ile “tabanı ibadet, ortası ticaret,t avanı ihanet” denildi. Ama şunu gördük; siyasi arenada ki tavandakilere dokunulmadı. Siyasetteki o gün FETÖ ile iç içe olan, onlara ağıtlar yakan, şiirler okuyan, baş tacı edenler halen görevlerine devam ediyorlar. Ama, ortası ticaret denilenlerin pek çokları tarumar oldu. Tabandaki ibadet denilenlerde garibanlar tarumar oldu. O konu da FETÖ ’ye en başından karşı çıkan birisiyim. Ama maalesef milleti onlara teslim ettiler. Bir nesli kaybettik biz.

“Ahbap çavuş ilişkisine dönüldü”

Ciddi manada kurumsallaşmamız gerekirken aksine tamamen uzaklaştık. Şahsiliğe döndük. Ahbap çavuş ilişkisine döndük. Menfaat ağları son derece bizi rahatsız etti. Biz yine bundan şiddetle” aman yapmayın etmeyin bu ülke bizim “ dedik ama bir türlü dinletemedik. Bu haksızlık ve hukuksuzluğun neticesinde de Şehitkamil adaylığına müracaat ederken de konuşma yaptık. Ve bu konuşmayı nasıl yaparsınız diye son derece rahatsız oldular. Sayın Fatma Şahin’inde bana söylediği; “Bu konuşmanız çok sert  oldu. Genel merkez ayağa kalktı” oldu.Ben de kendilerine “Sayın başkan konuşmalarım yanlışsa yanlış deyin” dedim. "Yanlış değil ama CHP‘liler bunları söylüyorlar” denildi. Bende eğer doğruyu CHP’liler söylüyorsa söylediği doğrulara da katılmamız lazım. Eğer genel merkez karşı çıkmışsa yolsuzluklar,haksızlıklar içinde yağa kalkması lazımdı dedim.
Uzun yıllar parti  içerisinde mücadele ettik. Oğuzeli adaylık  meselemizi biliyorsunuz. Memleketin valisi bile, bugün idare de bulunanlara ikaz ediyordu. Aday adayı ismi olan arkadaşın teknik takipte olduğunu her an için operasyon yapılabileceğini hatırlatıyordu. Bütün bunlara rağmen Fatma Şahin bu arkadaşı oraya aday yaptı. Bizim orada yüzde elli oyumuz varken, yüzde otuzla kaybettik. Halbuki şimdi ki mevcut başkan benim karşımda aday iken belediyeyi rahatlıkla almıştık. Aldığımız belediye de  her açıdan sıfırın altında bir durumdaydı. Sonrasında da bizim yaptığımız hizmetleri herkes gördü.
Bütün bu saydığımız etkenler istifamıza bizi taşıyan nedenler olmuştur.

Sayın Fatma Şahin’in aday belirmeler süreçlerindeki hamlelerini biliyoruz ama o dönem de “oldu bitti bir hamle” mi yapıldı?

Tabi ki de öyle oldu ve karşı çıkanda olmadı. O günün il başkanı da sayın Fatma Şahin de ısrarla  memleketin valisinin uyarılarına rağmen  o şahısla alakalı yukarılara gidip ısrarla kabul ettirip aday yaptırdı ve de Oğuzelin de  seçimi kaybettik.Kimse de hesap sormadı. İşte bugün görüyorsunuz benim zamanında yaptığım yolların yamasını bile yapamıyorlar. Size gayet ayıp bir hadiseden de bahsedeyim; "Bundan iki üç ay önce Oğuzeli belediyesinin benim yaptırdığım binanın altında GAZDAŞ ‘ın ofisine işim için gitmiştim. Beraber çalıştığım müdür arkadaşlarım yanıma gelerek ısrarla beni çay içmeye  yukarıdaki ofislerine davet ettiler.Israrlarını kıramayarak davetlerine icap ettim. Orada olduğumu duyan diğer personel arkadaşlarla geldiler. Aday değilim,başkan değilim,irtibatım yok. Hep beraber sohbet edip çay içerken daha çaylarımız yarım iken başkanlık katından birisi gelip diğerlerini odalarına gitmeleri hususunda uyararak başkanın teftişe çıkacağını söyledi. Orada ki herkes bana karşı mahcup olarak kalktılar. Usul ve adap dahi bilmeyen mevcut başkanın sergilemiş olduğu saygı ve davranış şeklini görebiliyor musunuz?

Şehitkamil adayısınız ama Büyükşehir ve Gaziantep ilçeleri ile ilgili daha çok konuşuyorsunuz. Muhalefet noktasın da adınız daha ön plana çıkıyor. Her yerde neden konuşuyorsunuz?

Her yerde konuşuyorum. Ben bu memlekette doğruların, iyiliklerin artması için, kötülüklerin yok olması için var olan birisiyim. Yunus Emre’ye demişler; “Sen konuşuyorsun,çok konuşuyorsun. Yeter konuşma demişler. O zaman siz bana öl diyorsunuz “demiş. Bizim görevimiz bu;iyilikleri emretmek, kötülüklere mani olmak. Bu memlekette korkunç kötülükler yürüyor. Uyuşturucu yaşı dokuza inmiş. Diyoruz ki artık şu reklamları, şovları bırakın. Şahsınızla alakalı egolarınızı bir kenara bırakın. Memleketin yavrularıyla gençleriyle ilgilenin.Kenar mahalleler tarumar. Hani kentsel dönüşüm? 30-40 km  kuzey şehre gidip yer yapacağınıza Karşıyaka, Çıksorut, Cinderesi, Kayaönü  gibi merkezdekiler yıkıp buraların kazandırılması lazımdı. Buralar milyonlarca insanı istihdam ederdi.Hem de buradaki insanlar oranın rantından kendileri faydalanırdı. Şehitkamil’i alabilirsek buralarda ciddi kentsel dönüşümler yapacağız. Rantını da buranın halkına vereceğiz.
Gaziantep iyi yönetilmiyor. Belediye başkanlarımız bol bol ödül alıyorlar maşallah. Ben bu ödüllerin nasıl alındığını da iyi bilirim.

Nasıl alınıyor?

Gayet kolay; ”Ver parayı al ödülü”. Kusura bakmayın,bu işin içinden gelen birisiyim. Eskiden Pazar yerlerinde üç kağıtçılar olurdu. Bul karoyu, al parayı..diye insanları kandırırlardı. Bizde diyoruz ki “ver parayı al ödülü!.”

Siz hiç bu şekilde ödül aldınız mı?

Hayır kesinlikle almadım, almam da. Bu ödülü illaki de alacaksanız, paralar ödeyerek almak yerine hizmet yapın ödülü millet size versin. Her gün ulusal kanallarda gezmenin bir manası var mı? Dünya kadar bu memleketin parasını verip de ulusal kanallarda gezmenin bu memlekete faydasını söyler misiniz? Gastronomi şehri diye iddia ediliyor, trilyonlar harcanıyor. Siz söyleyin Gaziantep’te kaç kişi baklava yiyebiliyor? Gaziantep belediyelerinin Ankara ve İstanbul’a yedirdiği baklavaları Antep’ten oralara yol yapsanız otoban olur. Cumhurbaşkanımız diyor ki; reklam yapmayın, görsel kirlilik yapmayın. Ama bizde tam tersini, her yerde bol reklamlarını görüyorsunuz. Bunların paraları kimlerin cebinden gidiyor? Yazık günah değil mi? Milli servet değil mi? Üstelikte iktidardasınız. 17 yılda hala bu millet sizi tanımadıysa, bu kadar reklama ihtiyaç hissediyorsanız, bana göre bu memlekette yoksunuz demektir. Dönün kendinize bir bakın. Demek ki hizmetlerinizde bir sorun var demektir.

İktidarın belediye meclislerine bakacak olursak, çok ilginç bir dağılım söz konusu. Taşra temsilcileri göremiyoruz. Sizce de taşralardan bir uzaklaşma söz konusu mu?

Zaten AK Parti eski ana kimliğinden uzaklaştı.Süratle bir sermaye partisi olma noktasında gayreti içinde. Ve o noktada da büyük başarı elde etti. Hem varoşlardan hem kırsallardan uzaklaşıldı. Ahbap çavuş ilişkisi oldukça çoğaldı. Ayrıca sanki Gaziantep’te adam yetişmiyor havasıyla aşırı derecede kibirlenme,kimseyi beğenmeme havası yaygın. Hatta ifadeleri de şu; ne yapalım Gaziantep’te listeleri dolduracak adam yok ki,  hesabıyla hareket etmeleri bize çok dokundu. Millete nasıl adam yok diyebilirsiniz? Bu millet her şeyi affeder ama adam yerine konulmamayı affetmez. Yıllardır büyükşehir belediyesi genel sekreterinin insanları tanıyan konumda olması lazımdı.insanların şahıslarına lafımız yok. Ama yerli insanlarımız dururken ithallerin gelmesini anlamsız buluyorum. Ayrıca bu giden Deniz Köken isimli arkadaş hem genel sekreterdi,hem organizenin başkanıydı hem de basketbolun başkanıydı. Demek ki süper zeki ve de hızlı. Üç önemli görev birden yürütebiliyor. Ben kendisine olan tepkimi yüzüne de söyledim.

“Gaziantep marka şehir değil!

Gaziantep mükemmel bir şehir. Ama bunların ifade ettiği şekilde bir marka şehir değil. Bunu da ısrarla iddia ediyorum. Gaziantep’in yüzde atmışı Afrika yüzde otuzu yarı Avrupa dedim. Ama insanı derseniz işte sadece o markadır. Şehir kesinlikle marka değildir. Yeşil alanımız kaldı mı? Cumhurbaşkanımız sürekli uyarıyor, dikey yapmayın,yatay yapın diye. Peki siz yatay yapılaşma görebiliyor musunuz? Metro’nun orası içler acısı durumda. Yüksek binalar yükseliyor. İlimizin havasını kestiler. Bizleri yazın sıcağına mahkum ettiler. Arzumuz iyi ve doğru idare edilsin, iz bırakılsın. Baki kalan kubbede hoş bir seda bırakılsın. Bunların gözü doymuyor. İki vadi dolusu altını olan birisi üçüncüsü de olsun diye yırtınıyor. Bunların gözünü bir avuç toprak doyursun artık diyorum.

İktidarın seçim politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Memlekette alabildiğine baskılar var. Hürriyetler kısıtlanıyor. İnsanların sesi kesiliyor. Ben  yerel bir televizyon kanalı ile  üç tane canlı yayın anlaşması yaptım. İptal ettirdiler. Allah için söyleyin neden korkuyorsunuz? Kargamış ta bir açılış ziyaretine gittik. Aracımızı nizami durdurduğumuz halde bize iki ayrı trafik cezası kesildi. Buradan idarecilere,memleketin valisine,emniyet müdürüne sesleniyorum: Araçlarımızın hepsini nizami durduğumuz halde neden tamamına keyfi cezalar kesilir. Bu hangi vicdanın eseridir söyler misiniz? Bu millete bu kadar baskı kuruluyor. Bu durum nereye kadar gidebilir?

“Biz Baas Partisi miyiz?”

Biz bir Ortadoğu ülkesi değiliz. Ben yıllarca da oralarda kaldım. İyi bilirim. Biz Baas Partisi miyiz? Herkes konuşmaya korkuyor. Bizlere şikayetlerini söylüyorlar, bıktık usandık bunlardan diyorlar ama birlikte görünmeye de korkuyorlar. Demokratik usullerde,kanunlar çerçevesinde,anayasanın teminatı altında seçimlerde herkes çıkar hür iradesini ortaya koyar, konuşur. Millette tercihini yapar. Ben yapılan tercihe saygı duyarım. Ama milletin paketlerle yardımlarla dilenciliğe alıştırılmasına karşıyım.

Eleştirileriniz çok sert değil mi? Yapılan yardımlar ihtiyaç sahipleri için önemli değil midir?

Ben vatandaşı makarnaya, kömüre mahkum etmeyin diye partinin içindeyken de uyardım. Gençlere iş üretin hizmet üretin, istihdam üretin dedik. Altı aylık bin kişi mevsimlik işçiliğe ne acıdır ki kırk dört bin kişi müracaat ediyor. Memleketin  geldiği hale bakın. 17 sene sonra devlet patates soğan satmaya başladı. İktidarın görevi bumudur? Hükümet vatandaşıyla rekabet etmez.Belediyelerde etmez. Tanzim satış yerlerinden ben halkım, şehrim, ilçem adına utanıyorum. Ayıptır. Devlet denetler,rekabet etmez. Aklımızla alay ediyorlar. Seçim için milleti kandırmaya çalışıyorlar.

Sona yaklaştıkça sahalarda hareketlendi. Sizce süreç nasıl işler?

Bizler durup dinlenmeden herkeslere ulaşmaya devam ediyoruz. Dikkat çeken bir nokta da var ki,bu şehre her gün bir bakan geliyor.Bunların başka işi yok mu Allah aşkına? Bakanlar burada gelip kaldırım asfalt mı yapacak? Siz yıllardır iktidardasınız,bu idaredesiniz. Neyin korkusu bu? Bakanlar, milletvekilleri sürekli burada. Çıksınlar belediye başkanları adayları tek başlarına gezsinler. Aynı benim yaptığım gibi. Gittiğim hiçbir yerde tek bir tepki görmedim. Biz hür irade ile adil bir şekilde yapılacak bir seçim istiyoruz.

“Bu memlekete yazık oluyor”

Vatandaştan korkunç şikayetler var. Sözde Gastronomi kenti deniliyor. Millet, en ucuzundan dahi lokantalara gidemiyor. Gidebilenler de sadece yüzde beşlik bir kesim. Ya diğer yüzde doksan beşini ne yapacağız biz? Bunların hepsi benim vatandaşım. Aç kalacaksak hep beraber aç kalacağız.
Bu memlekete yazık oluyor. Her şeyi ithal eder hale geldik. Sanayiyi, üretimi, tarımı geliştiremedik. Elimizde avucumuzda ne varsa satıyoruz.

İddia edildiği gibi FETÖ ile dolaylı ya da dolaysız bir irtibatınız oldu mu?

Benim siyasetten öte ilmi bir kariyerim var. Hocalık sıfatım siyasi sıfatımın önündedir. Meselelere bakarken de ilmi açıdan İslami açıdan bakarım. Memlekete 1993 yılında döndüm ve FETÖ’ nün hiç sempatizanı olmadım.

“Ben Cebrail’i hiç görmedim”

FETÖ başının 1995 yılında bir konuşmasını dinledim. O konuşma da  şöyle bir şey söyledi; “Ben Cebrail’i hiç görmedim. Adı anıldığı zaman  burnumun kemikleri sızlar. Eğer Cebrail yeryüzüne inip bir parti kursa ben bu partiye destek olmam” dedi ve de bu kafadaki şahsiyet yıllarca siyasetin göbeğinde dolaştı. Böyle bir şeyi değil bir hoca sıradan bir Müslüman bile söylemez. Tam bir komedi. Ve daha buna benzer pek çok saçmalıkları var. Bizim mihenk taşlarımız vardır. Yüce kitabımız, yüce peygamberimiz vardır ve meseleleri oralara sorarız. Bu adamın yüce kitabımıza ve peygamberimize hiçbir ruhu uymuyordu. FETÖ ile ne en ufak bir ne irtibatım, ne iltisakım, dolaylı dolaysız hiçbir şeyim olmadı. Sadece belediye başkanı iken diyanet ile birlikte yaptıkları Türkçe Olimpiyatlarına davet edildim. Ve Fatma hanımın  şu selamlar yolladığı programa  protokol olarak katıldım. Ama maalesef FETÖ’ nün buradaki imamı buradaki en üst kademeleriyle A protokoller de oturtuluyordu. İşlerin bir çoğunu da o idare ediyordu. Ama ne oldu? Yukarıdakilere hiçbir şey olmadı. Aşağıdaki garibanlar gitti. Bugün o garibanların haksız olarak yargılanmalarına yine biz karşı çıkıyoruz. Çünkü devlet bunların önünü açarak okul, banka açmasına resmi izin verdi. Sonrada gidenleri cezalandırdı. Fiili olarak suça karışanlara zaten bizde gereği neyse yapılsın diyoruz. Ama yukarıda bunları teşvik edenlere bir şey yapmıyorsunuz. Benim inancım da “bir kavime düşmanlığınız sizi adaletsizliğe götürmesin” düsturu önemlidir.”

GÜNDEM
Merve Tanrıöver
17.03.2019

Yorum yap

Not: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Gaziantep Hakimiyet Gazetesi ve hakimiyetgazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Diğer Haberler
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin